GEFO’NUN YÜREK ÇIĞLIĞI VE O UNUTULMAZ SEÇİM ÇALIŞMALARI

16 Eylül 2020, Çarşamba - 18.23

ZEKİ AYDINTEPE

Gefo’yu yağız çehreli, korkusuz, yürekli Doğu Anadolu çocuğu olarak, belediye seçimleri adına yola koyulup, kahve kahve dolaşıp nutuklar attığımız sırada (1994) tanımıştım…
Refah Partisi kurmayları onu, her zorlu dönemde kritik illere gönderirmiş, ekip çalışmalarına katkı vermesi adına…
Asıl adı Ömer Kızgın…
Ancak doğup büyüdüğü Ağrı’da ve Refah Partisi camiasında Ömer değil de “Gefo” olarak tanınan rafine bir Müslüman köy çocuğuydu…
İnançlı ve gözü pek bir Doğulu olarak kısa sürede Adapazarı’nda sevildi ve tanındı…
O dönem belediyenin kazanılmasına olan katkıları, fedakarca çalışmaları, direklere tırmanıp bayrak asmaları ve nerde bir boşluk varsa gönüllü talip olması ile Gefo gönüllerde yer etmesini bildi…
Hiçbir talebi olmadı, kazanılan belediyeden ve başkanından…
Bu hali onun çok daha fazla sevilmesini sağladı…
Aradan yıllar geçti…
O gitti başka bir ile hizmet adına…
Adapazarı’nda unutulmaz dostlar ve dostluklar edindi…
Arkadaş olarak bağrına bastığı kişileri ziyarete gelir şehrimize, zaman zaman…
Çok okur…
Bu yönüyle bir kitap kurdudur…
Boş konuşmaz…
Sözleri ve gözlemleri isabetli ve dahi hikmetlidir…
Bir ay önce şehrimize geldi…
Kent Konseyi’nde dostlarıyla memleket meselelerini konuştu, özlem giderdi…
Şu sıralarda sanal alemde verdiği mesajlarla seslenirken dostlarına, içinden geçenleri dolamış diline, şiirsel bir üslup içerisinde…
Bir yürek çığlığı olarak kaleme aldığı satırlarında, nasıl da sıralamış hislerini…
Okuyunca, o unutulmaz belediye seçimleri geldi aklıma…
Koluma girip tebrik ettiği bir akşam konuşmasından sonra söylediği sözler ne kadar içten, samimi ve unutulmazdı…
Tıpkı aşağıdaki satırlar gibi…
Hele bir okuyalım ve diyelim sonra son sözümüzü, yiğit Gefo için…
Kader naz 
Benim de hecelerim az 
Kelimelerim noksan

Umudumu sevgili çaldı 
Tek çarem çığlık kaldı
Ne yaparsın sen olsan

Mevsimleri esir aldı kış
Bozuldu gökte nakış 
Hayal oldu nisan

Hüzün hüzün uçup gidiyor
Bir birinden kaçıp diyor
Hangi buluta baksam

Çoktan kırılıp kurumuş
Bir hikmettir düşmemiş durmuş 
Hangi dala tutunsam

Yâr olsa da dünya güzeli
Ben burada değilim ezeli
Bir gün durur kalbimi emanet de bıraksam

Ne yaparsın gönül de yanılıyor
Bir hayal peşinde yanıyor
Toy aşıklar inanmaz anlatsam

Burası leylanın diyarı değil bilmeliyim 
Başımı alıp gitmeliyim
Kuşlara yazık olur burada kalsam…

O gün ne ise hayat tarzı bugün dahi hiç ama hiç değişmemiş, o güzel insanın…
Bir fark var, çoluk çocuğa karışmış…
Şimdi muradı, evlatlarını da kendisi gibi yiğit ve memleketini seven, o doğrultuda hizmet eden birer faydalı insan olarak yetiştirmek…
Sevgili Gefo’ya bu güzel satıları nedeniyle istedim ki “Peygamber çiçekleri” gitsin…

Tüm Yorumlar

Harun Süel
30 Eylül 2020, Çarşamba - 14.35

Allah razı olsun Zeki bey.Bu yiğit,bu cefakar Anadolu evladını bilmeyenlere tanıttığınız için.Onu anlatmaya kitaplar yetmez.Adapazarına ilk geldiği günden beri yani enaz 40 senedir tanır ve kardeş gibi birbirimizi severiz.Öyle bir Fedakar,cefakar hayat yaşamıştır ki devamlı hayat hikayeni,hatıralarını yaz diye ikaz etmişimdir,her defasında tamam dediği halde bir türlü başlayamamıştır.İnşallah başlar.Edebiyatım kuvvetli olsa hikayesini,hatıralarını ben kaleme alırdım.Anlatmakla bitiremem,nasip olur birgün yanyana gelebilirsek daha iyi anlatma imkanı bulurum,inşallah.Selam ve hürmetlerimle.

0 0 YANITLA

YORUM EKLE

Haberler

Haber aranıyor...

Köşe Yazıları

Köşe yazısı aranıyor...