ROPÖRTAJ HABERLERİ Bu haber 2508 kez okundu
29 Ağustos 2013, Perşembe - 15.19

EN HUZURLU BAŞKAN BENİM

Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, “İl başkan ve yönetimi, bütün milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız aday adayı olmadıklarını ve beni desteklediklerini açıkladı. Bu ortam Türkiye’nin hiçbir ilinde yok. Ben bu anlamda belki de en huzurlu ça

EN HUZURLU BAŞKAN BENİM

Sakarya’da hiçbir ilde olmayan bir durum yaşandığını söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, “İl başkan ve yönetimi, bütün milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız aday adayı olmadıklarını ve beni desteklediklerini açıkladı. Bu ortam Türkiye’nin hiçbir ilinde yok. Ben bu anlamda belki de en huzurlu çalışan belediye başkanıyım” dedi
HER GÜZEL İŞE SEVİNİRİM
Seçimlerden bu yana geçen 4,5 yıllık süre zarfında sizi en çok üzen ve de en çok mutlu eden hadiseler nelerdi?
Bu şehirde gereksiz su kesintileri beni üzer. Hele hele SEDAŞ (enerji) kaynaklı su kesintileri beni çok üzer ve huzursuz eder. Her yaptığım güzel iş de sevindirir beni. Sorunsuz geçirdiğim günlerin sonunda sevinir, iş kazalarında üzülürüm.
SÖZLERİMİ TUTTUM
Seçim öncesi söz verdiğiniz 37 projenin birçoğunu gerçekleştiremediniz. Bu durumun şahsına karşı bir güvensizliğe neden olabileceğini düşünüyor musunuz?
Bir kere ben verdiğim sözlerin tamamına yakınını gerçekleştirdim. Söz vermediğim birçok proje de gerçekleştirdim. Benim söz verip yapamadığım bir iki proje var sadece.
ÖNCE VATANDAŞ İSTEYECEK
İkinci üniversite, organize besi bölgesi, seyir park, yeşil eğlence dünyası, Dörtyol kentsel dönüşüm, Yenikent’e raylı sistem gibi projeler yapılmadı. Bu projeler yeni dönem kitapçığında da yer alacak mı?
İkinci üniversite bizim tek başımıza halledebileceğimiz bir mesele değil. Şayet böyle bir teşebbüs olursa belediye olarak bu işe önayak olacağımızı ve destek vereceğimizi belirttik. Dörtyol’da sözümü tuttum ama esnaf istemedi. Vatandaşın kendi mülkü burası, onlar evet demeden bir şey yapamam. Biz şartları ortaya koyarız, vatandaş kabul etmezse yapacak bir şey yok. Birçok park da yaptık ayrıca; sadece simleri ve mahiyetleri değişti..
UZUNÇARŞI AVM OLMALI
Uzunçarşı’nın iyileştirilmesi seçim projelerinizden biriydi. Ancak çarşıda bir tek zemin iyileştirmesi yapıldı. Sadece Uzunçarşı değil, Kapalı Çarşı, Aynalıkavak Çarşısı gibi sembol çarşılar da yok olmaya yüz tuttu. Ne olacak bu çarşıların hali?
Çarşılardan evvel orada esnaflık yapan arkadaşlarımızın halini konuşmak lazım. Ben belediye başkanı olduktan sonra oradaki esnaf temsilcileriyle dört sefer toplantı yaptım. Esnaf bir adım atmadan bizim bir şey yapma şansımız yok. Çünkü birçoğu özel mülkiyet. Aynı zamanda SİT alanı olduğu için Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan izin de almak lazım. Uzunçarşı’da çok köklü ve büyük bir çalışma yapmamız lazım. Bu da ancak oradaki esnafla konsensüs sağlayarak yapılabilir. Biz ortak alanlar konusunda her türlü desteği verdik, veriyoruz. Her zaman hazırım ve sözümün arkasındayım. Sakarya’nın açık bir AVM olacak, trafiğe kapalı olacak bir bölgesidir orası. Afyon’da buna benzer bir çalışma yapılmış, orayı görün dedim, Bursa’dan örnekler verdim, hatta yurt dışında da birçok örneğini gördüm. Dernek yönetimleri bir adım atmadıkça benim adımlarım da havada kalır.
İSİM DEĞİŞİKLİĞİNE SICAK BAKIYORUM
Kent Park’ın adının Donatım Park, Kent Meydanı’nın isminin de Rabia Meydanı olarak değiştirilmesine yönelik talepleri nasıl karşılıyorsunuz?
Saygıyla karşılıyorum her şeyden önce. Ben de Kent Meydanı ve Kent Park isimlerinden farklı isimler olabileceğini düşünüyorum. Daha sıcak isimlerin kullanılmasına taraftarım. Mecliste arkadaşlara konuyu gündeme getirmelerini söylemiştim zaten, sıcak baktığım bir konu. Rabia Meydanı fikrine, bu konudaki hassasiyetlere büyük saygı duyuyorum ancak zaten İstanbul’da bir meydana Rabia ismi verildi. Bu tekliften gurur duyduğumu ve çok memnun olduğumu da ayrıca belirtmek istiyorum.
PLAN İŞİ HER ZAMAN ZORDUR
Ulaşım Master Planı ve Nazım İmar Planı çokça eleştirilere neden oldu. Sadece yapmış olmak için mi yapıldı bu planlar? Planlar çok da gerçeklerle örtüşmüyor gibi…
Tam tersi; bu eleştiriler eleştiri olsun diye yapılıyor. Ne Nazım, ne de Ulaşım Master planları yapılmış olsun diye yapılmaz. Aslında bu planların çok daha önceden yapılması gerekirdi. Plan işi her zaman zordur. İnsanlar yol olsun, park olsun, bahçe olsun ister ama hiç kimse bunların kendi arazisinde olmasını istemez. İnsan doğasında vardır bu durum. Dolayısıyla yaptığımız planlar Sakarya’nın gelecek perspektifini öngören bir çalışmadır. Yapılan öneriler hemen hayata geçirilecek diye bir kaide de yok. Bu öneriler şimdi dile getirilecek ki belediye başkanlarının önünde bir yol haritası olacak. Neresi raylı sistem için uygundur, nerelere kavşak yapılması gerekiyor, nerelerde otopark olmalı gibi konuları önümüze koyan bilimsel işlerdir bunlar.
