MÜSLÜMANIN TATİLİ

25 Ocak 2020, Cumartesi - 22.43

BAHÇEMDEKİ GÜLLERİM

Peygamber Efendimiz:  “İki nimet vardır ki insanlardan birçoğu bunlarda aldanmıştırlar: Sıhhat ve boş vakit” (Ahmed ibnü Hanbel, Müsned, 5/277, No:3207; Tirmizî, “Kitabu’z-Zühd”, No:2304, Bezzâr, Müsned, No:6708)

Tatil; Arapça kökenli bir kelimedir. Boşta olmak, paydos etmek, işlevsiz olmak, durmak vb. anlamlara gelir. Aslında kelime manasına bakıldığında tatil, Müslümanlara uyan bir durum değildir. Müslümanlar boş duramaz durmamalıdır.

Tabi ki Müslümanların da dinlenmeye, yenilenmeye, kalplerini rahatlatmaya ihtiyacı vardır. Yorucu ve yoğun çalışma temposundan bir an olsun uzaklaşmak, ailesi ile birlikte olmak  isterler. Yorgun düşen bedenler gibi ruhların da dinlenmeye ihtiyacı olur. ‘’Tebdil-i mekanda ferahlık vardır’’ diye mekan değiştirmek istenir.

Dinlenme dediğimiz veya uzaklaşma dediğimiz durum, Allah’ın emir ve yasaklarına uygun şekilde olmalıdır. Bizim yapacağımız şey ayet ile hadislere uygun dinlenme şekli bulmak ve çocuklarımıza da Müslümanların tatil anlayışının nasıl olması gerektiğini öğretmektir. Günümüzde ne yazık ki pek çok tatil şekilleri ve yerleri İslam’ın kurallarına  uygun değil. Gerçekten İslam dininin kurallarını esas alan ve bu konuda taviz vermeden hizmet eden çok az yer var.

Evlatlarımızı tatil konusunda eğitmemiz gerekir. Günümüzde tatil anlayışlarımıza baktığımızda gösterişin, israfın ve haramlar dizisinin bir arada olduğu görülür. Yiyip içip boş işlerle meşgul olmanın kişiyi dinlendireceği zannedilir. Oysa ruh doymadığı zaman kişi huzuru ve rahatlamayı hissedemez. Ruhun doyurulmaması, çoğu kişinin tatilden yorgun dönmesinin sebepleri arasındadır. Özellikle de tatil yaparken  işlenilen haramlar kişinin ruhunu sıkıştırdıkça sıkıştırır. Açık büfe yemeklerindeki israfın boyutu oldukça fazladır. Kişiler midesinin bir mide hacminde değil de bir hangar hacminde olduğunu düşünür. Parasını verdiğini düşünerek masasını doldurur da doldurur. Oysa masadakilerin en fazla bir kiloluk kavanoza dolacak kadarını yiyebilir diğerleri çöpe gider. Hiç yoktan günümüze haram bulaştırmış oluruz. Havuza girildiğinde de her ne kadar otel sahipleri kadın erkek ayırmışsa da kadın kadına dizle bel arasının haram, üst bölgenin mekruh olduğunu, erkek erkeğe de diz ile göbek arasının haram olduğu hiçe sayılarak şuh bir vaziyette havuz bölgesine girilir. Hamamları da, bırakın kullanmayı, yanından geçemezsiniz. İnsanları anadan üryan görmeniz an meselesidir çünkü. Resepsiyonda bir çay alıp kitabımı okuyayım denilse bornozlarıyla aynı asansörü kullanıp gelmiş kadınların ve erkeklerin ortalıkta dolanmasını görmek zorunda kalırsınız. Kibarca, ‘’bilmiyorsa öğretelim de hem o hem biz günahkar olmayalım’’ diyenlerin çoğunlukla aldığı cevap ‘’biliyorum’’ olur. .

Kişi yılda bir ya da iki kez gittiği tatilde biraz günah işlemeyi normal görüp dönüşte tövbe edeceğini düşünüyor sanırım. Tövbe edemeden ölme ihtimalinin yanında, o kadar çok kişinin hakkına girerek dönülüyor ki tatilden. Zaten tesettürlüler için tatil yapacağı tesisler çok az, ayrıca nedense olanlar da çoğunlukla aşırı pahalı. Bir de giden kişi görmeyeyim diye kafasını ne tarafa çevireceğini şaşırdığı halde, haramı mecburen görüp ruhu eziyet çekmişken, tatilini eziyete çevirenlere nasıl helallik verecek?..

Bu şekildeki haramı küçük gören kişileri yetiştiren anne ve babalar değil miydi?.. Şimdi sıra onlardayken evlatlarına haram helal çizgisini nasıl öğretecekler?.. Her gelen nesil biraz daha umursamaz oluyor. Allah’a, kullarının dünyada geçirdiği her saniyesinin hesabını vereceğini evlatlarımıza kim öğretecek. Masumca dinlenme niyeti ile gidilen tatillerden günah yüklü dönmemek için neler yapılmaması gerektiğini çocuklarımıza öğretmemenin hesabını Rabbe nasıl vereceğiz?..

Tatile gidildiğinde, Kur’an-ı Kerim okuyup namazlar da ihmal edilmemeli, okunacak kitaplar doğru seçmeli, evlatlar da başı boş erkekli kızlı oyunlara karıştırılmamalı, yemede içmede, suyu kullanmada israfa dikkat edilmelidir…Gittiğimiz tatilden kul hakkına girmeden, israf ve tesettür haramı işlemeden dönebilmek günümüzde çok zor olsa da evlatlarımızı bilinçlendirebilir ve kendimiz de hassas olursak, ancak o zaman ruh dinlenebilir ve huzurlu döner. Tatiller de işte o zaman amacına uymuş olur.

Evlatlarınızın günahkar biri olup da Allah’ın ‘’niye öğretmedin’’ diye hesap sormasını istiyorsanız onlara haram helal çizgisini öğretmeyin!..

YORUM EKLE

Haberler

Haber aranıyor...

Köşe Yazıları

Köşe yazısı aranıyor...