İstanbul Çekmeköy'deki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde görev yapan 44 yaşındaki Biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in, 2 Mart’ta 17 yaşındaki öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülmesi Türkiye’yi yasa boğdu. Yaşanan olayın ardından Anadolu Psikologlar Derneği Başkanı Uzman Klinik Psikolog İlhan Bozkurt, olayın yalnızca bireysel bir suç değil, aynı zamanda toplumsal bir alarm olduğuna dikkat çekti.
Yeni Sakarya Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulunan Bozkurt, gençlerde görülen ani öfke patlamaları, aşırı tepki ve zarar verme eğilimi gibi erken belirtilerin asla görmezden gelinmemesi gerektiğini vurguladı. Bozkurt, “Ceza odaklı değil, erken müdahale ve rehabilitasyon temelli bir yaklaşım benimsenmelidir” dedi.
Şiddet öğrenilen bir davranış
Şiddetin çoğu zaman öğrenilen bir davranış olduğunu belirten Bozkurt, çocukların aile içinde maruz kaldıkları veya tanık oldukları şiddeti bir çözüm yöntemi olarak benimseyebildiğini söyledi. “Çocuk aile içinde şiddete maruz kalıyorsa ya da şiddete tanıklık ediyorsa bunu normal bir çözüm yolu olarak öğrenebilir. Sorunla karşılaştığında konuşmak yerine vurmayı, bağırmayı ya da zarar vermeyi tercih edebilir” ifadelerini kullandı.
Akran zorbalığının da zincirleme bir etki yarattığını belirten Bozkurt, zorbalığa maruz kalan çocukların zamanla zorba rolüne bürünebildiğini kaydetti. Bozkurt, “Öfke, değersizlik ve intikam duygusu saldırgan davranışlara dönüşebilir. Bu döngü kırılmadığında şiddet giderek yaygınlaşır” dedi.
Sosyal baskı ve stres etkili
Sosyo-ekonomik zorlukların da gençler üzerinde önemli bir baskı oluşturduğunu belirten Bozkurt, yoksulluk, umutsuzluk hissi, akademik baskı ve başarısızlık duygusunun yoğun stres yarattığını ifade etti.
“Bu durum gençlerin kendilerini değersiz hissetmesine ve öfke kontrolünde zorlanmalarına neden olabilir” diye konuştu.
Ergenlik döneminin biyolojik etkilerine de değinen Bozkurt, bu dönemde dürtü kontrol mekanizmalarının henüz tam gelişmediğini belirterek risk alma eğiliminin arttığını ve kontrolsüz tepkilerin daha sık görülebildiğini söyledi.
Dijital ortam şiddeti normalleştirebiliyor
Sosyal medya ve dijital oyunların etkisine de dikkat çeken Bozkurt, şiddetin sanal ortamda normalleştiğini ifade etti. “Şiddet içerikli oyunlar ve içerikler gençlerde ‘bana bir şey olmaz’ algısı oluşturabiliyor. Sanal ortamda kazanılan güç hissi gerçek hayata taşınabiliyor. Oyunlardaki şiddet dili ve küfür kültürü sokakta ve okulda davranışa dönüşebiliyor” dedi.
Öfke kontrol problemlerine dikkat
Bozkurt, öfke kontrol problemi yaşayan gençlerde görülebilecek bazı önemli belirtileri de sıraladı. Ani ve orantısız öfke patlamaları, küçük uyaranlara aşırı tepki verme, eşyalara ya da kişilere zarar verme, sürekli gerginlik hali, tartışma ve kavgadan kaçınmama, uyku ve iştah bozuklukları ile okul devamsızlığının önemli sinyaller olduğuna dikkat çekti.
Okullarda şiddet riski
Ortaokul ve lise çağında şiddetin daha görünür hale gelebildiğini ifade eden Bozkurt, okul koridorlarında, bahçelerde veya teneffüslerde fiziksel kavga, itiş kakış ve toplu saldırı gibi olayların yaşanabildiğini söyledi. Bu görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasının ise şiddeti teşvik edebileceğine dikkat çekti.
Ailelere önemli görev düşüyor
Aile içi iletişimin büyük önem taşıdığını vurgulayan Bozkurt, “Duygularını ifade edemeyen ve anlaşılmadığını hisseden genç, öfkesini şiddetle dışa vurabiliyor. Anne-baba tutumundaki tutarsızlık, aşırı otoriter ya da aşırı hoşgörülü yaklaşımlar riski artırır” dedi.
Ailelerin çocuklarıyla yargılamadan, düzenli ve kaliteli iletişim kurması gerektiğini belirten Bozkurt, ekran süresinin de mutlaka denetlenmesi gerektiğini söyledi. Şiddet içerikli oyun ve içeriklere izin verilmemesi gerektiğini ifade eden Bozkurt, çocukta insanlara veya canlılara yönelik şiddet eğilimi görülmesi halinde mutlaka bir ruh sağlığı uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.
“Bu hepimizin sorumluluğu”
Toplumsal farkındalığın önemine dikkat çeken Bozkurt, şiddet haberleştirilirken çocuğun mahremiyetinin korunması gerektiğini, ancak sorunun gizlenmemesi gerektiğini ifade etti. Okullarda rehberlik çalışmalarının artırılması ve akran zorbalığıyla mücadelede uzmanların aktif rol alması gerektiğini belirtti.
Bozkurt sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu sorun tek bir kesimin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Erken yaşta ortaya çıkan davranışlar görmezden gelinmemeli. Bugünün öfkeli ergeni yarının daha büyük toplumsal sorunlarına dönüşebilir. Birlikte hareket edersek gençlerimizi koruyabilir ve sağlıklı bir geleceğe taşıyabiliriz.”
Fotoğraf: Gülten Işık