DORUKKENT’İN SORUNLARINI ÇÖZDÜM
Büyükşehir’in yaptırdığı Dorukkent Evleri sakinlerinden sık sık şikâyetler geliyor. Belediyenin verdiği sözleri tutmadığı söyleniyor. Oysa orada bir toplantı yapıp çeşitli sözler de vermiştiniz…
O proje benden önce yapılmış, projenin birçok şartı da benim sırtımda yük olarak kaldı. Ama ben ona rağmen yoluydu, doğalgazıydı, elektrik altyapısıydı hepsini hallettim. Birtakım şikâyetler olduğu söylenince birkaç sefer toplantı da yaptım orada yaşayan insanlarla. Taleplerde bulundular, onları da yerine getirdim. Park yapılsın, küçük bir satış alanı yapılsın, mescit olsun, çevre düzenlensin dediler hepsini yaptım. Yine de eksikleri kalmışsa onları da gideririz. Ancak çok önemli, hayatlarını etkileyecek bir sıkıntı yaşadıklarını sanmıyorum. Orada memnun edemediğimiz bir iki kişi var her nedense.
KİMSE ADAY ADAYI OLMASIN
Bazı bakanların, milletvekillerinin ve belediye başkanlarının ismi Büyükşehir adaylığı için anılınca kimyanız bozuluyor. Karşınıza rakip çıkmaması için bir baskı ortamı oluşturuyor gibisiniz.. Büyükşehir için kaç aday adayı çıkmasını bekliyorsunuz?
Kimyamın falan bozulduğu yok. Benim kimyam bir tek su kesintisinde bozuluyor. Bu ilde belki hiçbir yerde olmayan bir şey var. İl başkan ve yönetimi, bütün milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımız aday adayı olmadıklarını ve beni desteklediklerini açıkladı. Sivil toplum kuruluşlarıyla da tam bir uyum içerisinde çalışıyoruz. Bu ortam Türkiye’nin hiçbir ilinde yok. Böyle bir ortamda benim kimyamın bozulması söz konusu değil. Ben bu anlamda belki de en huzurlu çalışan belediye başkanıyım. Bizi herkes destekliyor, herkes de katkı sağlıyor Allah razı olsun. Önemli olan şehir kazansın. Kadere çok kuvvetli inanmış bir adamım ben. Bana sorarsanız kimse aday adayı olmasın ama olanlara da saygı duyacağız tabii ki.
HALK İSTİYOR, BİZ YAPIYORUZ
Belediyenin bütün projelerinin paydaşlarıyla ve vatandaşla istişare edilerek yapıldığını kaydeden Başkan Toçoğlu, “Bizim bütün projelerimiz tartışarak, konuşarak yapılıyor. Biz bütün gün insanlarla beraberiz. Onların hoşlarına gitmeyen işleri niye yapalım, niye istenmeyen projeleri insanlara dayatalım?” diye konuştu
FİRMA GÖNÜLSÜZ ÇALIŞIYOR
Sakarya Park Projesi ne aşamada? Başbakan Erdoğan’ın da sözünü verdiği bu proje için biraz geç kalınmadı mı?
Aslında biz belediye olarak geç kalmadık ama İhale Kanunu’ndan kaynaklanan birtakım nedenlerle geç başladık işe. İhaleyi alan firma kanuni haklarını kullanarak bizi 75 gün oyaladı. Belki Türkiye’de olmayan bir şey oldu ve ihaleyi kazanan adam, “Yanlış hesap yapmışım, beni ihaleden eleyin” dedi. Kanunen böyle bir şansımız yok, kendisi de hukuki hakları kaybolmasın diye ayrılamıyor. Hal böyle olunca firma her türlü kanuni hakkını kullandıktan sonra işe başladı ve gönülsüz başladı. Bizim talihsizliğimiz oldu bu durum. İhaleden 75 gün sonra sözleşme imzalayabildik, 80-90 gün sonra çalışmalara başladılar, çalışırken de ona göre çalışıyorlar. Maalesef böyle bir talihsizlik yaşadık. Diğer bazı işlerimizde de yaşıyoruz. Aslında hiç de bizden kaynaklanan bir sorun yok. Parası, projesi, her şeyi hazır. Bizim amacımız enerji üretimine başlamakla beraber Sakarya Parkı da belli bir noktaya getirmekti.
GÖRÜNTÜ KİRLİLİĞİ VARDI
Çark Deresi kenarında yapılan rekreasyon projesinin işlevsiz olduğu ve kimse tarafından kullanılmadığı görülüyor. Önceliği Sakarya Nehri rekreasyonuna verseydiniz daha iyi olmaz mıydı?
Yenikent’te 40-50 bin insanımız yaşıyor ve her gün oradan gelip geçiyorlar. Zaten insanlar oraya yerleşmek konusunda tereddüt yaşıyor. Görsel birtakım çirkinlikler de insanların şevkini kırıyor. Benim oradaki düzenlemelerden tek beklediğim Yenikent’e ilgi oluşmasını sağlamak ve görüntü kirliliğini ortadan kaldırmaktı. Şimdi yavaş yavaş kullanılmaya da başlandı. Ayrıca çok fazla kullanılmıyor fikrine ben de katılıyorum.
DAĞDİBİ’NE HENÜZ İMAR VERMEDİK
Dağdibi Mahallesi’nde Fİ Yapı’ya ait arazilere imar izni verdiniz ancak proje fiyaskoyla sonuçlandı. Arazileri imara açtığınız için pişman mısınız?
Bir kere araziler şu anda imara tam olarak açılmış değil. Birisi orada arazi toplamış, bize müracaat etmiş, projesini ve kurum görüşlerini de getirmiş, kanunen de herhangi bir sıkıntısı yok. Biz böyle bir durumda orayı imara açmak durumundaydık zaten. Ancak arazilerin imara açılması için bir tadilat harcı gerekiyor. Bunlar ödenmeden binlik imar planları çıkarılmıyor. Biz binlik planları Adapazarı Belediyesi’ne henüz göndermedik. Gelirler harçlarını yatırır ve projemize devam edeceğiz derlerse biz de gereğini yaparız.
