Özlem Akalın ile yöneticiliğin keyifli yanlarını, kadının üretimdeki yerini, sağlık sektörünü, iş hayatında başarıya uzanan geniş bir yelpazede keyifli bir röportaj yaptık. Severek okuyacağınızı umuyoruz.
Mucize enerjimizi korkularımıza değil, işimize verdiğimiz zaman başladığını belirten Akalın, “Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır. Eğer çizginiz doğruysa, yapacağınız işi biliyor ve kendinizden emin duruşunuzu karşınızda ki insana gösterebiliyorsanız bulunduğunuz ortamda cinsiyet ayrımını hissettirmiyorsunuz demektir. İyi bir yönetici olmak öncelikle yaptığı için farkında olmaktır. Yönetici verdiği hizmetin veya sunduğu üretimin her aşamasını takip edebilecek yeteneğe sahip olmalıdır. İyi bir yönetici üretim kademesinin her taşını doğru zamanda doğru yere oturtamıyorsa önce bir parça malı, sonrasında bir müşteriyi ve devamında bir şirketi yok edebilir. İnanan bir kadının başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Kadın doğası itibari ile üretkendir, üretendir, elinde bereket olandır…” diyor.
Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1980 yılında Sakarya’da doğdum. Eğitimimi Sakarya’ da tamamladım. Fatih Anadolu Teknik Lisesi Elektronik Bölümü’nü bitirdim. Kariyerime sağlık sektöründe başladıktan sonra Anadolu Üniversitesi Sağlık Kurumları İşletmeciliği Bölümü’nden mezun oldum. 2007 yılından bu yana evliyim. SATSO 2009-2013 dönemi meclis üyesi, 15.Meslek Komitesi (sağlık) üyesiyim ve KANSERDER Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısıyım.
İş hayatınıza başlama sürecinizden söz eder misiniz?
Sağlık sektörüne ilk adım atışım ileriki dönemde eğitimimi de sağlık sektörüne kaydırmama neden oldu. Liseden mezun olduktan birkaç ay sonra depremi yaşadık. Deprem dönemindeki o her insanın aklını kurcalayan belirsizlikler ve karmaşa eğitimimin duraklamasına neden oldu. O dönemde özel bir sağlık merkezinin personel arayışı bana bambaşka bir sektörde kariyer fırsatı sundu. 2000 yılında İzemar Tıbbi Görüntüleme Merkezi’nin halkla ilişkiler pozisyonunda göreve başlayarak bugünkü kariyerimin ilk basamağına adım atmış oldum.
Mucize enerjimizi korkularımıza değil, işimize verdiğimiz zaman başlar. Hiç bilgim olmadan başladığım sağlık sektöründe daima araştırdım ve öğrenme azmimle basamak basamak ilerleyerek bugünkü kariyerime ulaştım. Ve şuna inanıyorum ki; “hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır”. Sağlık sektörü sürekli kendini yenileyen ve hizmet sektörünün vermiş olduğu dinamik sürkilasyonu ile çok çalışmayı gerektiren ve benim için de sektörde ilerledikçe daha çok ilgimi çeken severek, gönül vererek çalıştığım ve kendime hedefler belirlediğim bir amaç halinde geldi. Öncelikli olarak konusunda profesyonel eğitimciler ve kurumlar tarafından hastane yönetiminde mali kontrol, medikal muhasebe, faturalama, GSS-SGK mevzuatı, idareler, istekliler açısından kamu alımları mevzuatı, finans, stok takibi ile marka yönetimi eğitimlerini tamamladım. 2002 yılında Muhasebe Müdürü oldum. 2003 yılında şirketimiz el değiştirerek Özel Adarad Sağlık Hizmetleri Tic. San. Ltd. Şti.’ne devroldu. 2004 yılında şirket müdürü oldum. 12 yıldır sağlık sektöründe çalışıyorum ve sektör hakkındaki eksiklerin, yetersizliklerin, olması ve olmaması geren tüm mevzuatın farkındayım. Bugün şirketimiz Sakarya’da kamu ve özel sektör hastane hizmet alımı ihalelerine iştirak edecek yeterliliğe sahip tek firmadır. Bugün itibari ile Sakarya’da, İstanbul’da, Düzce’de ve Çanakkale’de hastane görüntüleme hizmeti sunan şubelerimiz bulunmaktadır.
