“EKONOMİK KRİZ DERİNLEŞİYOR”

Prof.Dr. Tahsin Bakırtaş, “Türkiye ekonomisi kriz yaşamaktadır, kriz derinleşmektedir. Yaşanan döviz krizi olup, bu kriz bankacılık krizine dönüşmenin eşiğindedir” dedi. Bakırtaş çözüm önerilerini de sıraladı.

EKONOMİ 03.10.2018, 12:14 03.10.2018, 12:14
“EKONOMİK KRİZ DERİNLEŞİYOR”

Sakarya Genç MÜSİAD tarafından Türkiye ekonomisindeki kriz ortamının değerlendirilmesi ve çözüm önerileri konulu toplantı gerçekleştirildi. MÜSİAD Sakarya hizmet binasında yapılan programa konuşmacı olarak Sakarya Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Tahsin Bakırtaş katıldı. İş dünyasını yakından ilgilendiren programa iş dünyasından yoğun katılım gerçekleşti.

ÖNEMLİ OLAN İSTATİSTİKLER
Bakırtaş, Türkiye’ de kriz var demekle krizin var olmayacağını, yok demekle de krizin yok olamayacağını ancak İstatiksel verilerin durumu anlatabileceğini söyledi. Bakırtaş, “2000 sonrası dönemde büyüme, özellikle 2003-2007 döneminde istihdam yaratmamış, aksine istihdamı azaltmıştır. Bunda yoğun özelleştirmeler etkili olmuştur. 2008-2009 krizi sonrası dönemde ise istihdam artışına yönelik yoğun çabalara ve istihdamın tanımındaki değişmeye karşın, büyüme oranın yarısına yakın bir artış gerçekleşebilmiştir” dedi.

BANKACILIK SEKTÖRÜ
Bakırtaş “Tüm göstergelere baktığımızda Türkiye ekonomisi bir kriz yaşamaktadır ve bu kriz giderek de derinleşmektedir.  Bu yaşanan krize bir ad vermek gerekirse; aşırı borçlanmanın ortaya çıkardığı döviz krizi olup, bu kriz bir bankacılık krizine dönüşmenin eşiğindedir. Çünkü Türkiye’nin aşırı borçlanmasının öncülüğünü yapan özel sektör içindeki ana aktör, bankacılık kesimidir. Nitekim yeni ekonomik program incelendiğinde bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması ana hedeflerden birisidir. Ancak Türkiye’nin bir ikileme doğru sürüklendiği de ortadadır. Yılbaşından bu yana % 40’ın üzerinde değer yitiren TL, değer yitirmeye devam ederse, bankalar zor duruma düşecektir. Ancak Hükümet TL’nin değer yitirişine engel olan politik hamleler yaptığında da farklı bir nedenden dolayı yine bankalar zor duruma düşecektir. Bugün Merkez Bankası’nın elindeki araçlardan en etkin olanı faizdir. Bu silah kullanıldığında da bankacılık üzerinde önemli bir yük oluşturacaktır” dedi.

DÖVİZ KRİZİNDEN BANKACILIK KRİZİNE
Bakırtaş “Türkiye’de bankalar özellikle 2010 sonrası dönemde yani son 8 yılda dışardan çok fazla borç aldılar ve aldıkları bu borçları şirketlere ve hane halkına borç verdiler. Yurt dışından borç alınıp, içerde borç verilen paralar; ülke çapında lüks inşaata-AVM inşaatları, rezidanslar, geniş konforlu ithal ürüne dayalı yapılan dairelere, lüks tüketime-araba, ithal diğer lüks tüketim-, yap-işlet-devret modeli -Build Operate Transfer model(BOT Modeli) ile yapılan büyük alt yapı projelerini finanse etmek için kullanıldı. Bu borçlar eninde sonunda faizi ile birlikte geri ödenmesi gerekiyor. Yabancı para ile borçlanmada temel sorun ise TL’nin değer kaybetmesine koşul ödeme yapacağınız zaman daha pahalı hale gelmesidir” dedi.

