İNSAN BİR KEZ DAHA KAZANACAK

26 Mart 2020, Perşembe - 15.12

NAMIK ÖZE

Geçmişte aileler üzerinden çok plan yaptılar…
Daha önceden hatırlatmıştık:
Önce yastıkları ayırdılar eşler birbirlerinden uzaklaşsın diye, sonra odaları çoğalttılar kardeşler birbirlerinden ayrılsın diye…
Sonra bilgisayarlar, telefonlar derken herkesi kendi köşesine istedikleri dünyalarına; babayı maçlara, anneyi gelin kaynana dedikodularına, gençleri oyunlarına çekerek yalnızlaştırdılar…
Avladılar insanları!
“Elektrik kesilse de oturup sohbet etsek” diyen nenelerin ve dedelerin gözleri önünde yaptılar bunları…
Şimdi de yeni tezgâhı kurdular, can alıcı noktadan, can alarak, korkutarak yapıyorlar yapacaklarını…
Cemaatleri, cemiyetleri, komşuluk ziyaretlerini, çay sohbetlerini, hasta ziyaretlerini, mutlu günlerin enerjilerini elimizden almayı hedefliyorlar…
İnsanı insan yapan tüm duygulardır şimdi hedefte olan!
Bize her ne yapmak istiyorlarsa yıllar öncesinden dillendiriyorlar, sonra zihinlerimizi alıştırıyorlar, işi sıradanlaştırıyorlar…
Sanal dediler, yapay dediler, açlık dediler, savaş dediler, şimdi de virüs diyorlar…
Hepsini bir bir gerçekleştirdiler…
Şimdi sırada insansı insanlar projesi var…
Bakın son beş yılın filmlerine hep bir virüs çıkar ve insanlar ölür; azı hayatta kalır ve insanlık için mücadele eder…
Kimlere karşı; elbette makinalara karşı, bilgisayara karşı, dijital platforma karşı…
Pek de bize yabancı ve uzak bir durum değil…
Bizleri zoraki evlere tıkacaklar, arkadaşlardan, toplumdan uzak tutmaya çalışacaklar, kimseye bir şey danışmana gerek kalmadan Google’a soracaksın, o ne önerirse onu yapacaksın… 
Dışarı çıkarsan ölürsün! 
Ve çıkamayacaksın…
Görüşmeler evden, alışveriş evden, eğitim evden, karşı geleni zaten hazır bekleyen virüs aşısıyla aşıladıkları için ortadan kaldıracaklar…
“Dijital çağdayız, bir tuş yeter” deyip tek bir itirazda fişini çekebilecekler…
Ölmemek için buna razı olup sanal insanlar olacaksın çünkü dünyayı 500 milyona indirme ve dünyadaki cenneti kendilerinin istediği şekil ve inançta kurmaya çalışan ailelere teslimsin…
Tek devlet olacak, bilgisayarın ya da telefonun fişini kim çekebilecek ise devletin başı da o olacak…
Tek dil kullanacaksın; klavyede hangi dil tuşlanacaksa o dili kullanacaksın…
Tek din tanıyacaksın; din dediğinde karşında hangi bilgiler varsa onu din olarak kabul edeceksin…
Tek bayrak geçerli; onu da yıllardır her türden bizde var manasında eşcinsellerin gökkuşağı bayrağıyla kabul ettirdiler zaten…
Komplo mu olduğunu düşünüyorsunuz bütün bunların: O zaman hiç etrafınıza, telefonunuza, çevrenize, izlediklerinize dikkat etmiyorsunuz demektir…
Zaten bu yazılar için “herkes okumasın” diye boşuna demedik...
Bir gün gelecek dedelerimiz savaşta öldü, dedelerimiz depremde öldü, dedelerimiz virüsten öldü diyecekleri gibi dedelerimiz evde yalnız öldü de diyecekler…
