Artan üretim maliyetleri ve düşük fındık fiyatlarına tepki göstermek amacıyla Kocaali’de bir araya gelen fındık üreticilerinin traktörleriyle oluşturduğu konvoy hakkında konuşan Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Ali Şener Bayraktar, sitemize özel açıklamalarda bulundu.
“FEDAKARLIK GÖREMİYORUZ”
Kocaali’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) 8 binin üstünde kayıt varken gerçekleştirilen protestoda çok sayıda çiftçi olmamasına değinen Bayraktar, “Protestoyu gerçekleştiren üreticileri kutluyorum. Çünkü onlar emeğine ve ürününe sahip çıkan üreticiler. Ancak burada ifade etmek istediğim önemli bir konu var. Kocaali'de ÇKŞ'ye kayıtlı 8 binin üzerinde fındık üreticisi bulunuyor. Herkes sosyal medyada yaşadığı sorunlarla ilgili bir şeyler yazıyor, paylaşımlar yapıyor. Fakat konu hakkını aramaya, emeğine sahip çıkmaya ve bunun için sahaya çıkmaya geldiğinde maalesef aynı duyarlılığı göremiyoruz. Kimse rahatından fedakârlık yapmak, konfor alanından çıkmak istemiyor. O gün gerçekleştirilen eylemde kaç kişinin bulunduğunu hepimiz gördük.” dedi.
ORTAK İRADE
Üreticilerin, sorunlarını hiçbir çaba göstermeden çözebileceğini düşündüğünü söyleyen Başkan Bayraktar, “ Bu tür sorunların çözümü için bir araya gelmek ve ortak bir irade ortaya koymak gerekiyor. Söz konusu eylem de ziraat odalarına herhangi bir talepte bulunulmadan, tamamen üreticilerin kendi insiyatifleriyle bir araya gelerek gerçekleştirdiği bir eylemdi. Sosyal medya üzerinden kurdukları platform aracılığıyla duyurusunu yaptılar. Bunun yanı sıra kahvehanelerde, çarşıda ve pazarda da eylem yapılacağı birbirlerine aktarıldı. Dolayısıyla “Ben böyle bir eylem yapılacağını duymadım” diyecek insan sayısının bölgede çok fazla olduğunu düşünmüyorum.” ifadelerini kullandı.
“ÜLKENİN GENEL SORUNU”
Üreticilerin hakkını aramak için bir araya gelmesinin değerli olduğunu belirten Bayraktar, “Biz zaman zaman bu konuda eleştiriler de alıyoruz. Şunu açıkça ifade etmek isterim: Ziraat odaları miting yapmaktan ya da çiftçinin hakkını aramaktan çekinmez. Ancak ziraat odalarının tek başına meydanlara çıkıp eylem yapmasının da bir anlamı yok. Çiftçi bu konuda duyarlı olacak, emeğine sahip çıkacak ve haklarını aramak için bir araya gelecek. Üreticilerden böyle bir talep ve irade geldiği sürece ziraat odaları geçmişte olduğu gibi bugün de gerekli eylemleri gerçekleştirir. Maalesef ülkemizdeki genel sorunlardan biri de sosyal medyada paylaşım yapmakla hakkını aramak arasındaki farkın yeterince ortaya konulamaması.” dedi.
DOĞRUDAN İLETİLMELİ
Bayraktar, “Üreticilerimizin gerçekten ciddi sıkıntıları var, artan maliyetler karşısında üretici zor durumda. Ancak bu sorunların yalnızca sosyal medyada dile getirilerek ya da oturduğumuz yerden çözülmesini bekleyemeyiz. Hakkını aramak isteyen üreticinin de bu sürecin içinde aktif şekilde yer alması gerekiyor. Biz de ziraat odaları olarak üreticimizin bize ilettiği her sorunu kamuoyuyla paylaşıyoruz. Bunun yanı sıra birebir yaptığımız görüşmelerle çiftçimizin sorun ve taleplerini iktidar partisinin yetkililerine de iletiyoruz. İktidar partisinin milletvekilleri ilçe ilçe, sokak sokak, meydan meydan, çarşıda ve pazarda vatandaşlarla bir araya geliyor. Ancak maalesef sosyal medyada paylaşım yapmayı yeterli gören bazı üreticilerimiz, karşılaştıkları milletvekillerine sorunlarını ve taleplerini doğrudan iletmiyorlar.” şeklinde konuştu.
