1915 BAHARINDA ÇANAKKALE

Yazar Tamay Açıkel ile son kitabı 1915 Baharında Çanakkale’yi konuştuk.

RÖPORTAJ 18.05.2015, 11:45 18.05.2015, 11:45
1915 BAHARINDA ÇANAKKALE

Dr. Behçet Sabit Erduran’ın günlüğünden yola çıkılarak oluşturulan ve İş Kültür Yayınları’ndan çıkan kitap kısa sürede büyük ilgi gördü. Kitap, tarih çevrelerinde de beğeniyle karşılandı
ADAPAZARI’NI ÇOK SEVDİM

Öncelikle kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

İ.Ü. İktisat Fakültesi’nde tanıştığım Adapazarlı eşim İsmail Arzu Açıkel ile okulu bitirdikten sonra evlendik. Adapazarı’nı sevdim. Değişik kültürlerin karmasıydı; bir arada yaşıyor ve aynı dili konuşuyordunuz. Burada gerçekten çok iyi insanlarla karşılaştım. Ben de Adapazarlı oldum artık.Bir kızım bir de oğlum var. Onların da eşleri, çocuklarıvar. Depremden sonraki toparlanma yıllarında SAGÜSAD’daki dergi çalışmaları ve o kapsamda yaptığım röportajlar maya oldu; değerli Özgür Arık’ın teşvikiyle Bizim Sakarya Gazetesi’nde yazmaya başladım. Yerel halktan değişik meslekleri ve merakları olan insanlarla yaptığım, Adapazarı’nın kültürel çeşitliliğini de vurguladığım bir dizi röportaj2006 yılında Dünya Gazetesi’nin düzenlediği Nezih Demirkent Yerel Basın Ödülü’ne layık görüldü. Bu ödül benim için çok değerli. Yazı yazmayı sevdim ve devam ettim. Beş yıl ara vermeden aynı gazetede yazdım…İşte bu kitaba uzanan öykü böyle.

DR. ERDURAN’IN GÜNLÜKLERİ

“1915 Baharında Çanakkale” kitabının içeriği hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Bu kitap Dr. Behçet Sabit Erduran’ın Çanakkale Savaşı günlüğüdür. Behçet Sabit Bey, tıbbiyeyi bitirdikten sonra üroloji asistanı olarak görevine başladı. Balkan Savaşı başlayınca Kırklareli’ne gönderildi. Birinci Dünya Savaşı’nda da önce baştabip muavini olarak Gelibolu Hilal-i Ahmer Hastanesi’ndeçalıştı. Günlük tuttuğu dönem ise daha sonra geldiği Yıldız Tabya mevkiinde ve buradaki seyyar hastanelerde doktorluk yaptığı 12 Mart – 6 Mayıs tarihleri arasındaki dönemdi. 18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’ni ve kara savaşlarının başladığı 25 Nisan gününü de içine alıyordu.

GELECEĞE BİR BELGE

Çanakkale hakkında birçok kitap yazıldı. Sizin kitabınızı diğerlerinden farklı kılan ne?

Evet, “1915 Baharında Çanakkale”, Çanakkale Savaşı üzerine hatırat/anı türünde yazılmış diğer eserlerden bazı yönleriyle farklı. Dr. Behçet Sabit Bey seyyar hastanelerde kutsal görevini yerine getirirken bir yandan da olayları günbegün, saat saat kaydediyor. 18 Mart Deniz Zaferi’nin kazanıldığı o tarihi günde Boğaz ateşler içindeyken o, bulunduğumevkiden gördüklerini dakika dakika yazıyor. Ancak bunlarla yetinmiyor… Savaşa daha yakından tanık olan subay arkadaşlarından işittiklerini; ayrıca resmi bilgileri, günlük emirleri, telefon haberlerini de kaydediyor ki gördükleri güvenilir kaynaklardan doğrulansın. Çünkü onun amacı yalnızca bir hatırat kaleme almış olmak değil, aynı zamanda geleceğe bir belge bırakmak.

