Çok uğraştınız olmuyorsa, saygı duyun olsun bitsin.

Sizde rahat edin, ülkede.

İçeride elinizden geleni yapıyorsunuz, tutmuyor, anlık algıların peşi sıra zaman geçirmekten başka yaptığınız bir şey yok.

Teslim olun, uğraşmayın..!

Ne yaparsanız yapın muktedir olamayacaksınız.

Gün geçtikçe artan sevgiyi engelleyemezsiniz.

Siz paçalarından aşağı çekmek için uğraşa durun, tarih onu şanlı sayfalarında ştayişle anmak için yüceltiyor.

Farkında değilmisiniz.?

Yaşı kırklarda olan insan performansıyla Dünyayla uğraşıyor. Birgün bir ülkede, diğer gün bir başka ülke.

Bu tempoya normal insan bedeni dayanabilir mi sizce?

Düşünsenize bu caba normal insan çabası mı?

Bence değil, sizi hiç bilemem..!

Lakin gördüğüm şu ki;

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bu ülkeyi muasır medeniyetlerin mukim olduğu devletler düzeyine çıkarmadan bu işten asla vaz geçmeyecektir.

Bizler onu bu denli çabasını gördükçe, geçmiş ötelenmiş ligimizin intikamını bir zat kendimiz alırcasına keyif alıyoruz.

Örnek mi?

Yıllar önce devletler arası toplantılarda, önemsenmeyen dışlanan muhtaç ülke ve başbakanı görüntüsünden,

Dünyanın kanını emmeye devam eden emperyalist devlet başkanları ve onların şakşakçılarını karşısına almış ders veren devlet başkanı görüntüsü..!

Toplantıya katılan tüm devlet başkanlarının hayranlıkla izlediği, eminim yerinde olmak için çok şeylerini feda edebilekleri ilgiyle dinledikleri başkan.

Işte o başkan benim geçmiş ezikliğimin intikamını alan, kahraman adam..!

Tam da bu yüzden benim Başkanım Recep Tayyip Erdoğan..

Şimdiki genç kardeşlerimiz bilmezler, elbette yakın siyasi tarihe ilgisi olanları ayrı tutuyorum.

Dünya ölçeğinde, Türkiye olarak kabul görülmemiz çok vasattı.

O kadar vasattı ki; sınır kapılarında Türk pasaportlarımız yüzümüze çarpılır aşağılanırdık.

Buda bizi derdinden üzen, psikolojik travmalara sebep olan durum olurdu.

Şimdi öylemi?

Dünyanın birçok ülkesine vizesiz, yakın coğrafyamızda ki birçok ülkeye nüfus kağıdımız ile gider olduk.

Bunca ekonomik krize rağmen ülkemiz elhamdülillah hala yatırımlarına devam ediyor.

Ziyadesiyle memurunun, işçisinin maşını ödemede bir zorluk çekmiyor.

Amerika'nın önemli gazetelerinden,

Financial Times,

’’Erdoğan Türkiye’nin kasasını dolduruyor ama nasıl yapıyor bilmiyoruz’’

Diyor.

İçeriden ve dışarıdan, Türkiye’nin ekonomisini batıramayanlar kuduruyor.

Elbette dünyada olan daralmadan nasibini ülkemizde almakta, ama felaket tellallığınında manası yoktur.

Ülke olarak etrafımızı ateş çemberiyle çevirmeye çalışan emperyalistlerin amacı nedir sizce?

Benim liderim, bu denli gemi azıya almış olanlarla hem içeride hem dışarıda mücadele ediyor.

Dört kişilik ailesini yönetmekten aciz olanlar ise dünyayla uğraşan sayın Erdoğan beye ayar vermeye, devlet yönetimi öğretmeye kalkması işin en garip durumu olsa gerek.

Allah akıl fikir versin diyoruz.

Nato toplantılarına katılmak üzere Amerika’ya giden Sayın Başkan,

Bir dizi görüşmelerden sonra,

Amerikan polisinin bile halkını girmeyin, gezmeyin diye uyardığı Centrel Parka giriyor orada yaşayan halkla sohbet ediyor, halkla resim çekiliyor.

Herkes Sayın Başkanı tanıyor ve sevgi ifadelerini dile getiriyor.

Daha düne kadar bırakın başkanının tanınmasını, yerinin bile bilinmediği ülkeden, başkanının dünya halkları tarafından tanınan bir Başkana evrilmesi göğsümüzü kabarttı.

İşte Tamda bu yüzden, tekrar, yeniden, daha çok oyla benim Devlet Başkanım Recep Tayyip Erdoğan diyoruz.

Ülkenin gelişmişliğine söz katmaya hacet bile yok.

Zaten sizler her şeyi görüyorsunuz.

Allah bu Devlete, sadık Serdengeçtilerine, Devlet Başkanına uzun ömür versin.

Selam ve Dua İle

Ne Zaman İnsan Oluruz

’’kendi liderimizin değerini, idrak ettiğimizde’’