SATSO SEÇİMİNDE GÖRÜŞÜMÜ SÖYLEDİM
SATSO seçimlerine bizzat müdahil olup Mahmut Kösemusul için oy istediğiniz, yönetim için de isim önerdiğiniz konuşuldu. Doğruluk payı var mı söylenenlerde?
Burada doğru olan şu: Kamuoyuna işin başında olan arkadaşımız Mahmut Kösemusul’un devam etmesinin uygun olacağı hususunda kişisel görüşümüzü belirttik. Hala da öyle düşünüyorum. Mahmut Bey uyumlu, çalışkan ve şehre hizmet etmeyi düşünen bir insan. Seçimlere birçok kişi müdahil oldu ama bu konuda çok fazla bir şey söylemek istemiyorum. Ben sadece benimle beraber hareket etmek isteyenlere görüşümü açıkladım. Ancak onu bunu aramak, araya adam sokmak gibi çok detaylı işler yapmadım; benim tarzım değil zaten bu tip hareketler. Partide de öyleyim, oraya buraya adam yerleştirmek gibi bir tarzım yok benim.
KÜÇÜK ESNAFI DAHA ÇOK SEVERİM
Son dönemde SESOB Başkanı Hasan Alişan’la da aranızdan su sızmıyor. Esnaf odası ne talep ederse yerine getiriyorsunuz…
Bizim en çok istişarede bulunduğumuz kuruluşların başında da SESOB geliyor. Hasan Alişan’ın 73 odayı temsil eden bir pozisyonu var. Dolayısıyla biz arkadaşlık haricinde, bir esnaf temsilcisi olarak Hasan Alişan’la birçok projede beraber çalışıyoruz. Kendisinin yaptığı çalışmalar da her zaman esnafın lehine olan işler. Esnafın memnun olması beni de memnun eder. Ben bir de küçük esnafı daha çok seviyorum. Günlük hayatta sürekli karşılaşıp muhatap olduğumuz, yüzleri gülünce bizim de yüzümüz gülen insanlar bunlar. Dörtyol’daki kavşağı açmayı bizden başka kimse göze alamadı. Zirai Aletler kavşağını da Karayolları Bölge Müdürlüğü’nün itirazına rağmen esnafın haklı talebiyle açtık. Süleymanbey Köyü’nden traktörünüzün sapanına bir kaynak yaptırmak isteseniz ta Dağdibi’ne gidip dönmeniz gerekiyordu. Bu kavşak gerekliydi. Birtakım harçların yüksek olması gibi konularda da bize geldiklerinde esnafa yardımcı olmaya çalışıyoruz. İstişareden, uyumlu çalışmadan şehir kazançlı çıkar. Geçmişte kavgadan, hır gürden bir şey çıkmadığı görülmüştür.
EKMEKLERİNE KAN DOĞRAMAM
Şehirdeki dolmuş ve minibüsleri otobüse çevirmek ve Dörtyol’da kentsel dönüşüm projesi gerçekleştirmek istediniz ama esnaf istemediği için yapamadığınızı söylediniz. “Esnaf istemiyor” demek biraz da topu taca atmak ve işin kolayına kaçmak değil mi?
İlk bakışta öyle görülebilir, yani öyle düşünenlere de, “Yanlış düşünüyorsun” demem. Şimdi Dörtyol’daki olay tamamen oradaki mülk sahipleriyle alakalı bir hadise. Eğer mülk sahipleri bu işe iştirak etmezlerse isteseniz de bir şey yapamazsınız. Boş yere insanları karşınıza almanın âlemi yok, adam isterse olacak o iş. Bu yüzden kentsel dönüşümler demokratik ülkelerde zordur derler, doğrudur. Taksi dolmuş ve minibüsler meselesi ise bizim toplu taşım projemizin gerçekleşmesiyle alakalı. 750 esnaf var ve burada korsan olarak çalışmıyorlar. Belediyeler ihaleye çıkıp hat satmış, bu insanlar da binlerce TL para verip bu hatları almışlar ve bu işten ekmek yiyorlar. Bu işler bir plan dâhilinde yavaş yavaş yapılacak işlerdir. Ben sizi kaldırdım arkadaş demeniz toplumsal bir yara açar. Biz onlara ulaşımdan sorumlu olduğumuzu, kendi ulaşım ağımızı genişletip güçlendireceğimizi, zamanla daha büyük otobüsler alacağımızı ve toplu taşımayı özendireceğimizi söyleyip kendilerini bu duruma hazırlamalarını istedik. Bu çağrımız başlarda pek ciddiye alınmadı ama zaman içinde esnaf da çözüme ortak olmak için gayret sarf etmeye başladı. Biz bu işi esnaf arkadaşlarımızla birlikte çözeceğiz. Kimsenin ekmeğine kan doğramaya niyetim yok. Beraberce arkadaşlarımızı mağdur etmeyecek bir çözüm bulacağız. Ulaşım işi hiçbir yerde kar etmiyor, çoğu zaman zarar ettiği için esnafları bu işi ortak edince de sorun çözülmüyor. Dolayısıyla daha başka formüler üzerinde onlarla beraber çalışıyoruz. Bir ortak noktaya geleceğiz. Şehirde de hamdolsun bölgenin en rahat trafiği yaşanıyor. Ufak dokunuşlarla düzenlemeler yaptık ve belli bir sistem oturttuk, çok önemli bir sıkıntımız yok.
AVM’LER BİR DÜNYA GERÇEĞİ
Stadyum arazisi TOKİ’ye devredilecek ve arazi söylentilerine göre AVM olarak değerlendirilecek. Küçük esnaf AVM’lerden yakınırken böylesi merkezi bir alanda alışveriş merkezi kurulması ne kadar doğru? Hem bu durum trafiği de olumsuz etkilemez mi?