Behçet Sabit Bey günlüğünde duygularına da sık sık yer veriyor… Baharın gelişi, doğadaki değişimler ve bunların insan ruhunda yarattığı umut ve coşku… Diğer yanda savaşın dehşeti, endişeler, isyanlar, üzüntüler… Elbette bir de, vatanını canı pahasına korumaya kesin olarak azmetmiş, zafere duyduğu özlem ve sarsılmaz inancıyla düşmana karşı koyan kahramanlar var… Onları da yazıyor, çünkü yazmasa adını dahi koyduğu “Gördüklerim, İşittiklerim, Duygularım” hatıratı eksik kalırdı.

ŞU KADERE BAKIN!

Böyle bir kitap yayımlama fikri sizde nasıl oluştu? Kitabın yazılış öyküsünü anlatır mısınız?

Dr. Behçet Sabit Erduran’ın, Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi’nde doktorluk görevini yerine getirirken hiç yanından ayırmadığı “defterciğinden” daha sonra nasıl ayrıldığını bilmiyoruz. Benim babamın onu bir sahafta görüp alması ise bizim Çanakkale’de oturduğumuz 60’lı yıllara rastlıyor. Babam tarih öğretmeniydi. Tarihi konuları araştırırdı, meraklıydı. Eski yazıyla yazılmış bu not defteri de ilgisini çekmiş ve ilerde kendim Türkçeye çeviririm diye düşünmüş. Ben çocukluğumdan beri bu deftere aşinaydım. Babamın kilitli dolabında dururdu. Dolabın kapağı açıldıkça kenardan görürdüm. Hiçbir zaman ortalıkta elden ele dolaşmadı. Daha sonra annem babam İstanbul’a tayin oldular. Sonraki yıllarda defter de sanki unutuldu artık. Babam bir gün defteri bir yayınevine götürüp bırakmış,sonra da vazgeçmiş ve dönüp almış.Epeyce yaşlıydı o zaman. Ondan sonra bu işi yapamayacağını anladı herhalde…Veonu günümüz Türkçesine aktarıp yayına hazırlama görevini bana devretti. Ben de itirazsız kabul ettim. Daha önce aklımdan bile geçmemişti oysa.

İlk aşama doktorun kim olduğunu öğrenmekti. Dr. Behçet Sabit Bey bilgisinden hareketle yaptığım araştırma beni Ord. Prof. Behçet Sabit Erduran’a ulaştırdı. Ürolojinin Türkiye’de bir bilim dalı olarak kabul edilmesine katkılarıyla, çeşitli bilimsel araştırmaları ve uygulamalarıyla dünyaca tanınmış bir bilim adamıydı. 93 yaşına kadar yaşamıştı. Yine dünyaca ünlü sanatçımız, keman virtüözü Ayla Erduran’ın da babasıydı. Bir de Evin İlyasoğlu’nunAyla Erduran’ın yaşamını anlattığı “Ayla’yı Dinler misiniz?” adlı bir kitabı olduğunu öğrendim. Behçet Sabit Bey’in yaşamıyla ilgili bazı bilgilere de buradan ulaştım. Tabii bu benim kendi merakım. Kitaba katkısı olsun diye değil.

Öncelikle eski yazının Latin alfabesine çevrilmesi gerekiyordu. Uzman kişilerle görüştük ve bunun gerektiği gibi yapılmasını sağladık. Bundan sonrası bana kalıyordu. Osmanlıca o devrin eğitim görmüş kişilerinin yazışmalarda ve edebiyatta kullandığı; uzun cümleler, Arapça ve Farsça tamlamalarla, söz sanatlarıyla kendini gösteren bir dil. Günlükte işte böyle bir dille karşılaştım. Bir süre cesaret edemedim. Ama sonradan benim için zevkli bir uğraş haline geldi. Yayımlanması için yüzüncü yılı hedefledim. Çalışmama uzun aralar vermek zorunda kaldığım ya da bitiremeyeceğim gibi geldiği zamanlar oldu… Bu yollardan geçerek tamamladıktan sonraİş Bankası Kültür Yayınları’na başvurdum.Kabul edildi. Ve sıra Ayla Erduran’la görüşüp onun onayını almaya geldi. Ayla Hanım tam da o sıralarda yakın arkadaşı piyanist Verda Erman anısına vereceği konsere hazırlanıyormuş. Sağlık sorunları da var. Ama her gün mutlaka birkaç saat keman çalışması gerekiyor. Başka türlü Ayla Erduran olunmuyor. Çok istemesine rağmen ancak konser sonrası görüşebileceğimizi söyledi. Öyle yaptık. Bizi evine davet etti. Çok samimi davrandı. Babasına ait bu hatıratın yayına hazır biçimde karşısına çıkması çok şaşırtıcı, bir o kadar da mutluluk verici bir olaydı onun için.  “Şu kadere bakın!” diye şaştı durdu. Onun görmesi, dokunması için defteri de yanımızda götürmüştük. Çok duygulandı tabii.

