Yaşanan savaşların döviz üzerindeki etkisinin iki aşamalı olduğunu söyleyen Serbes, “İlk aşamada, yani kısa vadede, savaşın yarattığı belirsizlik ve risk ortamı artar. Bu durum küresel ticaretin zayıflamasına ve yatırımcıların güvenli liman arayışına yönelmesine neden olur. Bu süreçte yatırımcılar genellikle Amerikan Doları, İsviçre Frangı ve zaman zaman İngiliz Sterlini gibi güçlü para birimlerine yönelir. Özellikle dolar, enerji ve değerli madenler başta olmak üzere birçok emtianın referans para birimi olması sebebiyle daha fazla öne çıkar.” dedi.

KÜRESEL RİSK
“Küresel risk arttıkça dolar güçlenir” diyen Başkan Serkan Serbes, “Buna karşılık gelişmekte olan ülkelerin para birimleri, Türk Lirası dahil olmak üzere, zayıflama eğilimi gösterir. İkinci aşamada ise savaşın enerji piyasaları üzerindeki etkisi devreye girer. Orta Doğu’nun küresel enerji arzındaki kritik rolü nedeniyle, bölgede yaşanan her gerilim petrol ve doğal gaz fiyatlarını doğrudan etkiler. Bu durum enflasyonu tetikler ve ülkelerin cari dengelerini bozar. Enerji ithalatçısı ülkeler, özellikle Türkiye gibi ekonomiler, bu süreçten daha fazla etkilenir ve kur üzerindeki baskı artar.” diye konuştu.

GÜVENLİ LİMAN TALEBİ
Artan belirsizlik güvenli liman talebini hızlandırdığını, dolar ve altına yönelimin de arttığını ifade eden Serbes, Türk Lirası gibi para birimlerinin değer kaybetmesine neden olduğunu söyledi. Serbes, “Altın fiyatlarını etkileyen faktörler tek başına değil, birden fazla dinamiğin birleşimiyle şekillenir. Birinci ve en önemli faktör faiz oranlarıdır. Faizlerin yükselmesi, kısa vadede yatırımcılar için cazip bir getiri alternatifi oluşturur. Altın ise faiz getirisi olmayan bir varlık olduğu için bu ortamda cazibesini kısmen kaybeder. Bu nedenle özellikle ABD Merkez Bankası’nın aldığı kararlar altın piyasası üzerinde belirleyici rol oynar.”

MERKEZ BANKASININ TUTUMU
“İkinci faktör merkez bankalarının tutumudur. Son yıllarda birçok ülke, dolar rezervine alternatif olarak altın biriktirmeye yönelmiştir. Bu durum normalde altını baskılaması beklenen bir süreçken, tam tersine fiyatların güçlü kalmasına destek olmuştur. Üçüncü faktör ise jeopolitik risklerdir. Normal şartlarda savaş ve krizler altın fiyatlarını yukarı taşır. Ancak mevcut dönemde faizlerin yüksek seyretmesi, bu yükselişin etkisini sınırlı tutmaktadır. Sonuç olarak, bugün altını baskılayan en güçlü iki unsur yüksek faiz ortamı ve güçlü dolardır.” ifadelerini kullandı.

DÜŞÜŞ FIRSATA ÇEVRİLMELİ
Altının alınıp alınmayacağıyla ilgili Serkan Serbes, “Mevcut piyasa koşullarında altın alınabilir, ancak strateji büyük önem taşır. Kısa vadeli, yani al-sat (trade) mantığıyla yapılan işlemler oldukça risklidir. Çünkü altın hâlihazırda yüksek bir bantta işlem görmekte ve olası bir kâr satışı kısa vadeli yatırımcıyı zor durumda bırakabilir. Orta vadede (3–6 ay) en sağlıklı yaklaşım kademeli alım yapmaktır. Parça parça alımlar, fiyat dalgalanmalarına karşı riski dengeler. Uzun vadede (1 yıl ve üzeri) ise altın hâlâ güçlü bir yatırım aracı olarak öne çıkmaktadır. Enflasyon, jeopolitik riskler ve merkez bankalarının talebi devam ettiği sürece altın değerini korumaya adaydır. Bu nedenle en doğru strateji, düşüşleri fırsata çevirerek alım yapmaktır. Altının yönü büyük ölçüde faiz politikalarına bağlıdır.” dedi.

YÜKSELİŞ SAVAŞA BAĞLI
“Eğer faizlerde düşüş başlarsa, altın fiyatlarında güçlü bir yükseliş görülmesi muhtemeldir ve ons bazında 5000 dolar ve üzeri senaryolar gündeme gelebilir” diyen Serbes, “Faizlerin uzun süre yüksek kalması durumunda ise altın daha çok yatay bir bantta hareket edecektir. Bu durumda 4800–5200 dolar aralığında bir sıkışma beklenebilir. Ancak savaşların büyümesi ve küresel risklerin artması halinde, altın fiyatlarında daha sert ve kontrolsüz yükselişler de görülebilir. Altın şu an yüksek seviyelerde olsa da hâlâ değerli bir varlık olmaya devam etmektedir. Küresel belirsizliklerin sürdüğü bir ortamda, büyük yatırımcıların ve merkez bankalarının altına olan ilgisi fiyatları desteklemektedir. Bu nedenle sabırlı ve planlı hareket eden yatırımcılar için altın, portföyde yer almaya devam etmesi gereken güçlü bir enstrümandır.” dedi.

Fotoğraf: Sümeyra Akalın | Sudem Mısıroğlu

Muhabir: Şevval GEÇİN