KRİZİN DAHA DA YAYGINLAŞMA EĞİLİMİ
Bakırtaş, “Türk lirasının değerindeki yaklaşık % 40 düşüş ve günlük oynaklığı, banka dışı finansal kuruluşların bir çoğunda doğrudan olumsuz etki yaratmıştır. Bununla birlikte, özellikle leasing şirketleri için varlık kalitesinin olası etkisi, para zayıflığı ve artan faiz oranlarından ekonomik güvenin etkilenmesi anlamında, orta dönemde daha belirgin olabilir. Türkiye’deki banka dışı finansal kurumlar, risklerin kısa-dönem niteliklerinden uyum sağlamada yararlanmaktadır.  Bu durum, banka dışı finansal kuruluşların zayıflayan işletim ortamına uyum sağlamada yardımcı olur. Bununla birlikte, banka dışı finansal kuruluşlar, daha geniş bir ekonomik gerilemeye duyarlı olan küçük ve orta boy işletmeler (KOBİ) direkt olarak maruz kalmaktadır” dedi.

ÜRETMEYEN TOPLUMLARIN SORUNU
Bakırtaş; “1987 yılında % 26.4 olan tasarruf oranı, 2000’li yıllarda sürekli azalış göstererek % 14’ün altına inmiştir. Tasarruf eden bir toplumdan, hızlı biçimde tüketim toplumuna dönüşen bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Tasarruf etmeyen toplumlar; bugünün üretimini yapamayacağı gibi, geleceğe yatırım da yapamazlar. Bir ülkenin cari açığı, bir anlamda o ülkenin ürettiğinden fazlasını tükettiği anlamına gelir. Ürettiğinizden fazla tükettiğinizde ise dışarıdan mal ve hizmet satın alırsınız. Dışardan mal ve hizmet satın almak için de rezerv para konumundaki paralara gerekesinim duyarsınız. Çünkü; bugünün dünya finans düzeninde, dünya ülkelerinin çok önemli büyük kısmı kendi ulusal para birimleri ile borçlanamamakta ve uluslararası ticaret yapamamaktadır. Hatta kendi ülke sınırları içerisinde bile gelişmiş birkaç ülke ya da ülke grubunun parası kullanılmakta, dünyada yapılan ticaretin çok büyük kısmı iki para cinsinden yapılmaktadır. Bunlar: ABD doları ve Euro. Bu paraların yanında biraz da İngiltere’nin Poundu ile Japon Yen’idir” dedi.

NE YAPILMALI?
Bakırtaş konuşmasında çözüm önerilerine değinerek “TL’nin aşırı biçimde yabancı paralar karşısındaki oynaklığını (volatilite) azaltacak yeni bir kur sistemine geçilmesi gerekir. Bu kur sistemi sabit kur sistemi değil; yönetilebilir-aşırı oynaklıklara izin vermeyen bir sistem olmalıdır. Merkez Bankası ve diğer kamu finans kurumlarının bağımsızlığının garanti altına alınmasının yanında bu kurumlara atanacak yöneticilerin liyakata dayalı olması kaçınılmaz bir gerçekliktir. Şirketlerin konkordato (iflas erteleme) girişimlerinin yeni yasal alt yapısı oluşturulmalıdır. Bu süreçte zora düşmeyen şirketler bile bu durumu araçsallaştırmaktadırlar. Kamu kesiminin sağlayacağı teşvik, kredi vb. araçlar üretim yapan sektörlere kaydırılmalıdır; inşaat ve alt yapı gibi verimli olmayan alanlara kaynak aktarımı yapılmamalıdır. İstihdam politikaları yeniden oluşturulmalıdır. İstihdamın üzerindeki aşırı vergi (asgari ücret kadar kısmın vergi dışı bırakılması ve SGK prim oranları (işverenin % 37,5 olan ödeme payı % 15-20 aralığı) ödenebilecek makul düzeylere çekilmeli; kayıtlı istihdama ağırlık verilerek kayıt dışı istihdamın da önüne geçilmelidir. Yeni Vergi Sistemi geliştirilmeli ve dolaylı vergilerin % 75 civarında olan payı önemli oranda düşürülmelidir. Kayıt dışı ekonomiden kaynaklı alınamayan vergiler nedeniyle aşırı dolaylı vergilerden kaçınılmalı; servet vergisine benzer yeni bir vergi düzeni getirilmelidir” dedi.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Prof.Dr. Bakırtaş ayrıca çözüm önerilerinİ şöyle sıraladı; Kamu kesimi harcamalarında israf ve verimsizlikten kaçınmak; bu süreçte kamu yöneticilerinin örnek olma davranışlarını artıracak girişimlere tanıklık yapmak.
Lüksten, şatafattan uzak durmak; Gösteriş yatırımlarından oldukça uzaklaşmak; Üretim ekonomisini yeniden anımsatacak girişimleri artırmak; Üretimdeki yerli girdi payını artırmak; KOBİ’leri bu süreçte etkin olarak kullanmak; Bazı özelleştirilen ve kapatılan-yok edilen  kurumları yeniden açmak; Tarım ve Hayvancılığı belli bölgelerde yeniden canlandırmak; Tarımdaki verimliliği artıracak yasal düzenlemeleri sağlamak; Tarım teşviklerini yeniden düzenlemek; İthalatta fiyata değil, niteliğe ve döviz kaybediciliğine bakmak.
Program sonunda Genç MÜSİAD Sakarya Gençlik Kurulu Başkanı Uğur Çarboğa ve Genç MÜSİAD Sakarya Eğitim Birim Başkanı Bahadır Bakırtaş tarafından, Prof. Dr. Tahsin Bakırtaş’a hediyeleri takdim edildi.

