Adapazarlı dalgın dalgın dolaşan İzmitli'ye sormuş, 'sen dikey yatak hikayesini biliyor musun?' İzmitli de 'yok hayır bilmiyorum' demiş. Anlatmış Adapazarlı... 'Dikey yatak insanı ayakta uyutan bir hikayedir. Tıpkı Sakaryaspor ve Kocaelisporu başarıya taşıyor, yeni hedeflere gidiyor, borçları bitiriyor, transferi de açıyoruz hikayeleri türünden!'
Gerçi Kocaeli'li ve Sakaryalı'ların dikey yatağa da, hikayesine de ihtiyaçları yok ya! Ayakta uyuyup, otel parası dahi vermeyen grubu daimi temsilcilerindendir iki güzide şehrimiz sakinleri.
Çizginin altı...
Mazhar Osman'da başhekim hastaneyi denetlerken, yemekhanede bir yığın akıl hastasının tebeşirle çizilmiş büyükçe bir dairenin içinde sürekli kıvranmakta olduğunu görmüş. Kimi sırtüstü, kimi de yüzükoyun. Bir hastane sakini deli de, masaya oturmuş çukolata yiyerek, daire içinde kıvrananları izlemekte.
Başhekim masadakine soruyor 'Nedir bu vaziyet? Dairenin içinde niçin kıvranıp duruyorlar?' Masadaki 'O daireyi ben çizdim, altından geçene de elimdeki çukolatayı vereceğim dedim!'
Olay ne kadar da bizim transferin açılması hikayesine benziyor. Birileri daireyi çizip, 'altından geçebilene transfer izni vereceğim' demiş. Birileri de geçerim zannederek, işe başlamış. Çabalıyorlar!
Unutmuş artık!
Issız adada saçı sakalına karışmış, ihtiyar adamın yanına gelen gemi kaptanı soruyor...
'Burada ne yapıyorsun?'
'Bilmiyorum' diyor ihtiyar.
'E neden geldin taaa buralara?'
'Unutmak için geldim'
'Neyi unutmak için?'
'Unuttum artık onu da!'
Bir süre sonra Sakaryaspor'un dertlerinden kaçıp da, neden kaçtığını bile unutacak hale gelmiş insanlarla karşılaşabilir uzun yol kaptanları ıssız adalarda...
Hata!
Bazen bir 'hata' da, sonunda 'doğru' çıkabilir. Şayet hatayı yapan kazara yanılmış olursa!
Bizim hata yapanlarımız bırak kazarayı, asla yanılmadığı gibi üstelik tam isabet kaydediyorlar.
Var bir benzerlik...
Tatilci kırsalda yaşayan bir aileye konuk oluyor. Bakıyor ki sivrisinekler vızır vızır uçuşmakta ortalıkta. 'Sineklere karşı bir önlem almıyor musunuz?' diye sorunca; 'Çok sıkıştığımıda alıyoruz' diyor ev sakinleri. 'Peki ne yapıyorsunuz?' dediğinde tatilci, 'evdeki kocakarıyla, bebeğin üstüne bol bol bal döküyoruz. Sinekler de onların üzerine toplanıyor' diye cevap vermiş ev sahibi.
'Yahu sizde hiç vicdan yok mu, nasıl bir rezilliktir bu? Zavallı ihtiyar feryad etmiyor, bebek ağlamıyor mu?' Cevap gelmiş sakince! 'Kocakarı felçli. Konuşamadığı gibi, kıpırdayamıyor da, bebeğin de ağzında emzik oluyor!'
Bazen düşünüyorum; bizim şehir de felçliler ve bebekler statüsünde mi ne? Var bir benzerlik sanki!
Özdemir Asaf
Kendi bahçesinde dal olamayan biri...
Girmiş bahçeme, ağaçlık taslıyor!
Bir de şiir...
Mütehassıs çok ama... Bilmem nerde ihtisas?
İşte gene ortalık.... Eski hamam eski tas...
Piyasada aranan... Hep yalanla, iltimas.
|