ROPÖRTAJ HABERLERİ Bu haber 3143 kez okundu
6 Eylül 2013, Cuma - 14.11

AMERİKA'NIN BÜKEMEDİĞİ LİDER

Necmettin Erbakan’ın bu ülkeye çok büyük hizmetleri olduğunu söyleyen Vedat Ünsal, “Hocamız dış güçlerin diş geçiremediği bir insandı. İnsanlar hala Refah-Yol döneminde yapılanlar nedeniyle kendisini hayırla yad ediyor” dedi

 AMERİKA'NIN BÜKEMEDİĞİ LİDER

MEMLEKETİN DURUMU İYİ DEĞİL
Memleketteki ve Sakarya’daki ahval ve şeraiti nasıl görüyorsunuz?
Durum hiç de iç açıcı değil. Dünyadaki ekonomik krizin ülkemizi teğet geçtiği söylense de bunun böyle olmadığını herkes görüyor. Dünyada esen fırtınaların ülkemizi es geçmesi mümkün değil. Her ne kadar Sayın Başbakan faiz lobisini, sermaye gruplarını, bankacıları, kısacası 28 Şubat’ta hocamızın ayağını kaydıran sacayağını suçlasa da ülkede hala üstünlerin hukuku geçerli. Egemenler, faiz lobisi, sermaye grupları, yani Yahudi lobisi hala işbaşında! Sakarya da ülkedeki bu kötü gidişattan nasibini alıyor elbette.

ESNAF KAN AĞLIYOR
Esnaf ne durumda? İşler tıkırında mı?
Esnaf kan ağlıyor! Küçük esnaf kalmadı zaten; bunu açıkça söylemek istiyorum. Ben 40 yıldır Küçük Hamam Caddesi’nde aktif ticaret yapıyorum. Soğanpazarı’nın Mehmet Yöntem, Hüseyin Ocak, Sadi Uyar, Tarık Pekerken gibi isimlerin ardından en eski esnafıyım; kalan topu topu 10 esnaftan biriyim. İşlerim hiçbir dönem bu zamanki kadar kötü olmamıştı. Adapazarı’nda doğru dürüst tüccar ve toptancı da kalmadı. Eskiden çevredeki bakkal ve marketlerin çalıştığı bir toptancısı vardı; listesini verir, ödemesini de zamanında yapardı. Şimdi öyle liste atıp bütün malını alabileceğin insan da yok. Büyük firmaların plasiyerleri ayağına gidiyor, onların şartlarında malını alabiliyorsun. Spot mal da kalmadı, alacak adam da yok. Yani küçük esnaf kan ağlıyor diyebiliriz. Birçoğu bankaların ağına düşmüş, yüksek faizle kredi almaya çalışıyor, her ne kadar Esnaf Odaları kredi veriyoruz dese de vatandaşın onlara gidecek mecali kalmamış. Esnafımız gelecek 5-10 yılını borçlu olarak şimdiden harcadı! Herkesin cüzdanında 10 tane kredi kartı var. İşleri güçleri kartların bitiş ve başlangıç tarihlerini takip etmek olmuş. Ahmet’ten alıp Mehmet’e, Mehmet’ten alıp Hasan’a, Hasan’dan alıp Hüseyin’e külah giydiriyoruz. Yarın öbür gün içinden çıkılmaz bir hale gelecek, babasının satacak evi, annesinin verecek altını ve bileziği kalmayınca insanlar kötü şeyler yapacak. Durum çok vahim! Mevla encamımızı hayır eyleye…

BANKALARA HİÇ BULAŞMADIM
Küçük esnaf battı, herkesin işleri kötü. Peki, Zeytinci Vedat 40 senedir nasıl ayakta duruyor? Formül ne?
Formül, sihirli bir formül değil. Biz hayatımız boyunca bankalara bulaşmadık, krediyle iş yapmadık. Ayağımızı yorganımıza göre uzattık. Biz başkaları kadar cesur değiliz. 10 liramız olup da 100 liralık işe girmedik. 10 liramız varsa 4 liralık iş yaptık. 6 liramızı da yarın bugün ele güne mahcup olmayalım diye yedek akçe olarak kenarda tuttuk. Onun için fazla uzamadık ama kısalmadık da. Adam gibi yaşadık, dik durduk, kendi yağımızla kavrulduk. Mümkün olduğu kadar nakit alışverişlere yöneldik; müşterilerimizi eledik, seçtik. Zarar ettiğimiz de oldu, kar ettiğimiz de. Aldatıldık ama aldatan olmadık. Bankaya, faize bulaşmamak, gücümüz nispetinde iş yapmak, hırslarımızı frenlemek önemli. Çünkü insanoğlunun iki Uhud Dağı kadar altını olsa üçüncüyü ister. Ben de bazı şeyleri çok istiyorum ama durum muhasebesi yapıyorum. Ona göre kendimi frenliyorum. Olana şükrediyoruz, aç değil açıkta değiliz. Akşam olduğunda yarın ödeyeceğimiz çekleri, senetleri düşünmüyoruz.