Yorumlar (0)
banner35
7
açık
Namaz Vakti 09 Mart 2021
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 27 60
2. Galatasaray 28 58
3. Fenerbahçe 28 58
4. Trabzonspor 28 51
5. Alanyaspor 28 46
6. Hatayspor 28 46
7. Gaziantep FK 28 43
8. Karagümrük 28 41
9. Göztepe 28 39
10. Antalyaspor 28 36
11. Sivasspor 27 34
12. Konyaspor 27 32
13. Malatyaspor 28 31
14. Kayserispor 27 31
15. Kasımpaşa 28 30
16. Başakşehir 28 29
17. Rizespor 27 28
18. Ankaragücü 27 26
19. Erzurumspor 28 26
20. Denizlispor 27 24
21. Gençlerbirliği 27 21
Takımlar O P
1. Giresunspor 25 53
2. Samsunspor 25 50
3. İstanbulspor 25 47
4. Adana Demirspor 25 45
5. Altınordu 25 45
6. Altay 25 44
7. Tuzlaspor 25 41
8. Ankara Keçiörengücü 25 40
9. Bursaspor 25 34
10. Ümraniye 25 34
11. Bandırmaspor 25 32
12. Boluspor 25 29
13. Adanaspor 25 27
14. Menemenspor 25 27
15. Balıkesirspor 25 26
16. Akhisar Bld.Spor 25 22
17. Ankaraspor 25 16
18. Eskişehirspor 25 7
Takımlar O P
1. Man City 28 65
2. M. United 28 54
3. Leicester City 28 53
4. Chelsea 28 50
5. West Ham 27 48
6. Everton 27 46
7. Tottenham 27 45
8. Liverpool 28 43
9. Aston Villa 26 40
10. Arsenal 27 38
11. Leeds United 27 35
12. Wolverhampton 28 35
13. Crystal Palace 28 34
14. Southampton 27 33
15. Burnley 28 30
16. Newcastle 27 27
17. Brighton 27 26
18. Fulham 28 26
19. West Bromwich 28 18
20. Sheffield United 28 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 25 59
2. Barcelona 26 56
3. Real Madrid 26 54
4. Sevilla 25 48
5. Real Sociedad 26 45
6. Real Betis 26 42
7. Villarreal 26 37
8. Athletic Bilbao 25 33
9. Celta de Vigo 26 33
10. Granada 26 33
11. Levante 26 32
12. Valencia 26 30
13. Osasuna 26 28
14. Cádiz 26 28
15. Getafe 26 27
16. Real Valladolid 26 25
17. Elche 25 24
18. Eibar 26 22
19. Deportivo Alaves 26 22
20. Huesca 26 20