Zafer Partisi GİK Üyesi Uzman Dr. Cihan Kolip, kaleme aldığı haftalık yazısında sel, deprem ve iş kazaları gibi olayların ardından kullanılan “kader” söylemini ele aldı.
Olağanüstü yağışların ve küresel iklim değişikliğinin şehirlerin karşı karşıya olduğu riskleri artırdığını belirten Kolip, bunun yöneticilerin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını savundu.
“SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRIR MI?”
Yaşanan can kayıplarının ardından yapılması gerekenlerin sorgulanması gerektiğini ifade eden Kolip, “Bir insanın hayatını kaybetmesinden sonra ‘kader’ demek, o insanın hayatını korumak için yapılması gerekenleri yapıp yapmadığımız sorusunu ortadan kaldırmaz” ifadelerini kullandı.
Kolip, “O şartları kim oluşturdu? O mekânı kim denetledi? O güvenlik önlemlerini kim almalıydı? O altyapıyı kim planladı?” sorularını yönelterek, önlenebilir ölümlerde insan ve kamu sorumluluğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
“FELAKETTEN ÖNCE BİLİMİ DİNLEMELİYİZ”
Doğal olayların engellenemeyeceğini ancak ortaya çıkaracağı sonuçlara karşı önlem alınabileceğini kaydeden Kolip; bilim, mühendislik, meteoroloji, erken uyarı sistemleri, risk haritaları, deprem yönetmelikleri ve şehir planlamasının önemini vurguladı.
Kolip, “21. yüzyılda bize düşen, felaket olduktan sonra kaderi anlatmak değil; felaket gelmeden önce bilimin söylediğini dinlemektir” değerlendirmesinde bulundu.

SAKARYA'NIN DEPREM GERÇEĞİNE DİKKAT ÇEKTİ
Sakarya'nın deprem riskini de gündeme taşıyan Kolip, olası büyük bir depremin ne zaman gerçekleşeceğinin bilinemeyeceğini, bu nedenle hazırlıkların önceden yapılması gerektiğini ifade etti.
Kolip daha önce 17 Ağustos 1999 depreminin 27'nci yıl dönümünde yaptığı açıklamada da Sakarya'nın depreme hazırlığını eleştirmiş ve bilim, teknoloji, mühendislik ile doğru şehirleşmenin önemine dikkat çekmişti.
“İNSAN HAYATI İHMALLERİN BEDELİNİ ÖDEMEMELİ”
Afetlerin ardından yapılan açıklamalardan ziyade afet öncesinde alınan önlemlerin önemli olduğunu savunan Kolip, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Deprem olduğunda ‘Takdir-i ilahi’ demek kolaydır. Zor olan, deprem olmadan önce binayı sağlamlaştırmak, planlı ve dirençli şehirler inşa etmektir. Sel olduktan sonra ‘Doğaya karşı konulamaz’ demek kolaydır. Zor olan, dere yatağına yapılaşmaya izin vermemektir.”
Kolip, açıklamasının sonunda akıl, bilim, liyakat, adalet ve insan hayatını merkeze alan bir şehir anlayışına ihtiyaç olduğunu belirterek, “Çünkü insan hayatı, ihmallerin bedelini ödemek zorunda değildir” ifadelerini kullandı.