HOCAMIZ HAYIRLA YÂD EDİLİYOR
Esnaf Refah-Yol dönemini mumla arıyor anlaşılan…
Hem de yana yıkıla arıyor! Aradan 17 yıl geçmesine rağmen dükkânımıza gelen insanlar hocamızı rahmetle ve hayırla yâd etmeye devam ediyor. Emeklilerin, çalışanların, işçi ve memurların maaşlarına Refah-Yol döneminde yapılan zamları herkes bütün bir kadirşinaslıkla bugün bile yâd ediyor.

MÜSLÜMAN ASLA KAYBETMEZ
Herkes bir taraflara dağıldı. Kimi HAS oldu, kimi AK oldu… Lakin Vedat Ünsal Milli Görüş gömleğini hiç üstünden çıkarmadı. Bu gömlek hiç buruşmaz mı, arada ütülemek gerekmez mi?
Efendim biz bunu gömlek olarak değil deri olarak alıyoruz. İnsanın gömleği üstünden çıkar, kirlenir, yıkanır, ütülenir ama bir insanın derisi değişmez. Derisi değişirse o kişi insanlıktan çıkar, o insan ölür! İnsanı insan yapan en önemli unsur fikirleridir, zikirleridir, dik duruşudur, yaradılış gayesini unutmamasıdır. Yeryüzünde, Allah’ın mülkünde, Allah’ın hükmü galip olsun diye mücadele eden insanlar asla yenilmez. Müslümanın hiçbir şekilde yenilgisi yoktur, daima galiptir. Kazansa da galiptir, kaybetse de… Yeter ki Hakk’ın rızasını gözetsin. Yumuşak sözle insanları hak yola çağırmak ve onların zaten sahip oldukları güzellikleri onlara hatırlatmakla yükümlüyüz. Biz davetçiyiz, iyiye güzele çağırırız.

TÖVBE KAPISI DAİMA AÇIK
Gömlek değiştirenler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gömlek değiştirenler için de dua ediyoruz. Allah onlara hidayet nasip etsin, yeniden asıllarına dönsünler. Biliyorsunuz ölene kadar tövbe kapısı kapalı değildir. Siyaset insana ve insanlığa hizmet için yapılan işin adıdır. Bizim inancımızda insana hizmet eden Hakk’a hizmet etmiştir. Biz daima hayrı, güzeli, iyiliği emreden bir grubuz. Zaten ayetle de sabittir: “Siz insanlar içerisinden çekip çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten de sakındırırsınız…” bu itibarla bizim görevimizi Hakk’ı söylemek ve ifade etmektir. Bir kötülük gördüğünüzde elinizle, olmadı dilinizle düzeltecek, hiçbir şey yapamıyorsanız da kalbinizle buğz edeceksiniz. Kalple buğz etmek imanın en zayıf noktasıdır. Biz yapılan yanlışlara, kötülük ve olumsuzluklara iktidar olmadığımız için elimizle müdahale edemiyoruz. Ama dilimizle her ahvalde ifade ediyoruz. Henüz kalple buğz etme noktasına gelmedik. Çünkü bu memleket bizim, biz asli unsuruyuz bu memleketin, azınlık değiliz, insanımız bizim gibi düşünüyor. İnsanımızdan istediğimiz de düşüncelerini hayata geçirmesidir, başka bir talebimiz yoktur.

Aranızdan ayrılan insanların Erbakan Hoca’ya vefasızlık yaptığını düşünüyor musunuz?
Aramızdan ayrılan insanların da aldatıldığı kanaatini taşıyoruz. Hocamızın en zayıf anında, eli kolu bağlıyken partiyi bırakıp gitmek ne derece insaf ve merhametle bağdaşır, o da ayrı bir tartışma konusu. Hocamız bu ülkeye birçok kıymet ve değer kazandırmış, tırnaklarıyla kazıyarak bu noktalara gelmiştir. Biz hiçbir zaman yılmadık, ümitsizliğe düşmedik. Çünkü bizim hocamız lügatinde yenilgi ve mağlubiyet olmayan bir liderdi. Seçim sonucunda biz yüzde 3-4 aldığımız dönemlerde bile bize, “Haydi Bismillah, nerede kalmıştık? Pazartesi günü bütün teşkilat görevlileri bağlı bulundukları ilçelere, köylere gitsinler. Bu uzun soluklu bir maraton yarışıdır. Kesinlikle yüzde 3-4 sizi bıkkınlığa sevk etmesin, biz iktidar olacağız” demiştir. Bunun hayal olmadığını biz 1997 seçimlerinde gördük. Adapazarı’nda Recep Yıldırım’la tek belediyemiz varken daha sonra 10-15 belediye daha kazandık. Eğer kardeşlerimiz ayrılmasaydı, bizi yarı yolda bırakmasaydı, hızımızı kesmeselerdi biz zaten şu an iktidar olacaktık. Şu an yapılanlardan çok daha fazlasını yapacaktık.

HOCAMIZ İLERİSİNİ GÖRDÜ
Erbakan Hoca 28 Şubat’ta masaya yumruğunu vurmadı diye eleştirenler var…
28 Şubat’ta hocamızın masaya yumruğunu vurup halka gitmesini öneren insanların Mısır ve Suriye’de olup bitenlere bakmasını öneriyorum. Henüz bir yıllık iktidara tahammül edemeyen insanların sivil itaatsizliğine, Amerikan destekli ordunun katliamlarına dikkat çekmek istiyorum. Hocamız ileride olabileceklerini kestirip son derece basiretli bir duruş sergilemiştir. Kapatılan partilerimizin ardından hiçbir zaman kitlesel eylemler yapmadan; akıllı, bilinçli ve şuurlu bir şekilde hareket ederek iktidara kadar geldik. Ortağımızın çenç çıkması, bütün liderlere tepki koymaya davet etmemize rağmen Mesut Yılmaz’ın iktidar hırsıyla hareket etmesi nedeniyle en başarılı olduğumuz dönemde haksız ve mesnetsiz olarak partimiz kapatılmıştır. Biz her şeye rağmen ülkemizde de huzursuzluk çıkartmamak adına sabrettik. Yine de verdiğimiz sözlerimizin çoğunu yerine getirdik. Ortağımız çürük çıkmasaydı daha fazlasını da yapabilirdik.

İNSANLARI KAMPLAŞTIRIYORLAR
Yahu imam hatiplerin önü açıldı, başörtüsü zulmü bitti, Kur’an ve siyer dersleri müfredata girdi, 28 Şubat’la hesaplaşma başladı… Bunları yapan partiye destek verilmez mi?
İşin aslı öyle değil. Evet, geç de olsa İmam-Hatiplerin önü açıldı lakin başörtü meselesi hallolmadı. Çünkü AK Parti her zaman ve zeminde bu sorundan nemalanıyor. Vatandaşı kamplaştırarak iktidarlarını koruyorlar. Cumhuriyet tarihinde kamplaşmayı en iyi beceren liderlerin başında geliyor Tayyip Erdoğan.

