LUT KAVMİ PROJESİ

NAMIK ÖZE


Şimdi nereden çıktı bu proje diye düşünebilirsiniz…

Derin dünyanın projeleri hiç bitmez ve üç ana temeli vardır bunların…

Dönüp dolaşır ve tekrardan başa döner…

Önce ülkelere ırkçılıktan girerler…

Bizde bunu yıllarca Türk-Kürt, Türk-Arap yahut Türk-Yunan gibi tarihten gelen hesaplaşmaları kaşıyarak denediler…

Bir diğer yol olarak ülkenin örf-adet yahut dinleri üzerinden girerler…

Dini sadeleştirmek, yenilemek, çağa uydurmak adı altında kendi dünya dinlerini ülkelere yerleştirmeye çalışırlar…

Bir diğeri de toplumların ahlaklarını bozma girişimleridir…

Ne saygı, ne sevgi, ne dini hassasiyeti olan birey bırakmamak adına sapıklıkları, eğlenceleri icat edip düşünemeyen, araştıramayan, ne söylenirse yapacak olan toplumlar oluşturmaya çalışırlar…

Dikkat edin, bizde yıllarca uygulanan bu süreçler hep büyük sonuçlar vermiş ve de ülkemize hem zaman, hem insan, hem enerji kaybettirmiştir…

Yıllarca milliyetçilik kılıfı altında kardeşi kardeşe kırdırmadılar mı?

O bitti, etraftaki komşularla gereksiz dalaşmalar, ticari sataşmalar ile alışverişleri, komşulukları kesip dünyaya yalnızlaştırmadılar mı?

Dinimize saldırdılar, Efendimize direk vuramadıkları için sahabelere, evliyaya iftiralar attılar, güya bize Kur’an yeter deyip de Kur’an’dan çok kendi yazdıkları kitaplarla millete şekil vermeye çalıştılar…

Bunları yaparken hep daha büyük bir planı sessiz sedasız uyguladılar aslında…

Daha büyük plan ne mi; hemen anlatayım:

Şeytanın tek derdi insanı insanlıktan çıkarmaktır…

Bu edebi bir kelime değil…

İnsanı düşünen, araştıran, yaratıcısını bulan, yaratıcısını tanıyan ve ona itaat eden bir kul olmaktan çıkarmak için huzurdan kovulan şeytanın davası, “Ey âdemoğlu Allah siz insanlar yüzünden beni huzurdan kovdu, ben de sizi insanlıktan çıkararak Allah’ın huzurundan kovdurmak için elimden geleni yapacağım” davasıdır…

Tüm bu savaşlar, eziyetler, vurmalar, kırmalar, sapıklıklar hepsi insanın yapamayacağı şeylerdir ama şeytan insan görünümlü canlılar haline getirdiğinde kul olması gereken insanı vaadini yerine getirerek yaratıcısının huzurundan kovdurmayı başarmıştır…

Dikkat edin şeytan bu büyük dönüşümleri yaparken hep aynı taktiği kullanır…

Siz gazetelerde kimin aday olacağını araştırırsınız, günlerce önceden bitmiş maç için zaman harcarsınız yahut ekonominin gidişatının saatler süren sohbetini yaparsınız, işleriniz güçleriniz ya siyaset, ya spor ya da para üzerine geçerken alt tarafta bu projeler tıkır tıkır işler…

Siyonistler mescitlerini kurarken binlerce çocuk çoktan ölmüştür bile ama sizin hangi içeceğin daha iyi olduğunu konuşmaktan dua etmeye vaktiniz kalmamıştır…

Tanrıyı kıyamete zorlayanlar çoktan Afrika ülkelerinde yeni sömürge alanları bulmuş ve ülkelerine taşımıştır…

Siz hangi futbolcunun ne kadar aldığını konuşurken yaparlar bunu…

Şeytan çoktan çoluk çocuğunuzu içkiye, kumara, fuhşa alet etmiştir…

Siz daha fazla para kazanma adına kimin ayağını kaydırayım hesabı yaparken olur bütün bunlar…

Şimdi buraya kadar size romantik bir yazı olarak gelebilir yazdıklarım, belki darlanmış, edebiyatta sıkılmışınızdır da…