‘İŞ KÜLTÜR’ TECRÜBESİ

Eserin İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkmış olması da kitaba ayrı bir değer katıyor. Ülkenin en ciddi yayınevlerinden birinin kitabı basması beklediğiniz bir şey miydi?

Beklentim var mıydı yok muydu farkında değilim. Uygun olmasaydı başvurmazdım. İş Bankası Kültür Yayınları’nın bir “anı” dizisi ve onun içinde de bir “Çanakkale” dizisi var. Yıllardır bu dizi kapsamında bu tür eserler yayımlıyor. Ben de yıllar süren ciddi bir çalışma yaptım. Ancak, yayımlanmadan önce bir Çanakkale uzmanına da mutlaka okutacaktım. Ayrıca metinde okunamayan, tartışmalı yerler vardı. Onların da yeniden gözden geçirilmesi ve bir de o döneme ait fotoğraflar bulunması gerekiyordu. İş Kültür Yayınlarındaki deneyimli uzman arkadaşların özverili çalışmalarıyla bunları da hallettik.

MURAT BARDAKÇI’NIN İLGİSİ

Kitaba gösterilen ilgi ne düzeyde? Aldığınız tepkilerden biraz bahseder misiniz?

Yayınevi yetkililerinden aldığım bilgiye göre ilgi görüyor. Kitabın, Çanakkale Savaşı ile ilgili ya da genel olarak anı türü eserlere meraklı kimselerin dikkatini çekmesi beklenen bir şeydi aslında. Nisan ayı başında TRT Radyo-1’de salı günleri yayımlanan "Öncesi ve Sonrasıyla Çanakkale" adlı dizi programın konuğu oldum. Ama ondan önce, daha kitap bizim elimize geçmeden Habertürk’teki “Tarihin Arka Odası” programında Murat Bardakçı’nın elinde görünce çok şaşırdık tabii. Çanakkale Zaferi’nin 100. yılında yayımlanması önemli. Ayrıca Prof. Behçet Sabit Erduran, yukarıda da sözünü ettiğim gibi, savaştan sonra da başarılı bir doktor ve bilimadamı olarak tanınıyor. Kızı Ayla Erduran’ın adını duymayan çoktur şimdiki kuşakta, ama o da müziğe hayatını vermiş üstün yetenekli bir sanatçımız, sanat elçimiz. Behçet Sabit Erduran ve eşi kızlarının en iyi hocalarla yetişmesini sağlamak için büyük fedakârlıklar yapmışlar.

Kitapla ilgili gelen tepkilerde ise büyük bir değerbilirlikle karşılaştığımı söylemeliyim. Çalışmam süresince bunu hep, Behçet Sabit Erduran’ın emeğinin ziyan edilmemesi, eserinin hak ettiği değeri bulması, günümüz Türkçesiyle okurlarına kavuşması için yaptığımı düşündüm. Bana bu zor çalışmada gerekli şevki sağlayan da tamamen bu temel fikir ve umuttu. Sonunda gerçekleşti. Ama başkaları tarafından da tamamen böyle anlaşılmış olması, çabamın övgüyle karşılanması ise benim için ayrı bir mutluluk oldu.

YETER Kİ KİTAP OKUNSUN

Maalesef ülkemizde kitap okuma oranı hayli düşük. Bilhassa teknolojik gelişmeler kitapları dahi internet ortamına düşürdü. Bu meyanda kitap bastırmak bir risk değil mi artık?