Stadyumu yenilemek için bir kaynak bulmak gerekiyor. Şu anda stadın bulunduğu yer 40 dönümlük arazi, yeni stadyumun maliyeti de 125 milyon TL. Devrettiğimiz arazi asla bu meblağı karşılamıyor. TOKİ ne yapacak, orayı ticari olarak düşünecek; kaldı ki daha bize ulaşmış bir plan yok orasıyla ilgili. Biz küçük esnafla da konuşuyoruz; onlar da çağa ayak uydurup bir atılım içerisine girecek artık. AVM dediğin dünyanın bir gerçeği artık. İstanbul’da yüzlerce var. Bizde topu topu iki tane var, onların da sistemleri henüz tam anlamıyla oturmadı. TOKİ’nin orada ne yapacağı konusunda henüz netleşmiş bir şey yok.
ÇİMENTO FABRİKASI’NA KARŞI ÇIKTIM
Söğütlü’deki doğal gaz santrali için olumsuz rapor verdiniz. Peki, neden Yanık’taki taş ocağı ve Darıçayırı’nda yapılmak istenen çimento fabrikasına da karşı duruş sergilemediniz?
Her şey biraz çabuk unutuluyor galiba. Ben bu şehirde çimento fabrikasını engelleyen kişiyim. Hangi şartlarda engellediğimi de, kimlere rağmen bu işe geçit vermediğimi de herkes biliyor. Darıçayırı, Büyükşehir hudutlarında olsaydı ben böyle bir girişime yine müsaade etmezdim. Yanık’taki olay da bize intikal etmedi. Bunlar belediyeden değil Ankara’dan izin alarak yapılan işler. Biz hepsiyle ilgili tavrımızı açıkça ortaya koyduk. Hatta bu konularda inisiyatifin belediyelere bırakılmasıyla ilgili de milletvekilleriyle konuşuyoruz.
İSTİHDAMA KATKI SAĞLIYORUZ
Büyükşehir Belediyesi’nin gelirlerinin büyük bölümünü yatırımlar yerine cari harcamalara ayırdığı eleştirileri yapılıyor. Belediyede çok mu fazla personel çalıştırılıyor?
Bunlar bilerek yapılan eleştiriler değil. Belediyede bugün SASKİ dâhil 2 bin 500 kişi çalışıyor. Bunların büyük bir kısmı hizmet alımıyla çalıştırılıyor. Bin 500 kilometrekare bir alana hizmet götürüyoruz, bu çarkın dönmesi için personel lazım. Zamanla çok mobilize olup daha az insanla daha çok iş yapabilirsiniz. Ama bir anlamda istihdama da destek sağlıyoruz. Kaldı ki çok fazla yatırım da yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Yani yatırıma para ayrılmıyor eleştirilerinin de içi boş.

SAKARYA ARTIK AYAĞA KALKTI!
İlimizin en yaşanılabilir şehirlerin başında geldiğini söyleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, “10 sene önce Sakarya’nın nüfusu 750 bindi. Bugün ise nüfusumuz hızla artıyor, 900 bini geçti, 1 milyona doğru ilerliyor. Bu şehir yaşanmaz bir şehir olsa insanlar neden bu şehirde yaşamayı tercih etsin? Sakarya artık ayağa kalkmıştır” dedi
ADALETLİ OLMAYA ÇALIŞIYORUM
Sapanca başta olmak üzere bazı belediye başkanlarıyla aranız diğer başkanlara nazaran daha iyi. Aranızın iyi olduğu başkanlara hizmet anlamında öncelik tanıdığınız ve yeniden adaylıkları için kulis yaptığınız doğru mu?
Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor, benim istisnasız hepsiyle aram iyi. Çünkü onlar daha işin başında, “Zeki Toçoğlu bizim ağabeyimizdir. Biz kendisine güveniyoruz” dediler. Ben hepsinden büyüğüm, bana duydukları güveni boşa çıkarmamaya ve adaletli olmaya çalışıyorum. Ben elimdeki imkânları en adaletli şekilde belediyelere dağıtmaya çalışıyorum. Belediye başkanı olarak kimseyi ayırdığım yok. Görev başında olan bütün arkadaşlarımız başarıyla işlerini yürütüyor, ben de her anlamda kendilerine destek sağlıyorum. Ama bazen şöyle bir şey oluyor: Çok arkadaşınız vardır ama bazılarıyla oturup çay içersiniz, bazılarıyla da denk gelemezsiniz. Zaman zaman İbrahim (Uslu) ve Orhan (Yıldırım) için söylenir böyle şeyler. Ama ben örneğin Süleyman başkanı (Dişli) daha çok ziyaret ederim. Adapazarı Belediyesi’ne, Erenler Belediyesi’ne daha fazla gitmişimdir. Çat kapı giderim, kahvemi içer çıkarım. Benim zaten başkanlar arasında ayrım yapmam doğru değil. Hele hele kulis yapmam söz konusu bile değil. Bana düşmez zaten böyle bir şey. Kimseyi arkadan hançerlemem.
ADAPAZARI ŞEHRİN AYNASI KONUMUNDA
Neden yatırımlar ağırlıklı olarak il merkezi ve Serdivan ilçesiyle sınırlı tutuluyor? Ve de diğer ilçelere neden hep şehir meydanı yapılıyor? İlçelerin tek ihtiyaçları meydan mı?
Asla böyle bir şey söz konusu değil. Serdivan’a ve diğer ilçelere yaptıklarım ortada. Hiçbir konuda ayrımcılık yapmam. Örneğin diğer yerlere ne kadar asfalt attıysam Serdivan’a da o kadar attım. Bu söylem tamamen bir şehir efsanesi, bundan en büyük zararı da Yusuf başkan görüyor. Adapazarı da şehir merkezi, eski vilayetimiz. Şehrin bir aynası bu bölge. Belediyelere de sadece meydan değil başka işler de yapıyorum. Daha doğrusu bizden ne talep ederlerse onu yapıyorum. Şehirler artık meydanlarla anılmaya başladığı için bu konuda çok talep geliyor. Ferizli park istedi park yaptım. Karapürçek’e ha keza öyle. Su ve kanalizasyon hizmetlerini her yere mecburen götürüyorum zaten. Geliri az olan belediyelere biraz pozitif ayrımcılık yapıyorum o kadar.
