ROPÖRTAJ HABERLERİ Bu haber 2325 kez okundu
24 Aralık 2014, Çarşamba - 11.00

ORHAN CAMİİ ÜNİVERSİTEDİR

Bilfiil otuz altı sene müezzinliğini yaptığı Orhan Camii’ye övgüler dizerek başladı anlatmaya Hasan Hoca:“Orhan Camii bir üniversitedir. Beynelmilel, uluslararası bir üniversitedir… Buradan aldığın diploma ile her yere girersin…"

ORHAN CAMİİ ÜNİVERSİTEDİR

"Bilhassa bürokrat ve siyasiler Orhan Camii’nden çıkmaz, benim karanfilli çayımı içmeden huzur bulamazlardı... Ayrıca eski ve yeni cumhurbaşkanlarımız Gül ve Erdoğan’la da kurbiyetimiz vardır… Siyasiler deyince, sadece yerelleri anlama yani…”

“Sadece siyasiler mi gelir hocam Orhan Camii’ye” diye sorunca da flaş yanıtı patlatıverdi:

“Olur mu canım? Kırmızı bültenle aranan adamları da bu camide bulursun…”

NEDEN ORHAN CAMİİ?

“Ya hocam… Orhan Camii’nin cemaati hiç eksik olmuyor… Vakit namazlarında bile dolup taşıyor… Nedir bu işin esrarı” diye soruyorum…

“En önemli hadise caminin hangi parayla ve maksatla yapıldığıdır” yanıtını veriyor Hasan Hoca…

Ve devam ediyor:

“Orhan Camii riyasız ve haramsız bir temele sahiptir… Selatin camidir…Yani Sultan Orhan Han tarafından yaptırılmıştır. Hiçbir zaman cemaatinin noksan olduğunu görmedim…”

EVLİYA SAF TUTUYOR

Camide saf tutup da bizim göremediklerimiz de olduğunu söyleyen Hasan Hoca, “Evliya;Bursa’da Ulu Camii, İstanbul’da Fatih Camii, Sakarya’da da Orhan Camii’nde toplanır… Birkaç tanesine denk geldiğimi zannediyorum… Başımdan öyle hadiseler geçti ki, bunun başka türlü bir izahı yok” sözleri hayretimi celbediyor…

Muziplik olsun diye, “Sizin de kerametleriniz olduğu söyleniyor Hocam” deyince de, “Yemek yemeden keramet göstermem” yanıtını veriyor…

********************

MUSİKİ AŞIĞI

Söz dönüp dolaşıp Hasan Hoca’nın Türk Sanat Müziği’ne olan meftunluğuna geliyor…

Daha lafımı bitirmeden başlıyor meşk etmeye, “Her mevsim içimden gelir geçersin” adlı eseri icra ederek…

“Yahu nedir bu hafızların musiki merakı hocam? Hafız Sadettin Kaynak, Hafız Burhan, Hafız Amir Ateş derken, Hafız Hasan Çolak’ta da aynı hastalık” diyorum…

“Ben neslimizin Batı’ya kaymaması, onlara özenmemesi için Türk Sanat Müziği okuyorum… Bizim kendi müziğimiz varkenevlatlarımız neden pop dinlesin” diyerek ne kadar ulvi bir amaca hizmet ettiğini ortaya koymuş oluyor…

Ayrıca Genel Yayın Müdürümüz Zeki Aydıntepe’den de övgüyle bahsederek, “O benim hocamdır… Eserleri önce ona okuyup, doğru mu okudum diye teyit alırım” diyor…

******************

Ömrüm basamak

çıkmakla geçti

“Eskiden sesi kötü olanlar da ezan okurdu… Allah’tan merkezi ezan uygulaması geldi” deyince derin bir ah çekiyor Hasan Hoca…

“Ah evladım… Merkezi ezan uygulamasına biz yetişemedik… Benim bütün ömrüm merdiven çıkmakla geçti… 70 basamak ev, 107 basamak minare… Günde 5 defa inip çıkıyordum” diyerek dert yanıyor…

Müezzinlerin seslerinin güzel olması yanında, kalpten okumalarının önemine vurgu yapıyor…

 

Sakarya’nın en sevilen ve kitaplara konu olan müezzini Hasan Çolak Hoca ile Orhan Camii’nin gizemi ve meşhur Taraklı yalazalarını konuştuk

TARAKLI YALAZASI

Hasan Hoca ile bir araya gelip de yalazadan konuşmamak olmaz.