Bir kadın olarak iş hayatınızda yaşadığınız zorluklar nelerdir?
Eğer çizginiz doğruysa, yapacağınız işi biliyor ve kendinizden emin duruşunuzu karşınızdaki insana gösterebiliyorsanız; bulunduğunuz ortamda cinsiyet ayrımını hissettirmiyorsunuz demektir. Kaldı ki sağlık sektörü, tarihsel olarak kadınların çoğunlukta olduğu bir sektör olmanın yanı sıra giderek daha fazla feminizme olan bir sektördür. Sağlık hizmetleri içinde temel sağlık hizmetleri kapsamında olan koruyucu sağlık hizmetlerinde ve tedavi hizmetinin yoğunlukta olduğu hastane hizmetlerinde kadınlar ezici bir çoğunluktadır. Dolayısıyla sektörüm bazında bir kadın olarak sıkıntı yaşadığımı söyleyemem.
Nasıl bir yöneticisiniz? Çalışanlarınızın görüşleri sizin için ne kadar önemli?
Aslında nasıl bir yönetici olduğumu takım arkadaşlarımdan dinlemek gerekir… Ama yönetici olarak nasıl bir çizgim olduğunu soruyorsanız inanıyorum ki; Bir çivi yüzünden bir nal, bir nal yüzünden bir at, bir at yüzünden de bir atlı gidiverir. İyi bir yönetici olmak öncelikle yaptığı için farkında olmaktır. Yönetici verdiği hizmetin veya sunduğu üretimin her aşamasını takip edebilecek yeteneğe sahip olmalıdır. İyi bir yönetici üretim kademesinin her taşını doğru zamanda doğru yere oturtamıyorsa önce bir parça malı, sonrasında bir müşteriyi ve devamında bir şirketi yok edebilir. İyi yönetici olabilmek için öncelikli olarak işin her kademesini öğrenmeye çalıştım. Başardığıma inanıyorum. Çalışma arkadaşlarımla beraber takım ruhuyla birlikteyiz. Tüm birimlerimize ayrı ayrı zaman ayırarak onların işyerinde yaşadıkları olumlu- olumsuz tüm düşüncelerini paylaşır önce onların çözüm arayışlarını dinler ardından fikrimi paylaşırım. Her zaman ortak bir noktada anlaşırız. Sağlık sektörünün yıpratıcı stresine rağmen bizim neşeli bir iş ortamımız var.
İyi bir üretici ve tüketici nasıl olmalıdır?
İyi bir üretici ürettiği malın arkasında durabilen, ona güvenen, yeri geldiğinde hatasını kabullenebilen ve her şeyden önemlisi tüketicinin ihtiyacını kaliteli bir şekilde tüketicinin alım gücüne hitap edebilerek karşılayabilendir. İyi bir tüketici ise ürettiği kadar harcayan, neye ne kadar ihtiyaç duyduğunu bilen ve israfa izin vermeden harcamalarını dengeleyebilendir. İyi bir üreticinin de, tüketicinin de haklarını biliyor ve sahip çıkıyor olması üretimin kalitesini arttıracaktır.
Size göre kadınların en fazla başarılı olduğu iş sektörü hangisidir?
İnanan bir kadının başaramayacağı hiçbir şey yoktur. Kadın doğası itibari ile üretkendir, üretendir, elinde bereket olandır… Eminim girdiği her sektörde de başarılıdır. Çünkü yaptığı işte titiz, sorumluluk sahibi, detaylara önem veren ve yaptığı işi sonlandırmadan bırakmayan, sabrederek sonuca varabilendir kadın… Verdiği taahhüdü zamanında teslim edebilendir… Daha öncede belirttiğim gibi kadın istihdamı sağlık sektöründe ezici bir üstünlük sağlamaktadır. Bunun dışında da yoğunluklu olarak istihdam ettiği sektörler tekstil, tarım ve gıda sektörleridir diyebiliriz.
Dünyada ve ülkemizde başarılı bulduğunuz iş kadınları var mı?
Elbette ki var… Ama benim için başarı taşı sıkıp suyunu çıkarmaktır. Marka yaratan ve istihdam sağlayandır. Bugün imkânsızlıkların arasında kadın girişimci destek kredisinden faydalanarak bir inek sahibi olabilen, sütünü satan, peynirini, yağını üreten ve kredisini geri ödediği gün sevinçten ağlayan kadın da istihdam yaratan kadar başarılıdır. Bence isim vermek yanlıştır ve emek üreten kadınlarımıza saygılı olmak adına derim ki üretimde emeği bulunan her kadın başarılıdır ve örnek alınmalıdır. Günümüzde kendine hedef belirleyen ve üretimde emeği bulunan her kadın bir rol modeldir.
Sakarya’da çalışan kadın sayısının az olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bildiğim kadarıyla Sakarya’da istihdamın yüzde 5'ini kadınlar oluşturuyor. Ancak ben bunun nedeninin tarımda ve tekstilde kadın emeğinin kayıt dışı olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Ayrıca Sakarya’da kadın sadece maddi gücü yetersiz ise çalışmak istiyor. Üretime katkı sağlamak ve ekonomik dengeyi korumak adına işgücünü paylaşmayı hedeflemiyor. Bu bilinci okullara verilecek eğitimlerle ve kızlarımızı genç yaşta eğiterek aşılamalıyız.
Kadın çalışan sayısını arttırmak için neler yapmalıyız?
Kadın girişimciliğini tetiklemeliyiz. Aslında her ev hanımı üretkendir, çünkü üretmek kadının doğasında var. Ev hanımların üretimlerinin değer görmesini sağlamalıyız. El emeği pazarları oluşturulmalı, hanımlarımızın ekonomik özgürlüklerini kazanmış, üretken bireyler olabilmelerini sağlamalıyız. Ürettiğimizden fazlasını tüketerek ekonomik dengeleri alt üst ediyoruz. Muhakkak her insanın kabiliyeti vardır. Önemli olan içimizdeki kabiliyeti azimle çok çalışarak ortaya çıkarmayı sağlamak ve var olan değerleri destekleyebilmektir. Girişimci ve girişimci olabilecek nesle doğru rol modeller sunarak onları cesaretlendirmeliyiz. İstihdam gerektiren sektörleri tespit etmeli ve bu sektörlere istihdam sağlayabilecek kadınlara mesleki eğitimler verilmeli… Kamu hizmet alımlarında kadın iş gücü teşvik edilmeli, personelli çıkılan hizmet alımı ihalelerinde kadın istihdam oranları zorunlu tutulmalı… Bunun gibi projeler üreterek kadınlarımızı kabuklarından çıkarabilerek istihdama katkıda bulunmalarını sağlayabiliriz. Genç girişimci olabilecek kadınları henüz öğrenciyken bilinçlendirmek ve yönlendirmek gerekir. SATSO’nun oluşturduğu komisyonlardan biri de AR-GE komisyonudur. Komisyonda aktif bir meclis üyesi olarak diyebilirim ki genç girişimcilerimiz SATSO’yu keşfettiler. Girişimci nesli yetiştirebilmek için öncelikli olarak teknik lise ve meslek liselerin ve meslek yüksek okullarının öğrencilerinin detaylı profilleri çıkarılarak analizleri yapılmalı. Öğrenciler cesaretlendirilmeli ve teşvik edilmeli. Onlarla sürekli iletişim yönde olunmalı ve bilgi alışverişi yapılmalı. Öğrencilerin gelecekten beklentileri nelerdir, ne kadarı kendi işini kurma amacını gütmektedir. Bunların analizi ve nedenleri girişimci neslin oluşturulabilmesi için çok önemlidir.
Genç girişimci kadınlara tavsiyeleriniz nelerdir?
Genç girişimci kadın arkadaşlarıma öncelikle kendilerine inanmayı, oturup en iyi yapabildikleri işin ne olduğuna karar vermelerini, kendilerini tanımalarını, içlerinde var olan kabiliyeti azimle ve çok çalışarak ortaya çıkarabileceklerine inanmalarını tavsiye edebilirim. Bugün kariyer sahibi kadınlardan tek farkları yola henüz çıkmamış olmamalarıdır… Başarı gücünün anahtarı, en küçük şeyleri bile yapma ama onları hemen yapma arzusu duymaktır. Yeryüzünde kadının isteyerek başaramayacağı hiçbir şey yoktur…
RÖPORTAJ: Mine Köse |