TALEPLER KARŞILANDI
Üreticilerin talepleri için hayata geçirilen çözümlerden bahseden Bayraktar, “Biz bu süreçte elimizden geldiğince üreticimizin sorunlarını ilgili ve yetkili makamlara taşıyor, çözüm üretilmesi için girişimlerde bulunuyoruz. Üreticimizin taleplerinden biri de TMO'nun depo açmasıydı. Bu talep doğrultusunda Sakarya'nın farklı bölgelerinde, üreticinin ayağına gidecek şekilde alım depolarının oluşturulmasını sağladık. Karasu'da, Kocaali'de, Akyazı'da ve Hendek'te alım noktaları oluşturuldu. Bunun yanında üreticimizin kota konusunda da talepleri vardı. TMO'nun dekar başına alım kotasının 112 kilogramdan 148 kilograma çıkarılmasını sağladık. Alım şartlarıyla ilgili de taleplerimiz doğrultusunda çeşitli iyileştirmeler yapıldı. Üreticinin ürün teslimi sırasında bizzat bulunamadığı durumlarda, birinci ve ikinci derece yakınlarına vekâlet vererek ürününü teslim edebilmesinin önü açıldı.” dedi.
“TMO’NUN İMKANLARI BELLİ”
“Biz üreticimizin bize ilettiği her türlü sorunu ilgili makamlara aktarıyor ve çözüm bulunması için çalışıyoruz” diye vurgulayan Bayraktar, “Burada göz ardı edilmemesi gereken bir konu da var. Üreticimiz TMO'nun elindeki ürünün tamamını almasını istiyor. Fakat TMO'nun da ekonomik kapasitesi ve fiziki alım imkânları belli. Dolayısıyla mevcut şartlar içerisinde, imkânlar ölçüsünde üreticinin taleplerine cevap verecek çözümler oluşturulmaya çalışılıyor. TMO'nun da bununla ilgili hem ekonomik kapasitesi hem de fiziki alım şartları belli. Ülkenin içinden geçtiği ekonomik şartlar da bazı şeyleri kısıtlıyor. Hal böyle olunca da mevcut şartlar zorlanarak piyasaya bir fiyat istikrarı oluşturulmaya çalışılıyor.” ifadelerini kullandı.
ÜRETİCİ SORUMLULUKLARI
Fiyatlarda hareketlenme olmasını umut ettiklerini söyleyen Başkan Batyraktar, “İnşallah TMO'nun mevcut alımlarının artması ve piyasaya inen ürün miktarının serbest piyasadaki alıcıların talebinin altında kalmasıyla birlikte fiyatlarda da bir hareketlenme olur. Bunun yanında, devletin ilgili kurumları da rekabet ortamını bozucu ve rekabet mevzuatına aykırı şekilde ticaret yapanlarla ilgili denetimlerini sürdürüyor. Biz fındığın, hem üreticinin hem de ülkemizin kazanacağı bir fiyat seviyesinde değer bulmasını istiyoruz. Ancak burada üreticimizin de üzerine düşen sorumluluklar var. Fındık fiyatlarının yükselmesini istiyorsak, öncelikle emanete ürün verme alışkanlığından vazgeçmemiz gerekiyor. Buna rağmen hâlâ üreticilerimizin ürünlerini emanete verdiğini görüyoruz.” dedi.
“ALIŞKANLIKTAN VAZGEÇİLMELİ”
Bayraktar, “Üretici, fiyatlar yükselmiyor diye bir sorumlu arıyorsa, öncelikle kendi tutumunu da gözden geçirmeli. Elindeki ürünü herhangi bir finansman maliyeti dahi olmadan serbest piyasadaki alıcılara teslim etmek, piyasadaki fiyat hareketlerinin önünü kesen bir davranış haline geliyor. Üreticinin kısa vadede kendisini rahatlatan bu yöntemi, uzun vadede fındık piyasasının aleyhine sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle üreticilerimizin emanete ürün verme alışkanlığından mutlaka vazgeçmesi gerekiyor. Bu uygulama devam ettiği sürece fındık fiyatlarının yukarı yönlü hareket etmesi de zorlaşacaktır. Üreticilerimize çağrımız ve temennimiz şudur: Fiyatların yükselmesini istiyorlarsa ürünlerini emanete vermekten vazgeçsinler ve ürünlerine sahip çıksınlar.” şeklinde konuştu.