İŞE GÖRE DEĞİL ADAMINA GÖRE ELEŞTİRİ
Gelişmişlik sıralamaları, birtakım parametreler göz önünde bulundurulduğunda neden hep sonlarda yer alıyor şehrimiz? Bu parametreler konusunda ciddi spekülasyonlar yapılıyor. Belli çevreler sürekli Sakarya’nın yaşanmaz bir şehir olduğunu söylüyor.
Biz en yaşanılabilir şehirlerin başında geliyoruz. Bu şehrin yolları var, havası en temiz illerden bir tanesiyiz, suyumuz en içilebilir kalitede… Bu şehirde pis su arıtma tesisleri, katı atık toplama tesisleri, hepsi var. Sosyal tesisler var. Ramazan ayını daha yeni geride bıraktık. Bütün şehir dışarıdaydı, insanlar mutluydu. Örneğin 10 sene önce Sakarya’nın nüfusu 750 bindi. Bugün ise nüfusumuz hızla artıyor, 900 bini geçti, 1 milyona doğru ilerliyor. Bu şehir yaşanmaz bir şehir olsa insanlar neden bu şehirde yaşamayı tercih etsin? Sakarya’da her ay trafiğe binin üzerinde araç dâhil oluyor. Şehirde her alanda bir hareketlilik, canlılık yaşanıyor. Kültür sanat alanında önemli yatırımlar yapılıyor. Sakarya artık ayağa kalktı. Yapılan işe göre değil de adama göre eleştiri yapılıyor. Örneğin Engin Arapoğlu yaptıysa iyi, Zeki Toçoğlu yaptıysa kötü… Ne yapıldığına değil, kimin yaptığına bakılıyor, yanlış burada!
HALK YA DEVAM DİYECEK YA DA GÜLE GÜLE
Başkanlığınız döneminde Serdivan’ın belde olması göz önünde bulundurularak Büyükşehir koltuğunu dolduramadığınız yorumları yapılıyor. Büyükşehir sizi yordu ve zorladı mı gerçekten?
Bu koltuğu doldurup doldurmadığımıza milletimiz karar verecek. Benim o konuda yorum yapmam, “Koltuğu doldurdum, aksine bana dar bile geliyor” gibi laflar söylemem yanlış olur. Halkımız her şeyi görüyor. Ben onlarla daha iç içe olarak hizmet etmeye çalışıyorum. Gücümün yettiği, imkânların el verdiği sürece Sakarya’ya önemli ve faydalı işler yaptığımı düşünüyorum. Bizim bu koltukları doldurup doldurmadığımıza halkımız karar verecek. Ya devam diyecekler ya da güle güle…
YENİ BELEDİYE BİNASI ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM
Yeni belediye binasının Donatım semtinde inşa edileceğini söylediniz. Çalışmalar ne zaman başlayacak? Ve de Atatürk Ortaokulu’na ait olan mevcut belediye binası ve arazisi nasıl değerlendirilecek?
Bir kere bina bize ait olmadığı için nasıl değerlendirileceğinin kararını Milli Eğitim Bakanlığı ve Valilik karar verir. Bize sorarlarsa bizim de bir görüşümüz olur. İkincisi tabii çok dağınık çalışıyoruz. Bu güne kadar birtakım içme suyu ve altyapı konularında birtakım eksikliklerimiz vardı. Bunları tamamlamadan belediye binası yapmak benim tarzım değil. Evvela halkımızın birinci derecedeki ihtiyaçlarını karşılayayım ben nasıl olsa hizmetleri bu binada götürürüm. Bu güne kadar böyle geldik ama önümüzdeki dönem artık bu sürdürülebilir bir iş değil. İmar daireniz bir yerde, Fen işleriniz bir yerde, sosyal işler bir yerde, SASKİ bir yerde; bu durum sürdürülebilir değil. Şu anda İtfaiye’nin olduğu alana yapmayı planlıyoruz belediye binasını. Biz orada sadece bir belediye binası değil, kongre merkezi de planlıyoruz. Bir de kent müzesi yapacağız. Belediye binası yaptıktan sonra İmar İşleri Daire Başkanlığı binasını da kent müzesine çevirebiliriz. O bina da bu anlamda müsait.
DEPREME EN HAZIR ŞEHİRİZ
Malumunuz Sakarya deprem bölgesi ve belli aralıklarla büyük depremler meydana geliyor. Olası bir depreme karşı hiçbir önlem almadığınız söyleniyor. Bu durum Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın da dikkatini çekmiş olmalı ki Twitter hesabından Sakaryalılara, “Yöneticilerinizi sıkıştırın” çağrısı yaptı. Sakarya depreme hazır mı?
