Programın moderatörlüğünü Geyve Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Dilek Sürmeli üstlenirken, söyleşide notaların insan ruhuna dokunuşu, makamların tedavi edici gücü ve müziğin tarihsel süreçteki yeri üzerine önemli değerlendirmeler yapıldı.

“Hayatımız iki güzel ses arasında geçer”

Medeniyetimizde sesin merkezi bir yere sahip olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Hakkı Turabi, insan hayatının sesle başladığını ve sesle sona erdiğini ifade etti. Turabi,
“İnsanın hayatı kulağına okunan ezanla başlar, Hüseyni makamındaki salâlarla sona erer. Yani ömrümüz iki güzel ses arasında geçer” dedi.

Müziğin şifa veren yönü

Müziğin sadece estetik bir unsur olmadığını, aynı zamanda tedavi edici bir yönü bulunduğunu belirten Turabi, makamların insan üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
“İbn-i Sina’nın ortaya koyduğu dört sıvı teorisine göre hastalık, bu sıvıların dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkar. Makamlar ise farklı frekanslarla bu dengeyi yeniden kurmaya yardımcı olur” ifadelerini kullandı.

Amasya’da bulunan tarihi Darüşşifa’nın müzikle tedavi merkezi olarak yeniden işlevlendirilmesi sürecine de değinen Turabi, bu kapsamda hazırlanan eserlerin hastalıklara, burçlara ve günün farklı zamanlarına göre düzenlendiğini söyledi.

“Kâinatta her şey bir uyum içinde”

Müziğin evrensel boyutuna da değinen Turabi, kâinattaki düzen ile müzik arasında güçlü bir bağ olduğunu ifade etti.
“Pisagor’un da ifade ettiği gibi gök cisimleri hareket ederken bir ses çıkarır. Biz buna kozmik müzik diyoruz. Kâinatta her şey dönerek tekâmül eder ve bu düzen müzikle doğrudan ilişkilidir” dedi.

Gençlere müzik tavsiyesi

Gençlerin müzikle kurduğu bağın güçlendirilmesi gerektiğini belirten Turabi, geleneksel müziğin doğru şekilde aktarılmasının önemine vurgu yaptı.
“Müzik bir medeniyetin vitrinidir. Dinlediğiniz müzik size sadece ses değil; bir inanç, ahlak ve yaşam kültürü de taşır. Bu nedenle müzik seçiminde bilinçli olmak gerekir” ifadelerini kullandı.

Kaynak: SUBÜ