AHDE VEFA ÇOK ÖNEMLİ
AK Parti’nin başta başbakan olmak üzere A takımı milli görüş geleneğinden geliyor. Erbakan Hoca’nın talebeleri, evlatları bu insanlar. İnsan evladını kötüler mi?
Hz. Adem’in (AS) de iki oğlu vardı, biri Habil’di, biri Kabil’di. Biri hakkı temsil ediyordu, diğeri ise batılı. Biz iyiyi, doğruyu ve güzeli yapanı her ahvalde destekliyoruz. Biz mazlumun, haklının, ezilenin yanındayız. Ve biz de en önemli unsur ahde vefadır, İslam’ın temelinde de bu vardır. Ancak bu arkadaşlar bizden ayrılıp yeni bir cephe açmak suretiyle küfrün değirmenine su taşımaktan başka bir şey yapmamışlardır. Erbakan Hoca hainlik yapan, yoldan sapan insanları uyarmıştır daima. Şunu da iyi bilin ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Amerika’nın bükemediği tek adam Erbakan’dır. Amerikalılar geçmişte kapalı kapılar ardında yaptığı toplantılarda, “Biz ancak içinden bazı insanları ayartıp bunları yıkabiliriz. Böl, parçala, yut taktiğini uygulamamız lazım” dediler ve şu anki iktidar partisi yöneticilerini sürekli takip etmeye ve irtibatlarını koparmamaya gayret gösterdiler. Bu kişileri dil öğrenme bahanesiyle kendi ülkelerini davet ettiler ve çeşitli temaslar sağladılar, ittifaklar kurdular. Dünya siyaset tarihinde olmayan olaylar Türkiye’de gerçekleşti: Yeni kurulan bir parti girdiği ilk seçimde tek başına iktidar oldu, hem de ezici bir çoğunlukla. Bunun nasıl olduğunu halkımızın takdirine bırakıyorum. Ben AK Parti’nin masum bir hareket olduğuna inanmıyorum. Her görüşten insanı içinde barındıran çorba bir partidir, konjonktür onun iktidar olmasını sağlamıştır.

BİZİM İÇİN ALLAH’IN RIZASI ÖNEMLİ
Milli Görüş partilerine yapılan en büyük eleştiri insanların dini ve manevi duygularını istismar ederek oy avcılığı yapması yönündeydi. Din, siyasete alet edilir mi?
İstismar, inanmadığı ve yapmadığı bir şeyi yapıyor ve inanıyormuş gibi göstermektir. Biz inanmadığımız şeyi söylemez, kendimizin yapmadığı şeyin yapılmasını da istemeyiz. Bizim hareket noktamız inancımızdır ve inancımız neyi emrediyorsa biz onu yaparız. Fatih Sultan Mehmet’i genç yaşında İstanbul’u fethetmeye götüren saik ne ise, Ulubatlı Hasan’ı İstanbul’un surlarına bayrak dikmeye götüren saik ne ise, Çanakkale Savaşı’nda Seyit Çavuş’un 250 kiloluk mermiyi topun ağzına koyarken kalbindeki iman ne ise, Çanakkale’de cepheden cepheye giderken düşmanın namlusunun ucunda cenneti gören Mehmet’in düşüncesi ne ise bizdeki düşünce de odur. Milli Görüş partilerinin İslam’ı istismar etmesi söz konusu değildir, bilakis kuvveti değil Hakkı üstün tutan ve mazlumların hakkını savunan bir partiyiz biz. Bizim için insanların ne düşündüğü değil, Allah’ın rızası önemli. Eninde sonunda tekrar Milli Görüş iktidar olacak ve her şey aslına rücu edecektir.

AZİM, TEKEDEN SÜT ÇIKARIR
Saadet ne yapar önümüzdeki yerel seçimlerde?
Hedefimiz Sakarya genelinde en az 5-6 ilçede belediyeyi almak, oy oranımızı yüzde 10 seviyelere çıkartmak, kaliteli üyelerle belediye meclislerine girmek ve Milli Görüş’ün reklamını yaparak söylemek istediklerimizi söylemek, hayra motor, şerre fren olmaktır. Biz geçmişte de hiç yoktan büyük başarılar elde etmiş bir hareketiz ve Hakk’a dayanan bir hareketin başarısız olma ihtimali yoktur. Hocamızın meşhur biz sözüdür, “Azim tekeden süt çıkarır.” Vatandaşlarımız da adaylarımızı görünce, “Vay be, bu kadar güzel adamı nasıl bir araya getirdiniz” diyeceklerdir. Bekleyin ve görün!

BİZ ANTİEMPERYALİST BİR PARTİYİZ
Vatandaşlar, “Yine gidip son dakikada AK Parti’ye yatar Saadetliler” diyor…
Kesinlikle hayır. Bir Müslümanın özü neyse sözü de odur. Bizim AK Parti’yle organik, inorganik hiçbir bağımız yoktur. Biz müstakil bir partiyiz. Ayrıca AK Parti ile Saadet arasında kan uyuşmazlığı vardır. Biz antiemperyalist bir partiyiz, güdümlü değiliz. Biz ancak İslam ülkeleriyle ilişki kurarız, onlara da ağabeylik yaparız. Gerçek bir milli görüşçü davasına ve partisine sahip çıkar, Saadet adaylarına oyunu verir. Bir milli görüşçü ikiyüzlü davranamaz, özü ve sözü birdir. Aslanlar gibi partimizin adı altında seçime gireceğiz ve reyimizi alacağız, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

CAVİT ÖZTÜRK’E ÇAĞRI
Erenler Belediye Başkanı Cavit Öztürk’ün, “Hilafet geri gelmeli” çıkışını nasıl yorumluyorsunuz?
Bunu hangi şartlarda ve nasıl söyledi ve bunu neden bu zamanda söyleme ihtiyacı hissetti; buna bakmak lazım. Öz itibariyle söylenene katılmamak mümkün değil. Ancak Cavit Öztürk’ün AK Parti mensubu olarak böyle bir şeyi talep etmesi çelişki gibi geliyor bana. Cavit Öztürk’e çağrım bu sözünü destekler mahiyette çalışmalar yapması ve bunu isteyen partilerden aday olmasıdır. Avrupa Birliği’ni isteyen ve bu uğurda yeni bir bakanlık bile ihdas eden bir partinin mensubu olarak böyle bir sözü nasıl söyledi, hayret ediyorum. Yakında partili ağabeyleri kendisinin kulağını çeker diye düşünüyorum.

MAZLUMDAN YANA OLUNMALI
Tayyip Erdoğan’ın Mısır ve Suriye’deki olaylara yönelik duruşunu nasıl buluyorsunuz?
Mazlumdan yana tavır takınmak güzel. Tayyip Erdoğan’ın son bir iki yıldır aslına doğru bir kayış içerisinde olduğu zahiren gözlemleniyor. Ama bunu icraatlarıyla da desteklemesini bekliyorum. Suriye meselesinde birtakım yanlışların yapıldığını ve acelece edildiğini zannediyorum. İyi analizler yapılmadan çok erken birtakım hareketler yapıldığı kanaatindeyim. Burada da Amerika’nın gazına geldiğimizi düşünüyorum. Mısır konusundaki tavrını ise tamamen destekliyorum, takdire şayan bir duruş sergileniyor. Zaten hepimiz Rabia’tül Adeviyye Meydanı’ndaymış gibi oradaki kardeşlerimizi desteklemeye devam ediyoruz.

TOÇOĞLU AKÇELİ İŞLERE GİRMEZ
Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’nu başarılı buluyor musunuz?
Zeki Toçoğlu akçeli ilişkilere girmeyen, iyi bir ağabeyimizdir. Aziz Duran’dan sonra kendisinin başkan olması Adapazarı için bir şans. Ne yapıp yapmadığı tartışma konusudur; yapılanlar var, yapılamayanlar var ama kendisinin insanlığı ve şahsiyetine söyleyecek sözümüz yok. Halk tipi bir insan, yukarından bakan biri değil. Yapılan her hayırlı işe destek oluruz. Tek sıkıntı imar konularında yaşanıyor, şehir enlemesine gelişiyor. En azından bir kata daha izin verilmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

ERBAKAN BULVARI ÇOK GÜZEL OLDU
Büyükşehir Belediyesi Serdivan’daki bir bulvara Erbakan ismini verdi. Zeki Toçoğlu’nun hocaya vefası diyebilir miyiz bu duruma?
Kendisine bu alicenaplığından ötürü çok teşekkür ediyorum. Çok da güzel bir bulvar olmuş. Yürüyüş yolları, bisiklet yolları, asfaltı ve ağaçlarıyla harika bir bulvar olmuş. Zeki başkanı hem bir ağabeyim, hem imam-hatipli bir başkan olarak bu ahde vefasından dolayı bir kere daha kutluyorum. Daha büyük projelere de Erbakan hocamızın ismini vermesi temennisiyle yaptığı hizmeti takdir ediyorum, Allah ondan razı olsun.

ÇARK DİVANI HALK MECLİSİDİR
Meşhur Çark Mesire Divanı’nın bir üyesisiniz. Necati Mert Hoca’nın Şehir Sakinleri Hareketi ya da Fikir Kulübü gibi algılayabilir miyiz bu divanı?
Her türden, her dünya görüşünden insanı barından, aykırı fikirlere söz hakkı tanıyan, herkesin kendini istediği gibi ifade ettiği bir yer Çark Mesire. Fikirler ve düşünceler ne olursa olsun bu divanın insanlar birlikte yemek yer, çay içer, seyahatlere çıkar, birlikte planlar yapar. Bence şehir adına çok faydalı ve katılımın yoğun olduğu, ortaya konan düşüncülerin gerekli yerlere de ulaştırıldığı bir yer burası. Kesinlikle halk meclisi diyebiliriz.

