Sanal kumar, dijital ortamların sunduğu kolay erişim nedeniyle gençler başta olmak üzere toplumun her kesimi için giderek daha ciddi bir risk ve büyük bir tehdit haline geliyor. Konu ile ilgili sitemize özel açıklamalarda bulunan Klinik Psikolog Ceyda Topal, sanal kumar bağımlılığının erken belirtilerini, tedavi sürecini, ailelerin yaklaşımlarını ve gençleri korumak için alınabilecek önlemleri anlattı.

UYARI İŞARETİ
Sanal kumar bağımlılığının hangi aşamada bir problem haline geldiğini anlatan Topal, “Sanal kumarda temel ölçüt yalnızca kişinin ne kadar para kaybettiği ya da ne kadar süre oynadığı değildir. Asıl dikkat edilmesi gereken, kişinin kumar davranışı üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başlaması ve kumarın hayatında giderek daha fazla yer kaplamasıdır. Dünya Sağlık Örgütü de kumar bozukluğunu; kumarı kontrol etmekte zorlanma, kumara diğer yaşam alanlarının önüne geçecek ölçüde öncelik verme ve olumsuz sonuçlarına rağmen devam etme üzerinden tanımlanıyor. Örneğin kişi sürekli kumarı düşünüyorsa, kaybettiklerini geri kazanmak için tekrar tekrar oynuyorsa, giderek daha fazla para yatırıyorsa, ailesinden veya çevresinden kumar oynadığını gizliyorsa, borçlanıyorsa ya da okul, iş ve aile sorumluluklarını ihmal etmeye başladıysa burada ciddi bir riskten söz edebiliriz. Özellikle “Kaybettiğimi geri kazanmalıyım” düşüncesi, kumar bağımlılığında önemli bir uyarı işaretidir.” dedi.
OYUNLARA DİKKAT
Oyunlardaki ödül kutuları, şans mekanikleri veya benzer sistemlerin çocuk ve gençlerde kumar davranışını normalleştirdiğini belirten Topal, “Özellikle çocuklar ve gençler açısından bu konu dikkatle ele alınmalıdır. Günümüzde oyun oynama ile kumar arasındaki sınırlar bazı dijital ortamlarda giderek bulanıklaşabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü de oyunlarda bulunan kumar benzeri unsurların, örneğin ödül kutuları ve mikro işlemlerin, kumar davranışına geçiş açısından risk oluşturabileceğine ve oyun ile kumar arasındaki sınırların giderek belirsizleştiğine dikkat çekiyor. Burada her ödül kutusunun veya her şans mekanizmasının doğrudan kumar bağımlılığına yol açtığını söylemek doğru olmaz. Ancak çocuğun para vererek belirsiz bir sonuç elde etmeye alışması, “şansımı bir kez daha deneyeyim”, “bir sonraki kutudan mutlaka çıkacak” gibi düşüncelerin gelişmesi ve kaybedilen paranın ardından yeniden deneme davranışının pekişmesi önemli riskler oluşturabilir. Bu nedenle çocuklara yalnızca “Bu oyun kötü” demek yerine şans, risk, para ve kayıp kavramlarını erken yaşlardan itibaren öğretmek önemlidir.” ifadelerini kullandı.
PROFESYONEL DESTEK ÇAĞRISI
Çocuklarının veya yakınlarının sanal kumar oynadığını fark eden ailelerin dikkat etmesi gereken konulara değinen Topal, “İlk ve en önemli nokta suçlayıcı ve yargılayıcı bir dil kullanmamaktır. “Sen iradesizsin”, “Bizi mahvettin” ya da “Bir daha yaparsan seni silerim” gibi ifadeler kişinin yardım aramasını zorlaştırabilir. Bağımlılık, yalnızca kişinin iradesizliğiyle açıklanabilecek bir durum değildir ve bırakma sürecinde profesyonel destek önemli bir rol oynar. Bununla birlikte destek olmak, kumar davranışının ortaya çıkardığı sonuçları tamamen üstlenmek anlamına gelmez. Örneğin kişinin her para istediğinde para vermek, borçlarını sürekli kapatmak veya finansal sorumluluklarını tamamen üstlenmek doğru bir yaklaşım olmayabilir. Aile, sakin bir şekilde kaygısını ifade etmeli, gerekli finansal sınırları koymalı ve kişinin profesyonel yardım almasını desteklemelidir. Bu süreçte ailenin de desteğe ihtiyacı olduğunu unutmamak gerekir. YEDAM, yalnızca kumar oynayan kişiye değil, aile üyelerine de görüşmeler yoluyla destek sunmaktadır. Aile görüşmelerinde para yönetimi, aile içi ilişkiler ve kişinin kumar davranışı karşısında nasıl bir tutum sergilenebileceği gibi konular ele alınarak, ailelerin bu süreci daha sağlıklı şekilde yönetmelerine yardımcı olunmaktadır. Böylece hem kumar oynayan kişinin iyileşme süreci desteklenmekte hem de ailenin yaşadığı zorluklarla baş etme becerileri güçlendirilmektedir.” dedi.
