TOPRAK DEĞİL, GÖNÜL

UĞURKAN ÇOT
ugurkan@yenisakarya.com


18 Mart gibi anlamlı bir günde Afrin'in merkezinin ele geçirildiğinin haberini öğrendik...

Sıra Münbiç'te diye bekliyorduk ama Afrin haberinin ertesi günü ikinci Kandil diye adlandırılan Sincar için Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir gece Sincar'a da gireriz" dedi...

Bu sözlerin ardından yapılan operasyonlara alıştık...

Cerablus ardından Afrin...

Hadi hayırlısı...

Bakalım kader bizi hangi mazlumlara umut olmaya tayin edecek...

Hamdolsun ordumuz gerekeni yapıyor...

Darısı diğer dalların başına... Yeni başarılara...

Sınır güvenliğimizi almamızın yanı sıra temizlenen yerlerde de bölge halkı rahat nefes almaya başlıyor...

Maalesef içimizden anlamayanlar olsa bile biz orada toprak değil gönül fethediyoruz...

Ve gücümüz yettiğince tüm dünya mazlumlarının yanında olacağız, onlar için mücadele etmekten,  haykırmaktan vazgeçmeyeceğiz...

RAMAZAN

Yaz geldi, çattı...

Kimine göre yaz hiç gitmedi, kış da gelmedi...

Şubat, nisan aylarında yazı andıran günlere bile şahit olduk...

Günler hızla geçip gidiyor...

Sanatçının dediği gibi ‘Deli rüzgar gibi geçiyor zaman’...

Yaz geceleri özelikle Ramazan günleri kendini çok özletiyor...

3 Aylara girdik, öncelikle İslam aleminin Regaip kandilini gönülden kutluyorum...

Sahurlar, iftarlar...

Orhan Camii’nin avlusunda geç saatlere kadar içilen çaylar...

Eyüp Sultan’da kılınan o uzun kıyamlı sabah namazları...

Ben yaz’ı özledim...

BAKMAK VE GÖRMEK

Gazeteci sevgili büyüğüm Engin Arapoğlu hafta başı köşe yazısında belediye ekipleri tarafından şehrin dört bir yanına ekilen çiçekleri yazmış...

Çevremizde çoğu kişinin insanların zaman zaman mali açıdan çiçek ekimlerine söylendiğini duyuyoruz. Kendisi de bunu yazısında ifade etmiş...

Ama Engin abi kendi farkını yine ortaya koymuş:

"O güzelim lalelerin kusursuzluğu karşısında insanların hayretini cezbedip onlara bir kez olsun “Suphanallah” dedirtebiliyorsak bundan büyük kazanç olabilir mi?"

İşte bakmak ile görmek arasındaki fark...

Bir elmayı bile yerken sizce sadece elmayı mı yiyoruz...

Düşündüğümüz zaman o elmanın bize gelmesi için önce bir elma fidesinin ekilmesi, ağaç olması ardından elmanın olgunlaşması için aylarca dalında kalması gerekiyor...

Suya, güneşe, vitamine ve daha onlarcasına daha ihtiyacı oluyor...

Aylarca süre sonra hazır hale geliyor...

Bir elma için adeta koca bir kainat çalışıyor...

Biz sadece elmayı değil kainatı yiyoruz aslında...

En çokta bakmış olduğumuz yerde göremediğimiz manaya üzülüyorum...

Orada bir çiçeğe değil kainata, Allah’ın yaratmış olduğu bir sanat eserine bakıyoruz aslında...

22 Mart 2018 , Perşembe
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

 

 

 


 

YAZARLAR

Zeki AYDINTEPE

O UNUTULMAZ DEPREM GECESİ VE TOÇOĞLU

Çok Okunanlar
  1. Bugün
  2. Dün

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara