“MİLLETİN ÖNÜNDE KİMSE DURAMAZ”


Hayır diyenlerin baskı altında olduğu iddialarını değerlendiren Milletvekili Recep Uncuoğlu, “Milletin önünde kimse duramaz. Millete kimse sopa gösteremez. Böyle bir durum olsa hakkını arar ve alır” diye konuştu

Düşmanlarımızı sevindirmeyin!

AK Parti Milletvekili Recep Uncuoğlu, Hür FM’de Engin Arapoğlu’nun hazırlayıp sunduğu Hür Meydan programının konuğu oldu. Referandumdan hayır çıkmasının Türkiye düşmanlarını sevindireceğini söyleyen Uncuoğlu, “Evet’lerin ne denli güçlü çıkması gerektiğini buradan da anlayabiliriz” dedi

ACI TECRÜBELER

Sistem değişikliğine ne gerek vardı? Parlamenter sistemde devlet yönetilmiyor muydu? 14 yıllık iktidarınızda bu sistemle ne istediniz de yapamadınız?

Recep Uncuoğlu: Tarihi bir süreç yaşıyoruz. Milletin doğrudan hükümetin başını seçeceği bir değişikliği oylayacağız. Bu sistem değişikliği ihtiyacını Türkiye çok partili siyasi hayatında geçmiş 50-60 yılında maalesef acı tecrübelerle hissetti. Birçok liderin bunu gündeme getirdiği zamanlar oldu. Koalisyon hükümetlerinin başarısızlığı, çok başlılık, kısır çekişmeler, zayıf hükümetler, anlaşmazlıklar sonucu yıkılan ömrü 1 yılı bulmayan hükümetler bu modelin değişmesi gerektiği artık tescillenmiştir. Yani her zaman Türkiye’nin gündemindeydi ama istikrar dönemlerinde unutuldu. Sıkıntı yaşanan koalisyon dönemlerinde ise muktedir olunamadı.

İKİ İLERİ BİR GERİ

Tabii ki bugüne kadar parlamenter sistem ile ülke yönetildi ama bu kadar yönetildi. Çok partili siyasi hayatımızda darbeler, büyük devalüasyonlar, bir türlü gerçekleştirilemeyen hedefler, çözemediğimiz iç güvenlik sorunu, artıramadığımız GSMH, dış ticaretimiz, bilimde sanayide kültürde sanatta sporda çok daha cevherlerimiz olmasına rağmen elde edemediğimiz başarılar var. Bu sistem bizi kör topal, iki ileri bir geri götüren bir sistem. Bulunduğumuz nokta yeterli değil.

BURASI TÜRKİYE

2023 hedeflerinden bahsederken bile pek çok ileri ülkenin gerisindeyiz. Biz medeniyetin beşiği iken 50-60 yıldır kendi içinde mücadele eden, zaman zaman bütün kazanımlarını kaybeden, kendi krizlerini çözme adına darbelerden medet uman süreçler yaşadık. İnsanların eğitim hakkının, yaşam hakkının, özgürce kendilerini ifade etme hakkının, inancını yaşama hakkının elinden alındığı, nice ocakların söndüğü, nice insanların işkencelerle, faili meçhullerle hayatını kaybettiği dönemler yaşadık. Bu sistemin neticesinde biz bir çaresizlik içerisinde “Burası Türkiye, burada her şey olur” derdik. Pul parası bulamayan mahkemeler, bıçak parası bulamayıp evini barkını satan, varını yoğunu ortaya koyan, kılık değiştirip hastaneden kaçmak zorunda kalan, cenazesini hastanede bırakan insanlar olarak yoksulluk, yolsuzluk yaşadık, yasaklar altında ezildik. Bunların Türkiye’ye maliyeti milyarlarca dolardır.

SİSTEMİN ARIZALARI

Bu sistem bizi buraya kadar getirdi evet. Bu sistemin arızaları artık tescillidir. Bugün kimse Türkiye koalisyonlarla çok iyi yönetilmiştir diyemez. Koalisyonlar iyidir kimse diyemez. Koalisyon hükümetleri vesayetlere davetiye çıkarmıştır. Millete tepeden bakanlara davetiye çıkarmıştır. Zayıf hükümetler darbelere davetiye çıkarmıştır. Parlamenter sistemin gerçekten değişmesi gerektiğini hepimiz en çok darbelerin etkileri altında ya da o kötü yönetimlerin etkileri altındayken hissettik. Ne zaman milli irade bir çatı altında buluştu o zaman bu millet hizmet aldı, devletiyle barıştı, önemli reformlar gerçekleşti, insanların alın teri, emeği refaha dönüştü. Bu zamanlarda da bizler o günleri unuttuk. Sistemimizin doğru işleyen bir sistem olduğunu zannettik.

SAVAŞ AÇTILAR

7 Haziran’da AK Parti tek başına iktidarının 12-13. senesinde yüzde 40 ile iktidar olamadı. Her şey birçok alanda iyi giderken, eski Türkiye’nin işsizlikleri, siyasi krizleri, devalüasyonları, devletin 3 sente muhtaç olduğu dönemleri yaşamazken dahi siyasi tercihler farklı yönde tecelli etti, tek başına iktidar olamadı AK Parti. 4 parti meclise girdi, bu 4 parti de hükümet kuramadı. 4 partinin kuramadığı hükümeti, kuramadığı koalisyonu terör örgütleri kurdu. PKK, DAEŞ, DHKP-C koalisyonu Türkiye’ye savaş açtı. Terör düğmeye bastı. Çünkü Türkiye’yi zayıf anı olan hükümetsiz anda yakaladı. Demek ki bu tehdit bizim sistemimizde var. Bizim irademiz tek bir adreste buluşursa güçlü hükümetlere sahip oluyoruz, buluşamazsa maalesef hükümetsiz kalıyoruz ya da hükümetlerimiz son derece zayıf oluyor. Çünkü anayasamız böyle. Çünkü hükümet modelimiz böyle. Bugün millet iradesi tek başına iktidarda buluşuyoruz lakin bu milletin iradesi, farklı siyasi tercihler ortaya koyarsa kaçınılmaz bir sonuç olarak bu tablo yine karşımıza çıkar.

TÜRKİYE MANZARALARI

Sistemimiz parlamentodan çıkan bir hükümeti öneriyor. Millet doğrudan başbakan seçemiyor ki. Doğrudan kendine hükümet edecek bir irade seçemiyor. Millet, milletvekillerine ve siyasi partilere oy veriyor. Onların oluşturduğu parlamentodan da bir hükümet çıkıyor. O hükümet gücünü parlamentodaki çoğunluğundan alıyor, o çoğunluk yoksa ortaklık kurulmak zorundaysa, pazarlıklar kısır çekişmeler ya da devleti yönetmeden kaynaklanacak menfaatlerin paylaşımı söz konusu oluyor. Onlardan siyaset devşirme gibi bir geleneğimiz var bizim maalesef. Partizanca yaklaşmak gibi bir geleneğimiz var. O gelenek tekrar siyasetin olmazsa olmazı olarak hortladığında buyurun eski Türkiye manzaraları. Bakın kasalar doldu 6 ayda boşalır. Türkiye Allah korusun kötü bir yönetimle bütün bu 15 yıllık kazandığını ve geldiği noktayı 1-2 yıl içinde kaybedebilir. Kuyrukları, enflasyonun alıp başını gittiğini hatırlıyoruz, o yüzden sistemi değiştirmek bugüne kadar tamamen yaşadığımız siyasi hayatımızda herkesin artık ittifak ettiği ama bir türlü de muktedir edemediği ve vesayetin olmazsa olmazı olarak müsaade edilemeyecek, büyük bir direnç gösterdiği bir değişiklik.

NE YAPAMADIK?

Ne yapamadı AK Parti iktidarı? En basitinden 2-B yasasını Sayın Ahmet Necdet Sezer AK Parti’nin iktidarda olduğu yıllarda Cumhurbaşkanı iken veto etti. Birçok atamayı gerçekleştiremedik, Bakanlar Kurulu’nu oluşturamadık, başarılı bir şekilde genel müdürlük ve il müdürlüğü yapabilecek, bakan olabilecek, müsteşar olabilecek bir sürü insan Sayın Cumhurbaşkanı Sezer’in vetosuna takıldı. Birçok yasal düzenleme Anayasa Mahkemesi’ne götürüldü, iptal ettirildi. Sözüm ona o zaman adı hukuktu, aynı düzenleme Sayın Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde gündeme geldi, yasalaştı, insanımız bu haktan yararlandı. Bakın Türkiye’de 2-B’nin oluşturduğu hiçbir olumsuzluk olmadı. Hatta 2 defa daha nüanslar düzenlenerek insanlarımıza yol açıldı. Devletimiz de buradan kazanç sağladı. İnsanların yıllardır ekip biçtiği yeri sahiplenmesini, onun karşılığını da devletine borcunu ödeyebilmesini sağladık. Bu ve buna benzer birçok uygulamayı sırf farklı siyasi zihniyetlerden oldukları için Başbakan-Cumhurbaşkanı çekişmeleriyle ya da farklı partilerden olan koalisyon hükümetlerindeki önceliklerin farklı olması sebebiyle hayata geçirilemedi. Birçok milli politika başlanıp sonuçlandırılamadı. Çünkü hükümetlerin ömrü bunlarla ilgili uygulamaları gerçekleştirmeye yetmedi