 “Şişirilmiş laftır yalaza… Yalan konuşmadan, alay etmeden, küçük düşürmeden karşındakiyle şakalaşmaktır” şeklinde tarif ediyor…

Ve bir hatırasını paylaşıyor hemen:

“Soğuksu’da bir cemaate namaz kıldırdım… Namaz bitiminde kendilerine dönüp, ‘Namazınızı iade edebilirsiniz’ deyince şaşırdılar. ‘Niye ki hocam’ diye sordular… Siz namaz öncesi uydum imama diye niyet etmediniz mi? Ben imam değil, müezzinim...”

İMAMLA ARAMIZ AÇIK!

İnsanları gücendirmeden güzel yalaza yaparım. Şimdi diyeceksiniz ki, yalaza nedir? Yalaza bizim Taraklı dilinde ‘şişirilmiş, abartılmış muhabbet’tir. Aslını sorarsanız, ‘tilki muhabbeti’dir derler. Yalan söylemeden olmamış bir şeyi olmuş gibi gösterme sanatıdır. Bir nevi şakadır. Bir örnek vereyim:

Orhan Camii’nde müezzinim. Biri bana sordu: ‘İmamla aran nasıl?’, ben de ‘Aramız açık’ dedim. Adam birden havaya girdi, hayrete düştü. ‘Neden?’ diye sordu. Baktım ileri geri konuşacak, ‘Aramızda cemaat var, yirmi metre mesafe var!’ dedim gülüştük. Ben devamlı müezzin mahfilinde, imam mihrapta, aramız en az yirmi metre, cemaat var. Her zaman aramız açık çünkü.

BELDEN YUKARI TUTUN

Fahri Ağabeyin kaleme aldığı ve bir gecede, büyük bir keyifle okuyup bitirdiğim “Yaşayan Nasreddin Hoca/Hafız Hasan Çolak” kitabından bahisle noktalıyorum söyleşiyi…

“Hocam ahali kitabı nasıl buldu” diye soruyorum…

“Kitap çok beğenildi” diye başlıyor söze…

“Bana soranlara ‘belden aşağı tutmayın’ diyorum... Bazıları az olmuş, diyor… Kardeşim Allah’ın özel yarattığı insanlar 10 sayfayla peygamberlik yaptı... Bizim kitap nereden baksan 240 sayfa” deyince kendisinin tabiriyle makarayı koyuveriyoruz…

Her ne kadar anlattığı hikâyelerle Ercan Yılmaz Hoca’yı istifa ettirse de, beni Gürcülüğümden vazgeçiremiyor…

Allah kendisine hayırlı, uzun ömürler nasip etsin…

HASAN ÇOLAK

1946 yılında Sakarya ili Taraklı İlçesi Akçapınar Köyü’nde yedi kardeşin en küçüğü olarak doğdu. O zamanlar okul olmadığı için hiç okul yüzü görmedi. On iki yaşında hâfız oldu. Aynı köyden Cemile Hanımla evlendi. Bu evlilikten Rıdvan ve Yunus adlı iki oğlu bulunmaktadır. Yedisi çeşitli camilerde imamlık, otuz altısı Adapazarı Orhan Camii’nde müezzinlik olmak üzere kırk üç sene din görevlisi olarak vazife yaptı. Nükteyi dine ve camiye sokması ile tanındı ve sevildi. Doğu Karadeniz, Güneydoğu ve muhtelif Rumeli şehirlerinde çok geniş bir çevre tarafından tanındı ve sevildi. Hayatı Fahri Tuna tarafından ‘Yaşayan Nasreddin Hoca; Hâfız Hasan Çolak’ adıyla kitaplaştırıldı. Hâlen Adapazarı Sakarya Mahallesinde ikâmet etmektedir.