Depreme belki de bu bölgedeki en hazırlıklı illerden biriyiz. Bir de depreme hazırlıktan ne kastedildiğini öğrenmek lazım. Bu şehirde bir tane ağır hasarlı bina yok, orta hasarlı çok az bina kaldı. Orta hasarlı bina meselesini gündemde tutan adamım ben Türkiye’de. Şehirde zaten çok katlılara müsaade edilmiyor. İnsanlar Yenikent bölgesine, sağlam zeminli alanlara gidiyor. Bunlar hazırlık değil mi? 10 yıldır bu şehirde çok katlı binalara izin vermiyoruz. Ne yapalım, binaların etrafına demir direkler mi dayayalım? Burada istismar edilen bir konu var: 5 katlı bir binada devlet inceleme yapmış ve binada hasar olmadığını tespit etmiş. Biz yine de diyoruz ki içindeki insanlara, “Binanız hasarsız bile olsa olası bir depremde risk taşıyabilir. Gelin beraberce bu işi halledelim” diyoruz. Hiçbir derdiniz olmadan çok katlıda oturuyorsunuz ve bir talebiniz, çabanız yoksa biz ne yapacağız? Binayı tepesine mi yıkacağız? Bir şeyi konuşurken pratiğiyle konuşmamız lazım. Hükümetimiz birtakım tedbirler alıyor. Binalarını dönüştürmek isteyenlere kira yardımı yapıyor devlet, biz TOKİ’ye bedelsiz arsa verip ev yapıyoruz; bunlar depreme hazırlık değil mi? Dönüşüm meselesi, bütün yapı stoklarının değiştirilmesi falan, bunlar farklı meseleler. Ben şu anda Korucuk’ta 470 konut yaptırıyorum. Şayet talep olursa 2 bin binaya kadar yerimiz var. Bugün bölgenin en büyük Arama Kurtarma Birliği bizde… “4 günde birini kurtaramadılar” diyorlar; insan arıyorsunuz sonuçta. Canlı mı cansız mı bilmiyorsunuz. Oraya 50 araç sokup enkaz araştırması yapabilir misiniz? 500 bin ton enkaz yığılmış. İğneyle kuyu kazmak durumundasınız. Normali budur zaten. Adam sağsa buldozerlerle girme şansınız var mı? Tekrar söylüyorum, depreme en hazırlıklı illerden biriyiz. 14 yıldır deprem yönetmelikleri haricinde bina yaptırmıyoruz. Tek sorunumuz çok katlı binaları dönüştürmek, ona da vatandaşımızla birlikte kafa yoruyoruz. Sonuçta ben de 40 senedir belediye başkanlığı yapmıyorum, henüz 4,5 sene olmuş. Geriye dönüp bir baksınlar Serdivan’da bir şehir bıraktım ben arkamda. Yeni Camii’deki binaları kim yıktı? Belediyemizin karşısında, Hasırcılar’da, Gar Meydanı’nda bir tane bina bıraktım mı? Ama her şeyin bir usulü, kaidesi var. Deprem olduğunda ben yasaların bana yüklediği şeyleri yapmamışsam tabii ki sorumluyum. Ama sadece ben değil herkes taşın altına elini koyacak.
KENTSEL DÖNÜŞÜMÜ ÖNEMSİYORUZ

Kentsel dönüşüm projelerine çok fazla eğilmediğiniz ve bu konuyu önemsemediğiniz eleştirileri de yapılıyor…
Ben bu konuda çok ciddi hazırlıklar yapıyorum. 9 çalışanımız İstanbul’da bir yıldır mastır yapıyor. Arkadaşlarımız bu konuda uzmanlaşıyor. Gerek teorik gerekse pratik eğitimlerin içinden geçiyorlar. Bunların hepsi şehir plancısı, mühendis, mimar, tekniker, çevre mühendisi… Biz çok ciddi çalışma yapıyoruz bu konuda. Kentsel Dönüşüm Şube Müdürlüğü oluşturduk. Geçmişten alınan derslere de bakıyoruz. Öyle kentsel dönüşüm yapıyorum diyerek yapılmıyor bu iş, bazı şartları var. İstanbul’da 10 katlı binaya 20 kat ruhsat vererek, müteahhide rant sağlayarak dönüşüm yapabilirsiniz ama Sakarya’da böyle bir şansınız yok. 5 katlı binayı yıktığınız vakit yerine 2 katlı bina yapabiliyorsunuz. Bunlar hep üzerinde çalışılması gereken işler.
BEN ÇOK TAHAMMÜLLÜ BİR İNSANIM
Sakarya medyasında çok fazla eleştirilmiyorsunuz. Ancak yine de birtakım eleştirilere sert tepkiler gösteriyorsunuz. Neden eleştirilere tahammül göstermiyorsunuz? Zeki Toçoğlu dikensiz gül bahçesi mi arzuluyor?
Beni eleştirenlere çok tepkili mi davranıyorum? Ben aslında eleştiriler karşısında hoşgörülüyüm. 7 gün 24 saat beni eleştiren, benden başka eleştirecek başka hiçbir şey bulamayan, haberleriyle, köşe yazarlarıyla sadece benimle uğraşanlar var. Ben bunlara bile bir şey demiyorum, çıkıp cevap vermiyorum. Bazı arkadaşlar “Zeki Toçoğlu’nu değil partiyi eleştiriyoruz ama tepki koyuyor” diyorlar. Ne yapmamı bekliyorlar? Ben bu partinin mensubuyum, partime hakaret edene sessiz mi kalacağım? Haksız eleştirilere karşılık veriyorum sadece. Seçildiğim günden beri benimle ilgili tek bir müspet söz söylemeyenler var bu şehirde. Ben hakikaten çok tahammüllüyüm. Eleştirilmiyor da değilim; gazeteleri açın bakın, birçok anlamda eleştiriliyorum. Tahammülsüz algısı bana doğru bir algı gibi gelmiyor.
İNŞALLAH ENVER AĞABEYLE BİR DAHA RAKİP OLMAYIZ
Enver Toçoğlu’na bu güne kadar saygıda kusur etmediğini söyleyen Başkan Toçoğlu, “Enver Toçoğlu benim amcamın oğludur, biz kardeş çocuklarıyız. Tabii talihsiz bir dönem geçirdik. Siyasetin böyle bir cilvesi de var; karşı karşıya geldik seçimlerde. Bundan sonra siyaset yapıp yapmayacağı kendisinin bileceği bir iş. İnşallah bir daha karşı karşıya gelmeyiz” dedi
ÇİÇEK EKMEK KÖTÜ BİR ŞEY Mİ?
Hakkınızda en fazla yapılan yorum şu: Büyükşehir çiçek ekmekten başka bir şey yapmıyor. Bir tane büyük proje gösteremezler… Öyle mi gerçekten?
Kötü bir şey mi çiçek ekmek? Şehre gelenler en çok çiçeklerden bahsediyor. “Şehrin her tarafı çiçek bahçesi gibi, ne güzel bir şehre geldik” diyor insanlar. Büyük yatırımdan neyin kastedildiğini bilmiyorum açıkçası. Yenikent’e park yapmak yatırım değil mi? Ben bugün Akçay’a baraj yapıyorum. Bana kimse git Akçay’a baraj yap demiyor, ben onun yerine süsleye süsleye devam edebilirim. Ben bu şehrin geleceğini düşünüyorum, yılda 40 bin metreküp su biriktireceğim. İhalesi 60 milyon TL’lik bir iş bu. Göz önünde olmadığı için fark edilmiyor insanlar tarafından. Belediyeler için büyük yatırımlar halkın faydalanacağı işlerdir. Suyunuz akacak, havanız temiz olacak, ayağınız çamura basmayacak, etraf çiçeklerle dolu olacak, ulaşımda rahat edeceksiniz, arıtma tesisleriniz olacak… Biz en temiz çevre ödülü aldık örneğin. Bugün HES projesi, suya yaptığımız yatırımlar ufak işler midir? Yani ben büyük projeyle kastedilenin ne olduğunu anlamış değilim.
