Çevre ve şehircilik politikalarına yönelik kaleme alınan değerlendirmede, özellikle Serdivan, Sapanca, Söğütlü, Hendek, Geyve, Ferizli, Akyazı ve Karasu’da son dönemde yaşanan gelişmelere dikkat çekilerek, doğanın korunması konusunda daha hassas bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği vurgulandı.
“Verimli Topraklar ve Doğal Alanlar Tehlike Altında”
Değerlendirmede, Serdivan’ın Aralık ve Yazlık mahallelerinde tarım açısından değerli ve sıvılaşma riski taşıyan alanların imara açılmasının ciddi bir şehircilik ve çevre sorunu olduğu ifade edildi.
Bölgedeki altyapı yetersizliklerine rağmen yeni yapılaşmaların teşvik edilmesinin, plansız kentleşme riskini artırdığı belirtilirken, bunun uzun vadede hem çevresel hem de sosyal sorunlara yol açabileceği kaydedildi.
Sakarya’daki Çevre Tartışmaları Yeniden Gündemde
Yazıda, Sapanca Kırkpınar’da teleferik projesi kapsamında binlerce ağacın kesildiği iddiasına, Söğütlü’de kalker madeni için yapılan başvurulara, Hendek Kızanlık Mahallesi’ndeki taş ocağı girişimine ve Geyve Boğazı’ndaki kapasite artışı taleplerine dikkat çekildi.
Ayrıca Ferizli’de yürütülen maden arama çalışmaları ve Akyazı Bıçkıdere Ormanları’ndaki tahribat iddiaları da çevre açısından endişe verici gelişmeler arasında gösterildi.
Karasu’da sahil şeridinde karavan parkı oluşturulması amacıyla yapılan çalışmalar da doğal yaşamın korunması konusunda kamuoyunda tartışma yaratan başlıklar arasında yer aldı.
“Sorun Sadece Sakarya Değil”
Değerlendirmede çevresel sorunların yalnızca Sakarya ile sınırlı olmadığı belirtilerek, Kazdağları, Erzincan İliç, Artvin, Milas Akbelen ve İkizdere gibi Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan çevre mücadelelerine de atıfta bulunuldu.
Son yıllarda ülke genelinde milyonlarca ağacın kesildiğine yönelik resmi verilerin kamuoyunda sıkça tartışıldığına dikkat çekilirken, doğal kaynakların korunmasının gelecek nesiller açısından hayati önem taşıdığı vurgulandı.
“Gerçek Vatan Sevgisi Doğayı Korumaktır”
Yazının sonunda ise çevre bilinci ve sürdürülebilir kalkınma anlayışının önemine dikkat çekildi. Toprağın, suyun, havanın ve ormanların korunmasının yalnızca çevresel bir mesele değil, aynı zamanda gelecek kuşaklara karşı bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
“Türkiye Yüzyılı” hedefleri konuşulurken doğanın korunmasının da aynı ölçüde önemsenmesi gerektiği belirtilen değerlendirmede, “Ağaçlarını, derelerini, göllerini ve verimli topraklarını koruyamayan bir ülke, geleceğini gerçekten koruyabilir mi?” sorusu gündeme taşındı.





