DOĞU TÜRKİSTAN İÇİN…

OSMAN KARAGÜZEL


                Geçtiğimiz Pazar günü, ailemizin bir parçasını Almanya’ya yolcu etmek için İstanbul-Kurtköy  Hava Alanı’na yolcuları götürüp uğurladıktan sonra, dönüşte Gebze yakınlarında, yolun sağ kenarından yürüyen ve iki bayrak, “ALBAYRAK ve GÖKBAYRAK” taşıyan bir genci fark ettim.

                Fark edene kadar 300-400 m. geçtiğim için durup bekledim. Bana yetişince sordum. D.Türkistan’ daki Çin faşizmini/zulmünü Türkiye’ye Türk yetkililere ve Dünyaya duyurmak için İstanbul’dan Ankara’ya yürüyüşe geçtiğini söyledi.

                Masum ve güzel yüzlü bu gencecik delikanlıyla bir süre konu üzerinde sohbet ettikten sonra, “Yolun açık olsun” diyerek ayrıldım. Yolda lazım olur, para vereyim mi dedim, ama kabul etmedi.

               Mahzun, masum, mazlum, yetim ve öksüz, “ÖZ VATANINDA PARYA” D.Türkistanlılara, soydaşlarımıza,  “ATAYURDU” kardeşlerimize, Uygur Türk’ü Müslümanlara yapılan bunca zulüm karşısında suskunluğumuz bir kez daha aklıma geldi. Tüm mazlum Müslümanlara yönelik “kısık seslerimizi,” soydaş Müslümanlardan esirgemenin ve her tarafa dağılmış bu yetim insanlardan bir tanesini yolda yapayalnız yürürken görmenin hüznüyle, bu hüzün düşünceleriyle direksiyon çevirmeye ve menzile doğru yol almaya devam ettim.

             Türk milletinin Filistin, Afganistan, Irak, Suriye, Arakan, Karabağ, LİBYA, Kırım, Mısır, Balkanlar, Kafkaslar, Afrika gibi ortak davası olan, 81 milyonun müşterek acısı olan D.Türkistan davasına, başta Devlet erkanı olmak üzere, basınımız, STÖ’miz, partilerimiz ve tüm millet olarak gerekli duyarlılığı ve her türlü desteği verme gibi bir vazifemiz vardır.

              Bana, hazırlamış olduğu bir deste “Basın açıklaması”ndan bir tane verdi. Yukarıdaki başlık, o basın açıklamasının başlığı olup, metnin tamamını aşağıya alıyor, vicdanlarınıza sunuyorum.

               “Merhaba! Ben Erşidin Erkin. 1986 D.Türkistan Urumçi’de doğdum. Dört çocuklu bir ailenin 4. çocuğuyum. Yaşadığımız topraklarda Türküm, Müslümanım diyemeden büyüdük. Çünkü Türk ve Müslüman olmak yasakmış. 10 Yaşında Pakistan’a Kur’an’ı Kerim öğrenmek için gittim. 6 Yılın ardından hafızlık eğitiminden sonra memleketim Urumçi’ye döndüm. Urumçi’de lise eğitimim sırasında bir gün okula giderken Çinli sivil polisler tarafından gözaltına alındım. 5 Gün boyunca sorgulandım. Yurt dışında hafızlık eğitimi alan ağabeyimi de gözaltına alacaklardı. Yerini söylemediğim, konuşmadığım için hapse atıldım.

                Hapisteki 2. Ayımda, ağabeyimin de hapse atıldığını öğrendim. Günlük iki dilim ekmek ve bir bardak su ile bir yıl hayatta kalmaya çalıştım. Bir yıl boyunca Çin askerleri sebepsiz yere haftada bir gelip beni dövdüler.  Bir yılın sonunda ailem, istedikleri parayı verdikten sonra hapisten çıktım. Hapse girerken sağ salim olan ağabeyim, iki yılın sonunda akli dengesini yitirmiş bir şekilde çıktı. Hapisten çıktıktan sonra 10 yıl boyunca sivil polisler tarafından takip edilerek yaşadım.

                2014 Yılında Türkiye’de olan annem vefat etti. Yurt dışına çıkmak çok zordu. Annemin vefatını sebep göstererek, bir yıl sonra pasaportumu alıp Türkiye’ye geldim. 6 Ay sonra hapisten çıkan ağabeyimi Türkiye’ye getirdim. Babamın ikinci eşi ve dört kardeşim hala D.Türkistan’da hapishanede, yani, toplama kampında hayat mücadelesi veriyor. Akrabalarımla birlikte 15’den fazla tanıdığım toplama kamplarında bulunuyor. Eğitim bahanesiyle 3 milyondan fazla Uygur kardeşim toplama kamplarında, hiçbir sucu olmadan zorla tutsak ediliyor.

                      D.Türkistanlı Uygur Türk’ü her ailenin evine, kendi kültür ve değerleriyle yaşamasını engellemek için Çinli bir ajan yerleştiriliyor. Ayrıca, Uygur kızları, istemedikleri halde Çinli bir erkekle zorla evlendiriliyor. Buna karşı gelenler, ayrımcılık yaptıkları gerekçesiyle hapse atılıyor. Hapishaneye girenlerin sonu meçhul.  Ceza süresi ise belli değil. Bunlar gibi sayısız bir sürü baskı ve asimile politikası var. Bölgedeki baskı, günlük hayatın dışında, dijital dünyada da olağanüstü seviyede. Yurt dışında bulunan binlerce Uygur Türk’ü aileleriyle aylardır, yıllardır haberleşemiyor. Yurtdışından akrabalarıyla görüşen Uygur Türkleri de suç işlemiş gibi yine hapse atılıyor.

                    01. 12.2018 Tarihinde, D.Türkistan’da halen yaşanmakta olan zulmü, baskıyı ve asimile politikasını, başta Türkiye, sonra da dünyaya duyurmak ve anlatmak için , İslam dünyasının umudu Türkiye’den, T.C. Başkanı  R.T. Erdoğan’dan destek istemek amacıyla, İstanbul’dan Ankara’ya, engelli ağabeyim ile birlikte yürüyeceğiz.

                    Bu yoldan donsak da, ölsek de dönmeyeceğiz.

                    ZALİMİN ZULMÜ VARSA, MAZLUMUN ALLAH’I VAR…”

6 Aralık 2018 , Perşembe
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

 

 

 


YAZARLAR

Zeki AYDINTEPE

KENAN SAKALLIOĞLU VEFAT ETTİ

Çok Okunanlar
  1. Bugün
  2. Dün

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara