ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA…

Levent BAYRİ


Bu başlık bugünkü manşetimizin konusu.

“Orda bir köy var, uzakta, / O köy bizim köyümüzdür. Gezmesek de, tozmasak da / O köy bizim köyümüzdür...” Ahmet Kutsi Tecer’in ünlü “Orda Bir Köy Var Uzakta” şiiri bu dizelerle başlıyordu...

Karayolları müdürlüklerinde şu yazıya mutlaka rastlarsınız: Gidemediğin yer senin değildir...

İlk olarak, Osmanlı döneminde Sivas Valiliği yapmış Halit Rıfat paşa tarafından sarfedilmiş bu söz nasıl yorumlanabilir...

- Yüzölçümün istediği kadar büyük, sınırların istediği kadar geniş olsun, topraklarının dört bir yanına yol götüremedikten sonra o topraklar senin değildir...

- Her yer senindir; düşlerinde, dualarında, hayâllerinde var olduğu müddetçe. Ve hiçbir yer sana ait değildir; kendi evin, odan, hayatın, her neye sahip olmakla gurur duyuyorsan...

“Gidemediğin yer senin değildir” iddiasını, “Orda bir köy var uzakta” şarkısı çürütülebilir mi acaba?..

Sekiharman örneği...

Gazetemizin ilçe çalışmaları kapsamında Sakarya’nın güney bölgesindeyiz... İlin tüm ilçelerini köyleriyle birlikte karış karış bilen gazeteci arkadaşım Ali Arıcı ile yola koyuluyoruz. Geyveli Yeni Sakarya okurları ile sohbetten sonra rotamız Sekiharman Mahallesi... Neden burası? Çünkü içinde bulundukları bir yığın soruna rağmen seslerini kimseye duyuramayan, dertleri, sıkıntıları ile başbaşaşa, kendi halinde yaşayan bu Anadolu insanlarıyla tanışmak için gidiyoruz. Merkeze yaklaşık 80 km ve ilin en uç sınırında bulunan son yerleşim yeri... 450 nüfuslu bu küçük Osmanlı köyünün derdine tercüman olmak niyetimiz. Gazetecilik bunun için var değil mi zaten?...

Alışkanlıktan ‘köy’ diyorum... Bilindiği gibi, Büyükşehirler Yasası ile köyler artık ‘Mahalle’ye dönüştürüldü. Ancak tabelasında ‘mahalle’ yazması görüntüyü değiştirmiyor... Hiç mahallede evin altında ahır, önünde kümes olur mu... Tavuk, ördek, kaz seslerinin traktör seslerine karıştığı, trafiğin çamurlu daracık yollarda inek, koyun, keçi sürüleri ve at arabalarıyla işlediği bir mahalle düşünün!..

Yerleşim yerleri, ancak oraya götürülen hizmetlerle statü kazanabilir. Bu insanlar, ‘sizi mahalle yaptık’ demekle mahalleli olmaz.

İşte, hizmetten yoksul ama insanlıktan yoksun olmayan, ayakları çamurlu ancak gönlü bol ve ulvî değerleri halâ ayakta tutan insanların yaşadığı Sekiharman’a varıyoruz. Kahvehanedeki genç, yaşlı herkesin hep birden kalkarak içten, samimi karşılayışları, bize insanlığımızı hatırlatıyor. Yaşadığımız modern şehrin selamsız, şımarık, züppeliğine inat...

Bizi, Muhtar Ali Osman Demir ağırlıyor, etrafımızı saran samimi, meraklı gözler ve mis gibi çaylar eşliğinde. Her birinin arı gibi çalışkan, bilinçli birer üretici olduğunu anlıyoruz ilerleyen konuşmalarımızda. Yaşadıkları sorunların kaynağını detayları ile aktarırken, Cuma ezanı bölüyor sohbeti... Herkesle sözleşen muhtar Demir, çıkışta topluyor tüm cemaati. Bir heyecan bir sevinç var halkın arasında... Gelişimizden öylesine memnun olmuşlardı ki, yıllarca üzülmüş, yorulmuş, unutulmuşluğun hüznünü yaşayan bu insanlara dokunuşumuz onları çok mutlu etmişti...

Sekiharman üreticilerinde, nihayet seslerini duyurabilecekleri, herşeyin eskisi gibi bol bereketli olacağı beklentisi tavan yapmıştı...

Nasıl bir arızadır bu?

Neydi bu, insanları neredeyse hayata küstüren yıllardır çözülmeyen sorun?..

Muhtar Demir, 11 bin dönüm verimli araziye sahip köyde 5 bin dönümün damla sulama sistemi ile sulandığını söylüyor. Sulama amaçlı oluşturulan göletten yararlanmak üzere kurulan sistemin 2010 yılından bu yana arızalı oluşu nedeniyle sulama yapılamadığı için ürün ekim de yapılamamış. Bunun anlamı; karpuz, kavun, üzüm ve salçalık biber gibi katma değeri yüksek ürünlerin artık burada yetişmediğidir. Üreticilerin verdiği bilgiye göre bunun ekonomik kaybı ise tam 15 milyon Türk Lirası. Yani sulama sistemindeki onarılması mümkün basit bir kaç patlağın yol açtığı sorun bakın nelere maloluyor. İnanılır gibi değil... Sistemdeki arıza giderilse herşey yoluna girecek. Sekiharmanlı’nın şimdi tüm ümidi bu patlağın giderilmesinde...

Bu işin Büyükşehir Belediyesi’ne dolayısıyla SASKİ’ye düştüğünü söyleyen üretici Naci Ünlü, konuyu DSİ’ye taşımış ancak onlar da topu Büyükşehir’e atmış... Daha önceleri bir kez sorun incelenmiş ama o günden bu yana ne gelen var ne giden. Koskoca araziler bu basit sorun yüzünden boş bekliyor. Sakarya kaybediyor, ülke kaybediyor...

Şimdi şehir idarecilerinin, bir sorumluluk bilinciyle yılların bu ihmalinde gereğini yaparak bu insanları sevindireceklerine inanmak istiyoruz.

- Bu memlekette çalışmak isteyenler, bu memleketi idare etmek isteyenler memleketin içine girmeli, bu milletle aynı şartlar içinde yaşamalı ki ne yapmak lâzım geleceğini ciddi surette hissedebilsinler.

- Her ne suretle olsun, hizmet edenler milletten büyük mükâfatlar bekliyorlarsa katiyen doğru bir harekette bulunmuş olmazlar. Milletten çok şey istememeliyiz. Hizmet edenler, namus vazifelerini yerine getirmiş olmaktan başka bir şey yapmamışlardır.               (M. Kemal Atatürk / 1923)

- Hepiniz birer çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz.      (Hz. Muhammed)

2 Mayıs 2017 , Salı
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

 

 


 

YAZARLAR

Zeki AYDINTEPE

İKİ ACI, İKİ BAŞSAĞLIĞI

Çok Okunanlar
  1. Bugün
  2. Dün

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara