Mülteci/sığınmacılara Ensar gibi  davranmamız gerektiğini baştan beri savunanlardanım. 

               İnanç ve medeniyet geçmişim ve kültürüm bunu gerektiriyor. 

               Her Müslümanın ve insan kalabilmiş insanların da böyle olmak mecburiyetinde olduğuna inananlardanım. 

               Bu bir inanç, iman ve insanlık gereğidir. 

               Ancak, mülteci/sığınmacı meselesinin çığırından çıktığını, 

               Ensar ve muhacir ilişki ve kapasitesini aştığını, 

               Artık bu yükün taşınamayacak boyutlara geldiğini, 

               Hem sığınmacılara hem de bize zarar verecek boyuta ulaştığını, 

               Sığınmacılara, ucuz işgücü gözüyle bakılmasına, 

               Çok kötü şartlarda yaşama ve çalışmalarına, 

               Onlara Ensar değil de “simsar” muamelesi yapılmasına da şiddetle karşı durulması gerektiğini savunanlardanım. 

               Ayrıca bu durumun demografik yapıyı bozduğunu, 

              Artık sığınmacı kabul edilmemesini, 

               Mevcutlara da, ülkelerine dönene kadar kardeş/Ensar muamelesi yapılması gerektiğini, 

               Ülkelerinde barış ve istikrarı oluşturmak için çaba harcanıp, 

               Nihai hedef olarak tümünün topraklarına  dönmesinin sağlanmasını, 

              Tek bir tanesine bile vatandaşlık verilmemesine, 

               Kendi vatan topraklarını boşaltıp, hain emperyalist ve ziyonist pilan ve hedeflere hizmet edilmemesini ve o topraklara başkalarının çöreklenmesini asla ve kata izin verilmemesini de, 

               En mağdurları olan, soydaş ve dindaşımız, “Atavatan ve Ata milletimiz” D.Türkistanlı Türk kardeşlerimize bile, 

               Geçici vatandaşlık verilmesini, 

               D. Türkistan kurtulana kadar bağrımıza basılmasını, 

               Burada da çabamızın, Çin işgalini sona erdirmek ve o toprakların Çin’e bırakılmamasını, 

               Nihai hedefimizin Onlarında vatan topraklarına dönmesinin sağlanması olduğunu, 

               Israrla yazan ve savunanlardanım. 

               Bu konu  ile ilgili değil ama, 

               VATAN TOPRAĞININ  YABANCILARA SATILMASININ VE ONLARA DA VATANDAŞLIK VERİLMESİNİN DE KESİNLİKLE YANLIŞ OLDUĞUNU, 

               VATANA İHANET OLDUĞUNU, 

                Bu durumun gelecekte başımıza büyük sıkıntılar açacağını, 

               1.Dünya savaşında, Osmanlı Devletine çöreklenen “Tek dişi kalmış Batılı emperyalist ve ziyonist canavarların,” 

               Ülkemizi işgal ettiğinde, 

                Bir kısım azınlıkların neler yaptığının da hatırlatarak, 

                 Vatan toprağı satılması ve vatandaşlık verilmesinin korkunç bir hata olduğunu da ısrarla yazan, her zeminde savunanlardanım. 

                 Bütün bunların yanında, 

                 Sığınmacılar üzerinden ırkçılık yapılmasına, 

                 Onları gerekçe kılarak bir ırkı ve milleti topyekün karalamaya ve aşağılamaya, 

                 Ayrımcılık yapmaya, 

                 Hatta Onlar üzerinden de İslam ve Müslüman düşmanlığı yapmaya,  

                 Onlara karşı oluşan menfi hassasiyeti fırsata dönüştürerek, 

                 Sinsi bir şekilde olayı ırkçılık ve Müslümanlık üzerinden istismar etmeye de şiddetle karşı olanlardanım. 

                  ONLAR ÜZERİNDEN IRKÇILIK, YABANCI DÜŞMANLIĞI, ARAP DÜŞMANLIĞI, MÜSLÜMAN DÜŞMANLIĞI ÜRETİLMESİNE,  

                 Onlara en ufak zarar verilmesine asla ve kata müsaade edilmemeli, teşebbüs edenlere hak ettikleri ceza mutlaka verilmelidir. 

               Maalesef Suriyeliler üzerinden bir Arap düşmanlığı, ırkçılık ve ayrımcılık üretiliyor. 

                 Bunlar Alman, Hintli ya da Ukraynalı olsalar bile, kimliği ne olursa olsun  durum değişmez. 

                   Buna asla ve kata izin vermemeli, en ufak bir ırkçılık ve ayrımcılığa meydan verilmemeli, yapanlar hakkında hukuk işletilmelidir.