KİŞİYE GÖRE ŞEKİLLENİYOR
Sanal kumar bağımlılığının tedavisinde yararlanılan yöntemlerin kişinin ihtiyaçlarına göre şekillendiğini söyleyen Topal, “Tedavi kişiye göre planlanmalıdır. Psikoterapiler, özellikle bilişsel davranışçı terapi ve motivasyonel görüşme, kumar bozukluğunda kullanılan ve bilimsel olarak desteklenen yaklaşımlar arasındadır. Dünya Sağlık Örgütü, uzun süreli bilişsel davranışçı terapi ve motivasyonel görüşmeyi en fazla kanıt bulunan tedavi yaklaşımları arasında göstermektedir. Tedavide yalnızca kumar oynama davranışına odaklanmak yeterli olmayabilir. Kişinin kumar oynama isteğiyle baş etmesi, kumara yönelten düşünce ve davranışlarını fark etmesi, stres ve olumsuz duygularla daha sağlıklı başa çıkma yöntemleri geliştirmesi ve tekrar kumar oynamayı önleyici beceriler kazanması hedeflenir. Kişinin klinik durumuna ve ihtiyaçlarına göre ilaç tedavisi de uygulanabilir. İlaç tedavisi, psikoterapi ve psikososyal destekle birlikte veya uygun görülen durumlarda ayrı olarak, psikiyatri uzmanının değerlendirmesi doğrultusunda planlanır. Burada önemli olan, tedavinin her kişi için aynı şekilde uygulanmaması ve kişinin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesidir.” dedi.
KURTULMAK MÜMKÜN
Kumar bağımlılığından kurtulmanın mümkün olduğunu söyleyen Topal, “Kumar bağımlılığıyla mücadelede düzelme mümkündür. Ancak bunu “bir kez tedavi oldum ve konu tamamen kapandı” şeklinde değerlendirmemek gerekir. Bağımlılık tekrarlarla seyredebilir ve kişinin uzun vadede kumardan uzak kalabilmesi için korunma stratejileri geliştirmesi gerekebilir. Kumar bağımlılığını, şeker hastalığına benzetebiliriz. Şeker hastalığında nasıl ki kişi tedaviyle ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığını kontrol altında tutabiliyor ancak yeniden dikkat etmesi gereken durumlar ortaya çıkabiliyorsa, kumar bağımlılığında da kişi kumarı bıraktıktan sonra hayatını yeniden düzenleyebilir ve kumarsız bir yaşam sürdürebilir.” dedi.
AMAÇ SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
Yeniden kumar oynamaya başlamanın, eski alışkanlıkların kısa sürede geri dönmesine neden olabileceğini vurgulayan Topal, “Amaç yalnızca kumarı bırakmak değil, kişinin kumarsız yaşamını sürdürebilmesini sağlamak ve yeniden başlama riskine karşı gerekli becerileri geliştirmektir. YEDAM'ın yaklaşımında da bu doğrultuda bırakma motivasyonunun güçlendirilmesi, kumar oynama isteğiyle baş etme ve tekrar başlamayı önleme konularında danışmanlık desteği sunulmaktadır. Bu nedenle hedef yalnızca “kumar oynamayı bırakmak” değil; kişinin kumarsız yaşamını sürdürebilmesini sağlamak olmalıdır. Bunun için tetikleyicileri tanımak, finansal önlemler almak, kumar ortamlarından uzaklaşmak, sağlıklı sosyal ve günlük aktiviteler oluşturmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak önemlidir.” dedi.
EN ÖNEMLİ GÖREV
Gençleri sanal kumardan korumak için ailelere, okullara ve topluma düşen görevlerden bahseden Topal, “Bu konuda tek başına ailelerin sorumluluk alması yeterli değildir; aile, okul, sağlık sistemi, teknoloji şirketleri ve toplum birlikte hareket etmelidir. Ailelere düşen en önemli görevlerden biri çocuklarla açık iletişim kurmaktır. Çocuğun internette ne yaptığıyla ilgilenmek, para harcama alışkanlıklarını takip etmek, oyunlardaki kumar benzeri mekanizmalar hakkında konuşmak ve gerektiğinde ebeveyn denetim araçlarından yararlanmak önemlidir. Okullarda ise çocuklara yalnızca “kumar kötüdür” demek yerine dijital okuryazarlık, finansal okuryazarlık, risk değerlendirme ve bağımlılık konusunda yaşa uygun eğitimler verilmelidir. Çocukların kumar reklamlarını, “kolay para” mesajlarını ve şans mekaniklerini eleştirel biçimde değerlendirebilmesi sağlanmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü de kumarın çocuk ve gençlerde normalleşmesini önemli bir halk sağlığı riski olarak değerlendirmektedir.” dedi.
ERKEN DESTEK
Topal, “Kumar bağımlılığı utanılacak bir durum değil, yardım alınması gereken bir sağlık sorunudur. Bu nedenle hem kumar oynayan kişiye hem de ailesine düşen en önemli görev, sorunu gizlemek veya kişinin daha fazla kayıp yaşamasını beklemek yerine erken dönemde destek almaktır. Özellikle sanal kumar konusunda “Nasıl olsa telefonda oynuyor, gerçek kumar değil” düşüncesinden uzaklaşmamız gerekiyor. Dijital ortam, kumarı çok daha erişilebilir hale getiriyor; kişi günün her saatinde ve bulunduğu her yerden kumara ulaşabiliyor. Bu kolay erişim, özellikle gençler açısından önemli bir risk oluşturuyor. Çocuklarımızı korumanın yolu yalnızca ekran süresini azaltmak değil; onlara riskleri tanımayı, kolay kazanç vaatlerine karşı eleştirel düşünmeyi ve gerektiğinde yardım istemeyi öğretmektir. Kumar sorunu yaşayan kişilere de “iradeni kullan ve bırak” demek yerine “yalnız değilsin, yardım alabilirsin” demeliyiz. YEDAM, kumar bağımlılığı konusunda destek almak isteyen kişiler ve yakınları için 115 üzerinden danışmanlık hizmeti sunduğunu da vurgulamak isterim.” dedi.