FAHRİ TUNA: ÖDÜLLERİN EN GÜZELİ; HASAN ÇOLAK’IN DOSTU OLMAK

“Yeryüzüne dağıtılmış çok özel yetenekler vardır; özel insanlar, özel kabiliyetler.

Kimi zaman edebiyatçıdır bunlar, kimi siyasetçi; bazen sporcu, bazen sanatçı. Ressam, şair, yönetmen, bilim adamı, din adamıdırlar. İçinde bulundukları toplumun yüzünü güldürür, aydınlatır, geliştirirler. İçinde bulundukları toplumu daha mutlu, daha huzurlu daha güvenli, kısacası ‘daha insan’ yaparlar.

Ve onlar içinde bulundukları toplumda, çeyrek asırlara, elli yıla hatta yüzyıla damga vururlar.

İşte Hasan Çolak böyle birisi; böyle ‘özel bir yetenek.’

Öncelikle o bir hâfız; yani hâmil-i Kur’an! Ve kâmil-i Kur’an. ‘İslâm güzel ahlâktan’ ibarettir düsturunun simgesi, sembolü, abidesi adeta!

Yaş haddinden re’sen emekli edildiği güne kadar, görev yaptığı kırk üç sene her sabah, sabah ezanını ve mukabelesini okumuş bir müezzin. Bir disiplin ve görev abidesi.

Sonra, yarım asra yaklaşan meslek hayatında ‘dini tebessümle güzelleştirmiş’ bir kahraman o.

Nükteyi, mizahı, gülümsemeyi, gülümsetmeyi camiye sokan adamdır. ‘İmamla aran nasıl?’ sorusunu ‘açık’ diye cevaplayan, ‘nasıl yani?’ şaşkınlığına da ‘aramızda yirmi metre var, o mihrapta ben müezzinlikte’ diyen,   yolculukta bir köy camisinde akşam namazını kıldırdıktan sonra, çıkışta cemaate ‘ben imam değil müezzinim (mesleğini işaret ederek), namazınızı iade edebilirsiniz’ diye şaşırtan ‘çağdaş Nasreddin Hoca’mızdır o bizim.

Alay etmez, küçümsemez, küçük düşürmez nüktelerinde; güldürür, güldürürken düşündürür ve İslâm’ı daha güçlü, daha içten, daha derin sevdirir.

Yalazanın/doğaçlama tiyatronun da kitabını yazan adamdır o.

Türk Tasavvuf Müziği ve Türk Sanat Müziği’nin en müstesna şarkılarını da enfes icra eder.

Bir gün bile okula gitmemiştir, ilkokul diploması dışarıdandır. Nota da bilmez beste de. Ama hayatı üniversite kürsülerinde ders olarak okutulacak

adamdır o.

O bir halk filozofudur. O bir iletişim üstadıdır.

O sadece yaşadığı Adapazarı’nın değil, ülkesinin, yüzyılının, ümmetinin yüz akıdır; yüz akı, neşesi, tebessümü.

Onu tanımak, onu sevmek, onunla yaşamak şu ‘üç günlük geçici dünya’da bir ödüldür bizler için; ödüllerin en güzeli. Sizler de tanıyın; tanıdıkça zenginleşin, neşelenin, güzelleşin istedik.

Bunun için yayımlandı bu kitap.

Zîra; bu dünyayı güzelleştirmeye gelmedik mi hepimiz!

Dünyamızı güzelleştirenlere selâm olsun erenler.”

 

 

 

 

 

 

 

Tüm Yorumlar

hasan cumhur bogaz
26 Aralık 2014, Cuma - 17.14

yeni bir din mi kuruldu da bizim haberimiz yok beniminancıma göre Kuran ve ekmek belden aşağı tutulmaz hasan hoca kutsalmıki onun hakkında yazılan kitap peygamberlere gönderilen kitapla mukayese ediliyor

0 0 YANITLA
ali haydar atlar
25 Aralık 2014, Perşembe - 09.58

zaten her apartman üniversite,kapıcıda rektör olmuş.

0 0 YANITLA

YORUM EKLE

Haberler

Haber aranıyor...

Köşe Yazıları

Köşe yazısı aranıyor...