Meral Akşener'i açıklamaları ise şu şekilde;

Biz milletimize bir söz verdik. Milletin sesini bastıran değil, duyuran olacağımıza söz verdik. Milletin taleplerini hiçe sayan değil, gerçekleştiren olacağımıza söz verdik. Bu bizim kurtuluş felsefemizdir. Bu bizim temel ilkemizdir. Bu İYİ Parti’nin varoluş sebebidir. Biz dayatmalara direnerek geldik, biz kirli pazarlıklara direnerek geldik.

İKİ İSİM ÖNERDİK

Dün gerçekleşen toplantıda ortak cumhurbaşkanının adayın kim olacağını tartıştık.

Dün 5 siyasi parti ortak aday olarak Kemal Kılıçdaroğlu’nun adını söylediler.

“Biz de İYİ Parti olarak; 3 yılı aşkın bir süredir; sokaklarda, dükkânlarda ve meydanlarda, sıklıkla duyduğumuz; milletimizin, yoğun bir teveccüh gösterdiğine, hemen her yerde, şahit olduğumuz; Ve yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında da, uzun süredir; Sayın Erdoğan'a karşı, açık ara kazandığını gördüğümüz, iki ismin, adaylığı konusunda, görüşümüzü beyan ettik.

Bu iki isim; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız, Sayın Mansur Yavaş ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız, Sayın Ekrem İmamoğlu'ydu.

Ayrıca aday belirleme sürecinin, sağlıklı yönetilmesi için; her bir siyasi partinin, ayrı ayrı belirleyeceği, araştırma şirketlerinin, yapacakları çalışmalar ışığında, Ortak Cumhurbaşkanı adayının, veriye dayalı, rasyonel ve objektif bir usul ile belirlenmesini de önerdik. Ancak maalesef ve maalesef; bu görüş ve önerilerimiz, masadaki paydaşlar tarafından, kesin bir biçimde reddedildi. Yani milletimizin haklı beklentilerini, Masa'nın kararlarına, yansıtma çabamız reddedildi. Ve 6'lı masanın, son toplantısında, bir “anlayışa” varıldı.

“Bu vesileyle, anlamış olduk ki; şahsi hırslar, Türkiye'ye tercih edilmiştir. Anlamış olduk ki; kişisel ajandalar uğruna, mübah sayılan, kuyruklu yalanlar; milletin kazandığı, bir büyük hakikate, tercih edilmiştir. Anlamış olduk ki; yenilgi yenilgi büyüyen, küçük hesaplar, 85 milyonun kazandığı, kutlu bir zafere tercih edilmiştir. “ şeklinde konuştu.

ALTILI MASA NOTER MASASI OLDU

İYİ Parti'yi biz bunun için kurmadık. Önce ben, Önce İYİ Parti” yerine “Önce millet, Önce memleket” demekten asla vazgeçmedik. Yeri geldi; parti çıkarlarımızı göz ardı edip, milletimiz için fedakârlık ettik. Yeri geldi; şahsi hedeflerimizi kenara itip, milletimiz için feragat ettik. Yeri geldi; siyasi hesapları reddedip, milletimizin için inat ettik. Hakarete uğradık, dişimizi sıktık. İftiraya uğradık, göğüs gerdik. Linç edildik, yıkılmadık. Bıkmadan, usanmadan, vazgeçmeden; Konuştuk, anlattık, dinlettik, gösterdik… Ancak, ne yazık ki, olmadı, olamadı…

Üzülerek söylüyorum ki; geldiğimiz son noktada, dün itibariyle, 6'lı masa, artık, millet iradesini, kararlarına yansıtma kabiliyetini, kaybetmiştir.

Bu masa artık potansiyel adayların tartışabildiği ortak akıl platformu olmaktan çıktı. Ne bir kumar masasında ne bir noter masasında olmayacağız. 85 milyonun geleceğini tehlikeye atmayacağız. Cumhuriyetimizin yeni asrını göz göre göre hiç etmeyeceğiz.

İMAMOĞLU VE YAVAŞ’A ÇAĞRI

Ülkemizi sadece kriz üreten ucube sisteme teslim etmeyeceğiz. Biz demeye devam edeceğiz. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çağrıda bulunmak istiyorum. Siz bu milletin iradesiyle seçildiniz. Tüm iftiralardan alnızın akıyla çıktınız.

Ne mutlu size ki; Milletimiz, gayretlerinizi gördü, yanınızda durdu. Milletimiz, samimiyetinizi anladı, başının üstünde taşıdı. Milletimiz, sizleri sevdi, bağrına bastı. Ve bugün de; çok kritik bir kırılmanın eşiğinde, sizi göreve çağırıyor.

YA TARİH YAZACAĞIZ

Tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi, bugün de; vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı, tehlike altındayken, Saray hükûmeti, üzerine düşen sorumluluğu, yerine getiremeyip,
milletimizi, yokluğa mahkûm ederken; 100 yıl önce olduğu gibi, bugün de, milletimiz;
İstiklalini, yine kendi azim ve kararına bağlamıştır. Size de, ateşten bir gömlek giymeyi, vazife kılmıştır.

100 yıl sonra, bugün de; bu vazife, prangalardan sıyrılıp, milletin sinesine varmayı emretmektedir. Hiç şüphemiz yok ki, bu vazife; reddedilemez bir vazifedir. Çünkü bu çağrının sahibi, millettir! Çünkü bu sözün sahibi, millettir!

Ya; ışıl ışıl bir güneşin altında dimdik duracağız; ya da uzayan gölgelerde kaybolacağız!
Ya; şanlı bir mücadelede, milyonlarla yürüyeceğiz; ya da trajik bir hikâyede, figüranlık yapacağız! Ez cümle; ya, tarih yazacağız; ya da tarih olacağız!

Editör: Şevval Geçin