BAKAN OLSAYDI İYİYDİ
Milletvekillerini nasıl buluyorsunuz? Cevat Ayhan’ı aratıyorlar mı?
Cevat Ayhan çok ayrı bir milletvekiliydi, ülke çapında nam salmış bir insandı, dürüstlük ve devlet adamlığı timsaliydi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bakanlığı hem iktidar, hem de muhalefet tarafından kabul gören tek insandı. Kendisi 4 senedir yatağa bağlı olarak yaşıyor, ailesi devamlı başında. Ömer adında çok kıymetli bir oğlu var, inşallah babasını aratmayacak. Sakarya kamuoyu Ömer Ayhan ismine şimdiden alışsın, çok kaliteli bir politikacı kazandık diyebilirim. AK Parti milletvekilleri de sessiz, sakin, mütevazı insanlar. Sakarya’nın bünyesinden bir bakan çıkarılamaması ise bir talihsizlik. Bir bakanımız olsaydı iyiydi.
Zeytin cennet nimetidir

Zeytinin incir ve narla birlikte cennet nimeti olduğunu söyleyen Vedat Ünsal, “Ancak çok rahat istismar edilebilen de bir nimet. O yüzden halkımızı bildiği yerlerden alışveriş yapmaya çağırıyorum” dedi

Biraz da zeytinden konuşalım… Zeytinin iyisini nasıl anlarız? Kokusundan mı, tadından mı, renginden mi?
Bildiğiniz gibi zeytin, incir ve nar cennet nimetleridir. Zeytinin cinsi çok önemlidir. Örneğin İspanya’nın, Yunanistan’ın, İtalya’nın zeytinleri bizim damak zevkimize uygun değil. Gemlik Körfezi’nde yetişen ve trilye cinsi denilen sofralık siyah zeytin şu anda dünyanın en iyi kahvaltılık zeytinidir. Zeytinin iyi olması için irilik, denk, tadı, çekirdeğinin büyüklüğü ve yedikten sonra çekirdeğinde et kalıp kalmaması, yedikten sonra ağzınızda kabuğunun kalıp kalmaması gibi etkenler çok önemlidir. Zeytin senede tek ürün verir, kasım ayında toplanmaya başlar. En iyi zeytin Gemlik’te yetişir.

Bazı zeytinlerin çekirdeği siyah olur, bazısınınki kahverengi. Aralarındaki fark ne?
Bazı zeytinler bayırda olur ve çok renkli olur. Çekirdeği kırmızı olabilir, bazılarının eti renkli olabilir. Her çekirdeği kahverengi olan zeytin iyidir, her siyah olan da doğallığını yitirmiştir demek doğru değildir.

Büyüklerimiz çekirdeğini de yutun zeytinin, şifadır derler. Örneğin ben kahvaltıda 10-15 zeytin yerim. Yutayım mı hepsinin çekirdeğini?
Bazı insanların midesi kaldıramayabilir. Midenizin durumuna göre ara sıra bir iki çekirdeğini yutabilirsiniz, yutmasanız da olur.

Çocukluğumdan beri duyduğum bir efsane var: Zeytine renk vermek için ayakkabı boyası kullanılıyormuş. Doğru mu bu?
Doğrudur. Daha da ileriye gideyim: Zeytin ağacında olgunlaşma aşamasında renklenmediği zaman bazen zeytinler kırmızı olarak kalır. Biz bunlara devetüyü zeytin deriz ve sırf renklenmedi diye üçte biri fiyatına satılır. Bazı açıkgözler bunları alır demir fıçılara koyar ve içine de demir parçaları atarak siyahlaştırırdı, bu da insanımızı kanser yapardı.

Zeytinin kaç çeşidi var? Benim bildiği yeşili var, turşuluk var, çizik zeytin var, kalamata var… Başka var mı?
Ana hatlarıyla üçe ayırabiliriz: Kahvaltılık Gemlik zeytini, yağlık zeytin, bir de turşuluk zeytin. Bunların da kendi içlerinde çeşitleri mevcuttur.

 

 

YORUM EKLE

Haberler

Haber aranıyor...

Köşe Yazıları

Köşe yazısı aranıyor...