İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturmaların piyasalarda oluşturduğu dalgalanmalar, ABD’nin yeni gümrük tarifeleri, zirai don ve kuraklık, bölgesel savaş riskleri ve siyasi gündemdeki gelişmelerin gölgesinde yürütülen programda, ekonomi yönetimi enflasyonu düşürme hedefinden vazgeçmedi.
Enflasyon Yarıya Yakın Geriledi
Programın en dikkat çeken sonucu enflasyondaki düşüş oldu. 2023 sonunda yüzde 64,8 seviyesinde bulunan yıllık tüketici enflasyonu, 2026 itibarıyla yüzde 32,6 seviyesine geriledi.
Mehmet Şimşek’in göreve başladığı Haziran 2023’te yüzde 38,2 olan yıllık enflasyonun önce yükselip ardından düşüş trendine girmesi, uygulanan sıkı para politikasının etkilerinin görülmeye başladığı şeklinde değerlendiriliyor.
Ekonomi yönetimi, yıl sonu için enflasyonun yüzde 20’li seviyelerin ortalarına kadar gerilemesini hedefliyor.
Büyüme Devam Etti Ancak Yavaşladı
Enflasyondaki düşüşün ekonomik büyüme üzerinde maliyeti de oldu.
2023 yılında yüzde 5 büyüyen Türkiye ekonomisinin büyüme hızının 2026 yılında yüzde 3,6 seviyesine gerilemesi, iç talebi kontrollü şekilde yavaşlatmaya yönelik politikaların sonucu olarak görülüyor.
Buna rağmen ekonominin büyümeye devam etmesi, programın önemli kazanımları arasında gösteriliyor.
Sanayi Üretiminde Gerileme Dikkat Çekti
Programın en çok eleştirilen yönlerinden biri ise üretim tarafında yaşanan yavaşlama oldu.
2023 yılında Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içerisinde yüzde 22,8 olan sanayinin payı, 2026 itibarıyla yüzde 17,9’a geriledi.
Yüksek faiz oranları ve finansman maliyetleri nedeniyle üreticilerin zorlandığı belirtilirken, iş dünyası temsilcileri son dönemde sık sık “üretimsiz dezenflasyon olmaz” değerlendirmesinde bulunuyor.
Dış Ticaret ve Cari Açıkta İyileşme
Ekonomide olumlu gelişmelerin yaşandığı alanlardan biri de dış denge oldu.
- Dış ticaret açığı 106,3 milyar dolardan 93,6 milyar dolara düştü.
- Cari açığın milli gelire oranı yüzde 3,6’dan yüzde 2,4’e geriledi.
Turizm gelirlerindeki artış ve iç talepteki yavaşlama, dış dengedeki iyileşmeye katkı sağladı.
İşsizlik Geriledi
İşgücü piyasasında da görece olumlu bir tablo ortaya çıktı.
2023 yılında yüzde 9,4 olan işsizlik oranı, 2026 itibarıyla yüzde 8,2 seviyesine düştü.
Buna karşın işgücüne katılım oranının yüzde 53,3’ten yüzde 52,7’ye gerilemesi, istihdam tarafındaki iyileşmenin sınırlı kaldığını gösterdi.
Bütçede Faiz Yükü Arttı
Programın kamu maliyesine etkileri ise tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Sıkı para politikası nedeniyle bütçeden ödenen faiz giderlerinin payı yüzde 10,2’den yüzde 14,9’a yükseldi.
Ekonomistler, önümüzdeki dönemde fiyat istikrarı ile mali disiplin arasındaki dengenin korunmasının ekonomi yönetiminin en önemli sınavlarından biri olacağını belirtiyor.
Türkiye’nin Risk Primi Sert Düştü
Programın uluslararası piyasalardaki en önemli sonuçlarından biri de Türkiye’nin risk priminde yaşanan gerileme oldu.
Haziran 2023’te yaklaşık 500 baz puan seviyesinde bulunan Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi, 2026 itibarıyla 230 baz puan seviyelerine kadar düştü.
Yaklaşık 270 baz puanlık düşüş, Türkiye’nin dış finansmana erişim maliyetini azaltırken, uluslararası yatırımcıların Türkiye ekonomisine yönelik risk algısında da önemli bir iyileşme sağladı.
Yeni Dönemin Sorusu
Üç yıllık tablo, enflasyon ve dış denge alanında önemli ilerlemeler sağlandığını ortaya koyarken; üretim, sanayi yatırımları ve finansman maliyetleri konusunda yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
Ekonomi çevreleri, önümüzdeki dönemde enflasyondaki düşüşün kalıcı hale getirilmesinin yanı sıra üretimi, yatırımı ve ihracatı destekleyecek politikaların hayata geçirilip geçirilemeyeceğini yakından takip ediyor.