BORCUMUZ KATLANMIYOR, ÖDENİYOR
Büyükşehir Belediyesi’nin SASKİ’ninkilerle birlikte 750 milyon TL’yi aşkın borcu var. Ve bu borç sürekli katlanarak artıyor. Bu borç yüküyle nasıl yeni projeler hayata geçirilecek ve bu borç nasıl eriyecek?
Bir kere borç katlanarak gitmiyor. İller Bankası’nın her ay yaptığı yüzde 40 kesintilerle bu borç eriyor zaten. Biz bir taraftan da kullandığımız kredileri ödüyoruz. Yatırım yapmak için borçlanmak zorundasınız ve ben bu kadar borçlu olmama rağmen bu güne kadar hiç kredi sıkıntısı çekmedim. Bir kere Ankara’da da bir itimadımız var. Bizim katlanan borcumuz sadece personele olan vergi ve sigorta borcumuz. Diğer sabit borcumuz ödeniyor. Dolayısıyla şu an için çarkı çevirmekte bir sıkıntı yaşamıyoruz. Yatırım yapmamızın önünde de bir engel yok.
ENVER AĞABEYE SAYGIDA KUSUR ETMEM
Amcanızın oğlu Enver Toçoğlu’yla aranızdaki buzlar eridi. Kendisini cezaevinde yattığı dönemde de birkaç defa ziyaret ettiniz. Enver Toçoğlu’nun yakın çevresine “Yeniden aday olacağım” dediği öne sürülüyor. Bizleri bu dönem de Toçoğlu mücadelesi mi bekliyor?
Şimdi bakın Enver Toçoğlu benim amcamın oğludur, biz kardeş çocuklarıyız. Tabii talihsiz bir dönem geçirdik. Siyasetin böyle bir cilvesi de var; karşı karşıya geldik seçimlerde. Bunlar geride kaldı. Kendisi bizim büyüğümüz, ağabeyimizdir; hiçbir zaman saygıda kusur etmedik kendisine. Başına da müessif bir olay geldi. Kendisi 4 kere ziyaret ettim cezaevinde, 400 kere de ziyaret edebilirdim, benim açımdan bir problem yok. Kendisini yalnız bırakmadım. Bundan sonra siyaset yapıp yapmayacağı kendisinin bileceği bir iş. İnşallah bir daha karşı karşıya gelmeyiz. Benim çok arzu ettiğim bir durum değil bu.
İFTAR SOFRALARINDA SİYASET YAPMADIK
Belediyenin iftar programları da eleştiri konusu oldu. Milletin parasıyla siyaset yaptığınız öne sürüldü. Ayrıca bu yemeklerin çok maliyetli olduğu, daha ucuza da verilebileceği söylendi. Milletin parası çarçur mu edildi, iftar sofralarında siyaset mi yapıldı?
Bu soruyu vatandaşlara soralım isterseniz. Biz vatandaştan aldığımızı onlarla beraber paylaşıyoruz. Eskiden festivaller yapılırdı, şarkıcılar falan getirilirdi; şimdiye kadar hiç böyle bir şey olmadı. Ayrıca bu yemeklerde hiçbir zaman siyaset yapmadık. Ben hiçbir yemekte çıkıp vatandaşa konuşma dahi yapmadım. Sadece Geyve’de emrivaki oldu, ortalık çok dağınıktı, belediye başkanı, “Başkanım bir selam verin” dedi, küçük bir selamlama konuşması yaptım. Onun dışında bütün yemeklerde masaları dolaşıp insanlara hoş geldin dedim. Siyasi bir konuşma ve çalışma yapmadım. Bunu eleştirenler kendilerine baksınlar. Vatandaşımız memnun olmasa her yıl artarak ilgi göstermez bu yemeklere. Sadece Kent Park’ta 11 bin sandalye koyduk 20 bine yakın insan yemek yedi. Helali hoş olsun, hiçbir problem yok.
DOĞRUDAN TEMİN DE YASAL BİR YOL
Meclisin denetim raporunda doğrudan temin yerine ihale yapmanız salık verildi. Belediyelerin doğrudan teminle iş yapması her zaman eleştirilir. Neden her işte ihale yapma gereği duymuyorsunuz?
Her zaman ihale yaparak iş yetiştiremezsiniz. Denetim raporundaki geçen cümleler artık klasikleşmiş ifadelerdir. Biz bir müesseseyi yönetiyoruz. Bir ihale süreci en az 2 ay sürüyor. Bazen acil işimiz olabiliyor ve doğrudan temin yapıyoruz. Doğrudan temin de yasal bir yol sonuçta. Önemli olan bunu istismar etmemek ve birtakım kaçaklara ve deliklere sebebiyet vermemektir. O konu da benim çok hassas olduğum bir konudur. Arkadaşlara mümkün mertebe her işi ihaleyle yapmalarını söylerim. Zaten bu işlerin limitleri de belli, Büyükşehir Belediyesi’nin doğrudan teminle yapabileceği çok fazla iş yok.
BANA TÜRKİYE DEĞİL SAKARYA OY VERİYOR
Ulusal gündeme dair de çıkışlarınız oluyor. AK Parti’ye yönelik eleştirileri de siz karşılıyorsunuz. Bunu İl Başkanı’nı pasif gördüğünüz için mi yoksa siyasi kazanım elde etmek için mi yapıyorsunuz?
