ALTIN POST TARİKATI

Lütfi Salkım


Yerin altındaki deney için hangi tarikat devrede?

Bu hafta sizlere değişik bir tarikatin geçmişini anlatmak istedim. Bu günlerde Müslüman ve Türklere karşı dünyada kurulmuş tarikatlerin sembolü olan –boynuzlu at ,yarı insan yarı at vs gibi sembollerinin oyuncak haline getirilmiş şekillerinin gerek çocuk programlarında gerekse oyuncakçılarda sıkça görülmeye başlamasının sebeplerinin ne olduğunun araştırılması ve ona göre süzgeçten geçirilmesi gerekmektedir. Milli kahramanlarımız yerine bu sembollerin geçmeye başlaması son derece dikkat edilmesi gereken bir konudur. Ben karıncanın su taşıması gibi belki birilerinin dikkatini çeker diye yaptığım araştırmayı sizlere sundum.

Yunan miti "Jason ve Altın Post" macera peşinde koşan kahramanın hikayesini anlatan en eski efsanelerden biridir. Hikaye kısaca şöyle:

Jason daha küçük bir çocukken, Iyolkos kral olan babası, amcası Pelias tarafından öldürülür. Annesi amcasından saklamak amacıyla oğlunu Keyron (Cheiron) adında bir sentöre (centaur: yarı at yarı insan olan mitolojik yaratık) emanet eder. Jason 20 yaşına bastığı zaman, kendisine ait olan tahtı geri almak için amcası Pelias'ı bulmaya karar verir. Yaşlı bir kadın kılığına girmiş tanrıça Hera, Jason'u karşıdan karşıya geçirtir. Bu geçiş sırasında genç adam ayağındaki sandallardan birini düşürür ve amcasının karşısına tek ayağı çıplak halde çıkar. Bunu gören Pelias'ın asabı bozulur çünkü kehanete göre ayağında tek sandal olan biri, işgal ettiği tahtı geri alacaktır. Jason amcasından tahtı iade etmesini talep eder. Pelias tek bir şartla tahtı oğlana vereceğini açıklar: Bilinen dünyanın ucunda Kolhis (Bugünkü Gürcistan) adında bir ülkede saklı tutulan 'Altın Post'u geri getirebilirse, taht Jason'ın olacaktır.

Peki bu altın postun hikayesi nedir? O da şöyle: Yunan mitolojisindeki tanrıların kralı Zeus, Jason'un atası olan Firiksus'a ölümsüzlük bahşedilmiş altın bir koç hediye eder. Firiksus bu altın koçun üzerinde Yunanistan'dan Kolçis'e uçar. Kolhis'in kralı Güneş Tanrısı Heliyos'un oğlu Ayetes'tir. Ayetes altın koçu Zeus'a kurban eder, postunu da bir ejderha tarafından korunan kutsal koruda bir ağaca asar. Eğer bu post kaybolursa, Ayetes de krallığını kaybedecektir.

 

Jason, amcasının bahsettiği Altın Post'u alabilmek için Yunanistan'ın en güçlü kahramanlarından oluşan bir ekip kurar ve Kolçis'e doğru yelken açar. Bu ekibe Argonotlar ismi takılır. Jason ve Argonotlar Altın Post'un peşinden çeşitli maceralara atılırlar. Bir ara bugünkü İstanbul Boğazı'ndan bile geçmek zorunda kalırlar.

 