Kitap okunsun da nereden okunduğu önemli değil. E-kitap yeteri kadar yaygınlaşmış olsaydı onu da düşünebilirdim. Hem o zaman bir anda bütün dünyaya ulaşacaktı. Dünyanın uzak bir köşesinde bir meraklısı çıkıp heyecanla okuyacaktı belki… İki hafta kadar önce kitabın tanıtımıyla ilgili olarak bir toplantıya davet edildik. Savaşın 100. yılı nedeniyle Gelibolu’yu ziyaret edecek Avustralyalı ve Yeni Zelandalılardan 70-80 kişilik bir grubun da bulunduğu yemekli bir toplantıydı.Konuşmamın İngilizcesini de önceden yazdırıp çoğaltmıştım. Yabancı konuklar toplantı bittiğinde dağıttığımız o yazıyı da alıp gittiler… Örneğin bu hiç aklıma gelmezdi. Yani kitabın yayımlandıktan sonra bir ay bile geçmeden Anzaklara tanıtılacağı.

Kitap bastırmak, teknolojide hızlı değişimlerin yaşandığı günümüzde risk mi değil mi sorunuza gelince… Yayınevleri bu gelişmeleri muhakkak izliyordur ve zamanı gelince ayak uyduracaklardır elbette.

YENİ BİR KAYNAK

Çanakkale’de yazılan günlüğün tarihi açıdan ne gibi katkıları olabilir?

Bilemeyeceğimiz ne katkıları olur kim bilir… Rahmetli Nezih Uzel, kendisini hastanede ziyaretimizde, “Bir sigara paketinin üzerine yazılmış bir notun bile önemi var Çanakkale’yle ilgili…” demişti. Araştırmacılar için yeni bir kaynak işte. Yayınevi uygun görürse orijinal el yazısı nüshası da “e-kitap”olarak yayımlanabilir.

YENİ KİTAP ÇALIŞMASI

Daha başka kitap çalışmalarınız olacak mı?

Aslında röportaj yapmayı sürdürmeliydim. Hala eski alışkanlık, bir yerlere giderken fotoğraf makinemin yanında illa ses kayıt cihazı da taşıyorum. Ancak, yeniden başlarsam bir farklılık getirmem gerekir diye düşünüyorum. Gazetede yayımlanmış yazılarımın güncelliğini koruyanlarından bir derleme de düşünebilirim.

 

 

Yorumlar (0)
5
hafif yağmur
Namaz Vakti 12 Nisan 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 32 70
2. Fenerbahçe 32 63
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Gaziantep FK 31 50
6. Alanyaspor 32 49
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Sivasspor 32 47
10. Göztepe 33 46
11. Antalyaspor 33 42
12. Konyaspor 32 40
13. Ankaragücü 32 36
14. Rizespor 32 36
15. Kasımpaşa 32 35
16. Malatyaspor 31 33
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 32 33
19. Gençlerbirliği 32 31
20. Erzurumspor 33 28
21. Denizlispor 31 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 29 60
2. Samsunspor 29 57
3. Adana Demirspor 29 55
4. Altay 29 53
5. Altınordu 29 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 29 49
8. Ümraniye 29 41
9. Tuzlaspor 29 41
10. Bursaspor 29 40
11. Bandırmaspor 29 39
12. Boluspor 29 35
13. Balıkesirspor 29 32
14. Adanaspor 29 31
15. Menemenspor 29 30
16. Akhisar Bld.Spor 29 25
17. Ankaraspor 29 22
18. Eskişehirspor 29 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 31 63
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 31 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 31 49
8. Everton 29 47
9. Arsenal 31 45
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 30 36
15. Burnley 31 33
16. Brighton 30 32
17. Newcastle 31 32
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 30 21
20. Sheffield United 31 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 30 67
2. Real Madrid 30 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 29 58
5. Real Sociedad 30 47
6. Real Betis 30 47
7. Villarreal 30 46
8. Granada 30 39
9. Levante 30 38
10. Celta de Vigo 29 37
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 30 34
14. Osasuna 30 34
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 30 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23