Her ikisi için de değil, il başkanımız da pasif bir adam değil. Siyasi bir kazanım gibi bir derdim de yok. Şayet cevap verilmesi gerekiyorsa cevap vermeye çalışırım. İl başkanımız da gerekli cevapları veriyor zaman zaman. Ben ulusal konularda çıkış yapınca ne gibi kazanım elde edeceğim ki zaten? Bana Sakaryalılar oy veriyor, tüm Türkiye değil. Ama haksız bir durum görürsem ya da söylemem gereken bir şey olduğunu düşünürsem söylerim. Ayrıca benim Yerelsen Genel Başkanı statüm olduğu da unutulmamalı.
KİBİRDEN ALLAH’A SIĞINIRIM
Sizin için inatçı, sinirli ve bilhassa kibirli ve kinci yorumları yapılıyor. Var mıdır böyle özellikleriniz?
Benim doğal bir halim var, ben yapmacık yaşamayı sevmiyorum. Espriler yaparım, ortam doğalsa daha rahat olurum. Vatandaşımızla diyaloglarım iyidir. Beni tanımayan veya başka türlü düşünen insanlar beni yanlış yorumlayabilir. Kibirden de Allah’a sığınırım. Kibre Allah’ın yeryüzünde, insan yaşarken bile ceza verdiğine inananlardanım ben. Çünkü biz nihayet bir damla sudan yaratılmışız, eğer haddimizi bilmezsek Cenab-ı Allah dünyada da burnumuzu sürter. Allah hepimizi kibirden korusun. Buna özellikle dikkat ederim, arkadaşlarıma da böyle bir tavrım olursa beni ikaz etmelerini söylerim. Bilerek böyle bir davranışım asla olmaz. İnsanları küçümseyip kendimi büyütmek gibi bir tavrım yoktur. Benim hayatım da son derece mütevazıdır, maaşımla geçinirim. Devletin lojmanında bile oturmam, lüksü de sevmem. Nasıl böyle yakıştırmalar yapılıyor bilemiyorum. Kinci de değilim. Kinci adam fırsatını yakaladı mı karşısındakini yerle bir eder. Benim şu ana kadar yerle bir ettiğim bir insan yok. Makamın haysiyetini korumak için birtakım tavırlar takınırım. Tavırlı olduğum alanlar olur. Ben şunu yapmam: Ben AK Partiliyim, bana söylemiyor, arkadaşıma söylüyor diye sessiz kalmam. Bu bir tavırdır. Benim kendime göre ilkelerim vardır. İlkeli davranırken bazen ister istemez tavırlı olabiliyorum. Siyasi ve inanç dünyama aykırı hareketlere eyvallah demem; tavırsa tavır! Ben ilişkilerimle değil ilkelerimle hareket eden biriyim.
BELEDİYEDE BİR TEK BEN SİYASET YAPARIM
Belediyede birlikte görev yaptığınız ekip de sık sık eleştirilere konu oluyor. Şayet yeniden aday olur ve seçilirseniz aynı ekiple mi göreve devam edeceksiniz?
İnsanların ekibini eleştirmek klasik bir yaklaşımdır. Benim hayatım insanlarla geçti. İnsanlar bir şekilde sizinle baş edemediklerinde etrafınızdakilerle uğraşmaya başlarlar. Bizde de yapılan odur. Ben çok samimi bir şekilde söylüyorum ki birlikte çalıştığım insanlardan son derece memnunum. Sadece düzgünlükleri ve dürüstlükleri değil, yeteneklerinden de memnunum. Örneğin Fatih Turan’ı bu il için bir kazanç olarak düşünürüm. Akademisyen bir arkadaşımızdır, hakikaten işlere kafa yorar ve 24 saatini belediyede geçirir. Ben Ayhan Kardan’ı bu şehir için bir kazanç olarak görürüm. Mali işlerimizi bu arkadaşlarımız takip ediyor. Sırtınızı dönün ve hiç arkanıza bakmadan gidin. Bu arkadaşlarımızın ahlakına şahidim. İki örnek verdim sadece. Ha keza Genel Sekreterimiz son derece dürüst bir insandır, bütün bürokratik işleri gayet iyi götürür. Beklenen nedir? Siyaseti ben yapıyorum, siyaset açısından benim önüme kimse geçemez. Benim çalıştığım adamların bir çizgisi vardır, o çizgiden öteye geçemezler. O çizgiye kadar gelirler ve orada kalırlar. Basın ve Halkla İlişkiler Müdürümüz onların nereye kadar gideceklerini planlar, onlar da orada kalırlar. Çünkü siyaseti ben yapacağım, onlar da işlerini yapacak. Ben ekibimden son derece memnunum. Bu mütevazı ekiple bu şehirde birçok şey yaptım. Bugün Kent ve Orhan Camii Meydanı, Necmettin Erbakan Bulvarı, parklar; bunların hepsi kendi elemanlarımızın öngörüleri ile yapılmış işlerdir. Esas kibirliler, yukarıdan bakanlar beğenmese de bu şehirde yaşayan insanlar ne olup bittiğini gayet iyi görüyor. Bu eleştiriler de bizimle düşmanca bir mücadele içine girmiş belli odakların etrafımıza saldırmasından başka bir şey değil. Eğer bir tanesinin hırsızlığı, ahlaksızlığı tespit edilmişse ve bana ulaştırılmışsa gereğini derhal yaparım. Bunu arkadaşlarımız da çok iyi bilir ve beni beklemeden kendileri bırakıp giderler. Bizim bilmediğimiz bir şeyi bilen varsa bana ulaşsınlar, gereğini yapayım. Herkes kapasitesi nispetinde ve iyi niyetle çalışıyor, elinden gelen gayreti gösteriyorlar. Hepsinden Allah razı olsun.
YILBAŞINA KADAR BELLİ OLUR
Erken aday açıklaması bekliyor musunuz?
Partinin bu konuda net bir görüşü yok şu anda. Yılbaşına kadar belli olur diye düşünüyorum. Birtakım şeyler söyleniyor ama Başbakanımız henüz bir şey demedi. Tamamen Başbakanımızın takdirinde olan bir konu.

YORUM EKLE

Haberler

Haber aranıyor...

Köşe Yazıları

Köşe yazısı aranıyor...