İşte mitolojik ve pagan Altın Post daha sonrasında Avrupa'da kurulacak olan bir tarikatın adı olacaktır. Altın Post Tarikatı Türkler'e ve Müslümanlar'a karşı kurulmuş askeri bir örgüttür. Büyük çaplı son haçlı seferinin kaderini belirleyen Niğbolu Savaşı'nda (1396) gösterdiği kahramanlıklardan dolayı Korkusuz lakabıyla anılan Burgundi Dükü John'un oğlu  III. Filip tarafından, Portekiz Prensesi İzabel ile evliliği şerefine, 1430 yılında kurulmuştur. Ancak Filip'in esas olarak babasının Türkler'e ve Müslümanlar'a karşı temsil ettiği haçlı ruhunu yaşatmak ve Katolik Kilisesi'ni korumak amacıyla bu örgütü kurduğu söylenir. O zamanlar sadece Katolik Hristiyanlar tarikatın parçası olabiliyordu. Konstantinapolis 1453 yılında Osmanlılar tarafından fethedildiğinde, tarikat şövalyeleri Bizansı kurtarmak için yemin etmiş fakat çabaları sonuç göstermemişti. Bu tarikat daha sonra İspanya ve Avusturya diye iki ayrı grupta anılacak, Avusturya kolunun başında Habsburg kralları bulunacaktı. Günümüzde hala devam eden bu örgütün "şövalyeleri" büyük çoğunlukla birbiriyle akraba olan Avrupa monarşisinin  hayatta kalan üyelerinden müteşekkildir. İspanya Kralı , Belçika Kralı , Norveç Kralı 20. Yy da tarikatı ayakta tutan isimlerdir. .Bir habere göre Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Bask ayrılıkçı örgütü ETA ile mücadelede gösterdiği dayanışma ve işbirliği için İspanyol Hükümeti tarafından "Altın Post Tarikatı" nişanına layık görülmüş

2007 yılında da ilk defa bir Müslüman bu tarikatın nişanına layık görülmüştür. O isim Suudi Arabistan Kralı Abdullah'tır.

 

Bu askeri tarikatın dışında, alternatif bir Altın Post örgütünden daha bahsedilir. Ancak bu örgütün varlığı diğerine nazaran daha spekülatiftir. Komplo teorisyenleri tarafından tartışılan bu örgüt, "gerçeği bulma" peşinde olan bir grup bilim insanı tarafından oluşturulmuştur. Genelde çok gizli hükümet araştırmalarında ismi geçen bu örgüt, herhangi bir ülkeye hizmet etmez. JASON Grubu olarak da bilinen bu insanlar, iddiaya göre Manhattan Projesi'nden tutun, sonu felaketle sonuçlandığı söylenen Philledelphia Deneyi'ne kadar çeşitli "bilimsel araştırmalarda" yer almışlar.

 

Ananda M. Bosman adındaki araştırmacıya göre ise CERN'deki üst düzey bilim insanları da Altın Post tarikatının üyeleridir. ( Bu arada CERN'in logosu ile boynuz arasındaki ilişki şaşırtıcıdır. Bunun dışında CERN'de nötrinolar üzerine çalışan bir grup bilim insanı, projelerinin adını resmi olarak Jason ve Argonotları koydular. Cern Avrupa nükleer araştırma merkezi anlamına gelen Fransızca “Consell Europeen pourla Recherce Nucleaire” sözcüklerinin kısaltılmasıdır.

Son olark da eklemeden geçmeyelim. Çeşitli sinema eleştirmenleri tarafından şimdiye kadar çekilmiş en iyi Tenten filmi sayılan, 1961 yılına ait "Tenten ve Altın Post", İstanbul'da geçmektedir. Fransız - Belçika ortak yapımıdır. İstanbul'un bazı tarihi mekanlarının, limanlarının, mahalle ve sokaklarının 1960'lı yıllardaki hallerinin renkli görüntülerle tespit edilmiş olması filme bir belge değeri de kazandırmaktadır. Bu belge nitelikli görüntülere o yıllarda çevrilmiş siyah beyaz Türk filmlerinde de sıklıkla rastlanmaktadır, ama "Tenten ve Altın Post" filminde bu kez bu görüntüleri gerçek renkleri ile de görme imkânı vardır.

Şimdi durup, elimizde neler var bir düşünelim.

* Ölümsüzlük bahşedilmiş bir altın koçun postu.

* O post adına kurulmuş bir şövalye tarikatı

* Ölümsüz koçun postundan yola çıkarak "gerçeği" aradıklarını iddia eden bir takım bilim insanları

* O postu İstanbul'da arayan bir çizgi roman kahramanı...

Hepsinin ortak noktası ölümsüzlük ve "gerçeği arayış". Peki bu sembolün bu kadar çok yerde karşımıza çıkması bir tesadüf mü?

Kaynak: http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=164005   

12 Ocak 2018 , Cuma
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

 

 

 


 

YAZARLAR

Zeki AYDINTEPE

TCDD’NİN AYIBI

Çok Okunanlar
  1. Bugün
  2. Dün

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara