Yazısında, bu toprakların yalnızca devlet adamları değil, aynı zamanda gönül adamları da yetiştirdiğini vurgulayan Karataş, Yunus Emre ve Abdürrahim Karakoç’un farklı çağlarda yaşamalarına rağmen aynı manevi özü taşıdıklarını ifade etti. Yunus Emre’nin 13. yüzyıl Anadolu’sunda sevgi, ahlak ve iman ekseninde insanı inşa ettiğini belirten Karataş, Abdürrahim Karakoç’un ise modern dönemin yozlaşmış düzenine karşı kalemiyle vicdanları uyandırdığını dile getirdi.

Karataş, Yunus Emre’nin, “Bir kez gönül yıktın ise / Bu kıldığın namaz değil” dizelerini hatırlatarak, onun sözlerinin yalnızca şiir değil, aynı zamanda bir iman ölçüsü olduğuna işaret etti. Yunus’un derdinin şöhret ya da makam değil, insanın kalbine Allah sevgisini yerleştirmek olduğunu ifade eden yazar, toplumun da ancak kalpler düzeldiğinde düzelebileceğini vurguladı.

Abdürrahim Karakoç’un ise çağının şartları gereği daha sert, daha sarsıcı bir üslupla hakikati dillendirdiğini belirten Karataş, onun şiirlerinde bazen bir dua, bazen bir isyan, bazen de bir tokat bulunduğunu söyledi. Karakoç’un yozlaşmış siyasete, menfaat uğruna inancını kaybedenlere ve çürüyen düzene karşı durduğunu aktaran Karataş, her iki ismin de hakikatin peşinden yürüdüğünü kaydetti.

Bugün şiirin çok, fakat ruhun ve hikmetin az olduğunu ifade eden Karataş, Yunus gibi gönül adamlarının azaldığını, Karakoç gibi doğruları cesurca söyleyen kalemlerin ise susturulmak istendiğini söyledi. Ancak hakikatin sesinin her çağda yaşamaya devam edeceğini belirten Karataş, Yunus Emre’nin nefesinin bu topraklarda hâlâ hissedildiğini, Abdürrahim Karakoç’un kaleminin ise vicdanları titrettiğini vurguladı.

Yazısını “Selam ve dua ile” sözleriyle tamamlayan Osman Karataş, “Ne zaman insan oluruz? Hakikatin ilmini anladığımızda” ifadeleriyle de okuyucularına derin bir düşünce kapısı araladı.

FOTOĞRAF: SOSYAL MEDYA

Kaynak: haber merkezi