İnsanı insan yapan merhameti, sevgisi, şefkati, yardımseverliği, hatır sorması, gönül vermesi, dokunması, bakışması, sarılmasıdır…
Şimdi bunların hepsini dijital ortama taşımanın ilk adımı insanı insanlıktan çıkarmadır ve süreç başladı gibi gözüküyor…
Peki, bu durumundan nasıl istifade edeceğiz…
Malum olay ölümcül ve sevdiklerimizi kaybetmek an meselesi…
Fakat biz inananlar “Her şerrin sonu hayırdır” diyorsak hayır bunun neresinden çıkacak…
Bir defa ibadetin en güzeli bize sunuldu; acele etmeden, sakince, gösterişe kaçmadan herkes evinde işinde ibadetini yapacak…
Namazını rahatça kılmanın, evlerinin ve dükkanlarının bereketini artırmanın önü açılmış oldu…
Toplu ibadete ara vermek ile bu bir kazançtır…
Yakın bir zamanda eski dostlarla oturmanın keyfini oturamamak ile anlayacağız…
Sarılmanın nasıl bir enerji verdiğini sarılmayarak anlayacağız…
Şöyle içten, 40 yıllık dost gibi, bir hastane, bir hapishane, bir asker arkadaşınla kucaklaşmanın kıymetini de anlayacağız...
Eş dost ziyaretlerinin ne demek olduğunu, “Dostum gel iki lafın belini kıralım”ın ne demek olduğunu da yakında öğreneceğiz…
Ziyaret bekleyen, yaşlılarımızın, hastalarımızın, evlenenlerin, bekleyenlerin, bekletenlerin kıymetini de öğreneceğiz…
Tüm bunları neden telefon muhabbetlerine harcadığımızın da farkına varacağız…
Cami cemaatinin kıymetini, ihtiyar amcaların beli bükük ön saf için yarışmalarını, safları sıklaştırmanın lezzetini; hepsini öğreneceğiz…
Bu Ramazan da güzel geçecek…
Evlerde çocuklarımızla teravih kılmanın ne demek olduğunu göreceğiz…
Mısır patlatıp sohbet etmenin keyfini çıkaracağız…
AVM’lerde geçirdiğimiz vakitlerin ne kadar boş olduğunu anlayacağız…
Halen yaşıyorsa nenelerin, dedelerin ile vakit geçirmenin ne olduğunu, son son el öpüp kucaklaşmanın kıymetini yavaş yavaş öğretecekler bize…
İblis’in vazifesi, hatta tek ve en önemli vazifesi insanı insan yapan duygulardan çıkarmaktır…
Fakat bu defa da kaybedecek İblis!
İnsan yüzünden kaybettiği gibi bu defa da insanlık yüzünden kaybedecek…
İnsanı insan yapan duygular daha güçlenecek ve İblis yine mağlup olacak…
Kaybettiğimiz insanlığımızı, insanlarımızı kaybederek geri kazanacağız…
Fabrika ayarlarımıza döneceğiz…
Çok yakında insan tekrar insanlaşarak bir kez daha kazanacak...

Tüm Yorumlar

Ekrem İnce
27 Mart 2020, Cuma - 12.26

Namık kardeşim, Yazındaki duygu ve düşüncelerine aynen katılıyorum.. Kıymeti bilinmeyen herşey bir gün gelir ve kaybedilir,biz mirasyediler ,islami ve insanî değerlerimize sahip çık(a)madık, Kudüs işgal altında,camilerimiz kapalı cumalar yok, büyüklere moruk ! dedik ve şimdi istesende bunların hiç birisine ulaşmanın imkanı yok !. Ne diyelim,bu musibetlerden ders almak dilek ve temenilerim ile Herkesin Cuması !!! Mübarek olsun... Eline sağlık.

2 0 YANITLA

YORUM EKLE

Haberler

Haber aranıyor...

Köşe Yazıları

Köşe yazısı aranıyor...