Yerel medya dünyamızda perde gerisinde kalıp da yükü çeken, bu yönüyle toplumun hemen her kesimiyle irtibat sağlayan, adsız kahramanlardan biridir İsmail Aydın…
Tanıdım tanıyalı elinden fotoğraf makinesi ve sırtından kamerası hiç ama hiç eksik olmadı…
Gücü yettiğince çilesini çekti bu çilekeş mesleğin…
Düğün dedi koştu, toplantı dedi ulaştı…
İstedi ki her nevi olay, etkinlik duyulsun; habersiz kalmasın şehrimiz…
İnce hesap yapmadı, doğru bildiği ne ise o yönde hizmet etti…
Yaşı yaklaştı dalyaya…
İster binsin aracına, isterse de kalsın yaya…
Demedi uzak-yakın…
Yeter ki olsun haber, etkinlik, toplantı ya da olay…
Uzun ve yeleli saçları, sevecen dili ile boy gösterdi her yerde, üstlendiği sorumluluğun hakkını vermek adına…
Her şeyin bir sonu olacağını bilir ancak içindeki meslek aşkı hep taze kaldığından olacak, sağlığını riske atıp gücünün yettiğince çalıştı ve yoruldu…
Şimdi bir amansız hastalığı yenme adına yürütüyor savaşı…
Bir süredir böyle büyük bir sıkıntı içerisindeymiş…
Telefon etmiş gazeteye, “Söyleyin Zeki abiye bana hakkını helal etsin. Ben hakkımı helal ettim” deyivermiş…
Sadece İsmail Aydın değil, kin tutmayan bir anlayışla bu meslekte tek bir kişi dışında, çalışıp ayrılan tüm meslektaşlarıma dahi hakkımı helal ederken, İsmail Aydın gibi vefakar bir medya mensubuna aksine bir düşünce taşımam mümkün mü!
Yaşayan her canlının başına gelebilecek bu nevi rahatsızlıktan ümidini kesip de kurtulan, sağlığına kavuşan çok sayıda insan bilirim…
Dileğim tatlı dilli, güler yüzlü bir emekçi olarak tanıdığım ve şu sıralarda duygu iklimi içerisinde dostlarını, bu arada bizi de hatırlayan sevgili kardeşime Mevla sağlık versin deyip Bizim Bahçe’den sevgi çiçeği “Kırmızı güller” gönderelim istedik…