 

Yapılan akademik araştırmalara girmiyorum, dünyadaki deneylere ve neticelerine de girmiyorum…

Sizler adaylarla uğraşırken, dolar, altın, ekonomi krizciliği yaparken, gözden kaçırmış olabileceğiniz bir cinayetten, sapıklıktan, alttan alta uygulanan Lut kavmi projesine dikkatinizi çekmek istiyorum…

İnternette şu ifadeleri gördüğünüz her söze dikkat edin: Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi, Cinsiyet Devrimi…

Huffington Post’ta yayınlanan bir haberde; “Bilim adamları toplumsal cinsiyet kimliğine katkıda bulunan biyolojik faktörleri henüz anlamaya başlıyor. Cinsiyete bakışı artık değiştirebiliriz” deniliyor…

2015 yılında Fransa’da bir mahkeme daha önce erkek olan bir vatandaşın kimliğine ilk defa nötr cinsiyet yazılmasına karar verdi…

Belçika’nın Flaman Parlamentosu’ndaki tüm tuvaletlerin ortak kullanıma açıldığını duymuşsunuzdur…

ODTÜ’deki “cinsiyetsiz tuvalet” kampanyalarını da hatırlayalım…

Diğer taraftan dünyada ilk kez denenen bir teknikle üç kişinin DNA’sına sahip yani üç anneli çocukların doğumlarına tanıklık ediyoruz…

Stratejist Abdullah Çifti’ye göre Embrio’ya DNA müdahalesi ile iki anneli bir babalı veya üç anneli bir babalı çocuklar artık yeni bir aile kavramı!

Meksika'da biyolojik olarak iki anneli bir babalı çocuk dünyaya geldi…

Yine Ukrayna'da üç ebeveynli bir çocuk dünyaya geldi…

Çiftçi, bu korkunç projenin Türkiye’de hala kadın erkek eşitliği şeklinde anlaşıldığını dile getiriyor…

Oysa yaratılışa çok ciddi bir müdahale var…

Aile ve toplumu kökünden sarsacak büyük bir sorunla karşı karşıyayız…

İmam hatip okullarının da yer aldığı pilot okullarda karma futbol maçlarından, erkeklerin ip atlamayı kızların da futbol oynamayı sevdiğine varana kadar bir yığın etkinlik, seminer vs düzenlenmiş…

Efendiler, Lut kavmi her türlü cinsi sapıklıktan dolayı helak edilmiştir, o kadar ki erkek, kadın, hayvan ayırt edilmeyen bir sapıklıktır bu…

Şu anda toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında kadın ve erkek sonradan kazanılan bir duygudur diye insanların gay, lezbiyen ya da her ikisinin de normal olabileceği, bunun genetik bir yönlenme, bir tercih olduğu yutturulmaya çalışılarak gençleri sapık ilişkilere hazırlıyorlar…

Ve bunların sokaklarda, ekranlarda erkeklerin saç şekillerinden kıyafetlerine kadar, konuşmalarından hareketlerine kadar nasıl işlendiğine şahit oluyoruz…

Hem aileyi ailelikten, hem insanı insanlıktan fıtratı bozarak çıkarma projesinin adı cinsel eşitliktir ve bu şeytanın en büyük projesidir…

Aileler, çocuk ve gençleri elimizden almaya çalışıyorlar ve tüm bunları cambaza baktırarak yapıyorlar…

Dikkat edin bir afet geldiği zaman suçlu, suçsuz ayırmaz!

Zalim İspanya kralına soruyorlar, “Bu kadar diktatörsün ama millet sana hala hayran. Bunları nasıl idare ediyorsun” diye…

Kral, “Onları yüz binlik beşiklerde (arenalarda eğlendirerek) uyutuyorum” cevabını veriyor…

Peki ya siz nerede uyuyorsunuz?

12 Kasım 2018 , Pazartesi
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

 

 

 


YAZARLAR

Zeki AYDINTEPE

KENAN SAKALLIOĞLU VEFAT ETTİ

Çok Okunanlar
  1. Bugün
  2. Dün

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara