VESTFALYA (WESTPHALİA) BARIŞ ANTLAŞMASI

29 Mayıs 2020, Cuma - 13.11

LÜTFİ SALKIM

Bu gün Korona virüsle dağılma emareleri gösteren Avrupa birliği ne zaman ve hangi şartlar altında kuruldu ? Bu gün buna kısa geçişlerle bir göz atalım isterseniz. Avrupa birliği denen topluluğu daha iyi analiz etmemize yardımcı olur.
Birinci adım: Westfalya Barış Antlaşması
Avrupa’da 1618 yılında başlayan, 30 Yıl Savaşları ardından sağlanan barış sürecidir. Bu süreç 1648 yılında imzalanan birkaç antlaşmayı da içeren Vestfalya (Westphalia) Barış Antlaşması adını almıştır.
Otuz yıl savaşlarının tarihçesini tarihçilere bırakırsak ilk adım bu antlaşmadır.
Otuz Yıl Savaşları, çeşitli dini ve siyasi boyutlara sahiptir. Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu altındaki farklı dillere sahip olan insanları birleştiren dini faktörler olmasına karşın İmparatorluğun bütünlüğü, ortaya çıkan mezhepler yüzünden sarsılmaya başladı . Bu kapsamda çıkan Otuz Yıl Savaşları, İspanya ve Avusturya Habsburgları, İsveç, Danimarka ve Fransa kimilerine ise Alman Prenslikleri arasında beş büyük savaşı kapsamaktadır ve bu tüm bu karışıklıklar Vestfalya Barışı ile sonlanmıştır. Antlaşma, devlet temsilcisinin bir araya gelip imzalarıyla değil Habsburg elçilerinin Fransa ve İsveç’e ayrı ayrı imzalattıkları ikili antlaşmaların toplamıdır. Özet olarak Protestan ve Katolik Dini anlayışın imzaladığı ve iki cemaatin arasındaki savaşı bitirip birliğin sağlanması asıl amaçtır.
İmzalanış tarihi Ekim ve Mayıs 1648
Bu barış tarihçiler tarafından modern çağın başlangıcı olarak gösterilmektedir.
Akademisyenler bugün var olan uluslararası sistemin Westphalia ile başladığını belirtmektedirler.          
 Bu antlaşma ile Avrupa da Kilise etkisizleştirilmiş ve ulus devletlerin egemen olduğu bir Avrupa nın ilk adımı atılmış oldu.
İkinci adım
Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam)
Milletler Cemiyetinin kurulması
Milletler Cemiyeti, Birinci Dünya Savaşı içinde uluslararası barış ve güvenliği sağlamak amacıyla; uluslararası siyasal bir örgüt kurulması düşüncesi ile İsviçre, Hollanda, Fransa, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde özel ve resmi çevrelerde doğmuştur. ABD Başkanı Wilson, 1916’dan başlayarak bu düşünceyi benimsemiş, denizlerin serbestliğini sağlayacak, savaşı önleyecek, ülke bütünlüğünü ve siyasal bağımsızlığı güvence altına alacak, silahsızlanmayı düzenleyecek uluslararası bir örgütün kurulmasını savunmuştur.
Paris Barış Konferans’ının 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verilmiştir. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kurulmuştur. Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve böylece Milletler Cemiyeti kurulmuştur. 20 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet, tüm çabalara rağmen İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyememiştir. Savaş sonrası 18 Nisan 1946’da Cenevre’de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar vermiştir.
Paris Barış Konferans’ının 25 Ocak 1919’da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verilmiştir. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kurulmuştur. Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve böylece Milletler Cemiyeti kurulmuştur. 20 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet, tüm çabalara rağmen İkinci Dünya Savaşı’nın çıkmasını engelleyememiştir. Savaş sonrası 18 Nisan 1946’da Cenevre’de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar vermiştir.
Şimdi buraya bir yorum getirelim.  İkinci Dünya Savaşı bittikten sonra Avrupa da Birleşik Krallığın dışındaki imparatorluklar yıkılmış hepsi savaş yorgunu bitik ve istenilen şekilde  idare edilebilecek Avrupa kalmıştır.
Sıra bu toplulukların tek çatı altında toplanmasına gelmiştir.
NATO
Kuzey Atlantik Paktı Teşkilatı» anlamına gelen (North Atlantic Treaty Organization) kelimelerinin kısaltılmışı ve bu adla anılan antlaşmadır. 1949' da Birleşik Amerika ile şu devletler arasında imzalanmıştır: Kanada, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Danimarka, İtalya ve Portekiz. Bunlara 1951'de Türkiye ve Yunanistan, 1954'te de Batı Almanya katılmıştır. Böylece üye sayısı 15'e çıkmıştır.
Roma Antlaşması ve Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)
Altı üye devlet, 1957'de, işgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolaşımına dayanan bir ekonomik topluluk kurmaya karar verdiler. Böylece, kömür ve çeliğin yanı sıra diğer sektörlerde de ekonomik birliği kurmak amacıyla, 1957'de Roma Antlaşması imzalanarak Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kuruldu. AET'nin amacı, malların, işgücünün, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaştığı bir ortak pazarın kurulması ve en nihayetinde siyasi bütünlüğe gidilmesiydi.
Nihayet sona geldik .
Maastricht Antlaşması ve Avrupa Birliği
Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından 3 Kasım 1990'da iki Almanya'nın birleşmesi, Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinin Sovyet denetiminden kurtulmaları ve demokratikleşmeleri, Aralık 1991'de de Sovyetler Birliği'nin çözülmesi Avrupa'nın siyasi yapısını baştan aşağı değiştirdi. Üye devletler bağlarını güçlendirme kararlılığıyla, temel özellikleri 9-10 Aralık 1991'de Maastricht'te toplanan Avrupa Birliği Zirvesi'nde kararlaştırılan yeni bir Antlaşmanın müzakerelerine başladılar. Maastricht Antlaşması, diğer adıyla Avrupa Birliği Antlaşması, 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu antlaşma ile 1999'a kadar parasal birliğin tamamlanmasına, Avrupa vatandaşlığının oluşturulmasına ve ortak dış ve güvenlik ile adalet ve içişlerinde işbirliği politikalarının meydana getirilmesine karar verildi.
Maastricht Antlaşması ile üç sütunlu Avrupa Birliği yapısı oluşturuldu. Bu yapının ilk sütununu Avrupa Toplulukları (AKÇT, AET ve EURATOM), ikinci sütununu "Ortak Dışişleri Güvenlik Politikası", üçüncü sütununu ise "Adalet ve İçişleri" oluşturuyordu.
İlk adım 1648 son adım 1991 adamlar buraya gelmek için iki dünya savaşı milyonlarca ölü ve  üç yüz elli sene vermişler .Biz yeniden oyun kuruculuk özelliğimizi kazanmak için o kadroları yetiştirip çok çalışıp teknolojide ileri ,çok ileri gitmez isek işimiz her gün zorlaşıyor. Şimdi bütün bu çabalarını yıkıp Dünyayı yeniden dizayn etmeye uğraşıyorlar. Niye ve yerine ne getirmek istiyorlar.Biraz acele zamanı gelmedi mi?

YORUM EKLE

Haberler

Haber aranıyor...

Köşe Yazıları

Köşe yazısı aranıyor...