KAPATMA DAVASI

Tek başına iktidar partisi AK Parti 2007 yılında cumhurbaşkanını kendi seçemedi. Anayasa Mahkemesi ucube bir karar ortaya koydu ve bugüne kadar hiç görülmemiş şekilde “367 milletvekili mecliste olmadan siz cumhurbaşkanını seçemezsiniz” dedi. Oylamaları iptal etti. 27 Nisan’da da Genelkurmay muhtıra verdi. 2007 yılının Türkiye’sinde tek başına iktidar olan AK Parti’ye muhtıra veriliyor. O dönemde cumhuriyet mitingleri yapanlar mı dersiniz, hükümete her fırsatta mesaj veren, o günkü şartlarda vesayetin etkisiyle hareket eden yapılar mı dersiniz bir baktık ki ordu göreve diyenler, sokağa diyen akademisyenler, rektörler, iş adamları, bazı sermaye grupları, medya çevreleri türedi. Biz bunlardan milletin hakemliği ile kurtulduk. 20 Temmuz’da millet tekrar AK Parti’ye güvenini tazeleyerek ve artırarak destek verdi. Cumhurbaşkanını halk seçsin diyerek bu süreci atlattık. Bütün bunlar bizim ne yapmak isteyip de yapamadığımızın çok önemli bir özeti. Google’dan, internetten düzmece haberlerden oluşturulan iddianamelerle AK Parti’ye kapatma davası açıldı. Türkiye’de keskin bir ekonomik kriz yokken, herhangi bir sosyal kriz, asayiş problemi yokken, AK Parti’nin toplumun birçok kesimini sıkıntıya sokan hiçbir uygulaması yokken düzmece uygulamalarla AK Parti’ye kapatma davası açıldı. Bütün bunlar önemli bir zaman kaybına neden oldu.

MECLİS DAHA DA GÜÇLENİYOR

Meclisin yetkilerinin azalacağına ilişkin eleştiriler var. Meclis bir anlamda by-pass edilecek, yetki ve görevleri, tarihi misyonu azalacak deniyor. Buna mukabil de milletvekili sayısının 600’e çıkarılması fuzuli bir masraf deniliyor?

Recep Uncuoğlu: Bakın bu düzenlemeyle meclis aslında gerçekten yasama faaliyetine dönüyor. Bugün meclisten çıkan kanunların yüzde 98’i Bakanlar Kurulu tarafından TBMM’ye sunulan tekliflerdir. Bugün muhalefet partisi milletvekillerinin mecliste görüşülmeyeceğini bile bile verdiği teklifler sadece seçmenlerine karşı biz de böyle bir uygulama için teklifimizi sunduk diyebilmekten öteye geçmemektedir. Asıl bu düzenlemeyle Cumhurbaşkanı’nın oluşturduğu Bakanlar Kurulu TBMM’ye teklifte bulunamayacak. Yasa tekliflerini sadece ve sadece milletvekilleri verecek. Yani o Bakanlıklar bir yasal düzenlemeye, torba yasalara ihtiyaç duyduklarında  ya da bunların nasıl gündeme gelecekleri ile alakalı bazı yasal düzenlemeler var ki torba yasayla belki gündeme gelmemesi gerekiyor. Buna milletvekilleri karar verecek. Bu teklifleri milletvekilleri oluşturacak, yoğuracak kendi katkılarını içine katacak ve ilgili bakanlıkların, cumhurbaşkanının, hükümetin de taleplerini içine yansıtıp kendilerine göre düzenleyip teklif edecekler. Meclis çok daha etkin olacak. Meclisin yasama görevi azaltılmıyor, güçlendiriliyor. Bir de cumhurbaşkanına bu düzenlemeyle sadece kararname yetkisi veriliyor. Bakanlar Kurulu kararı kararnameye dönüşüyor. Kararname diye bir düzenleme bizim sistemimizden tamamen kalkıyor. Bugün bütçeyi onaylamak, para basmak, uluslararası anlaşmaları onaylamak, OHAL’i onaylamak, süresini uzatmak ve cumhurbaşkanının kendisi ile seçim kararı alabilme yetkisi TBMM’de. Aynı zamanda TBMM bugüne kadar kanunla düzenlenen bütün konularda kanun koyucu olarak tek merci özelliğini koruyor. Cumhurbaşkanı kanunla düzenlenmiş hiçbir konuda kararname çıkaramıyor.

MİLLETVEKİLİ SAYISI

Nüfusumuz son on yılda yüzde 10’dan fazla arttı. Yurtdışındakilerle birlikte 85 milyon nüfusumuz var. AB’de 50 bin kişiye, İngiltere’de 30 bin kişiye bir milletvekili düşüyor. Türkiye’de 143 bin kişiye bir milletvekili düşüyor. Biz temsil güçlendirilsin istiyoruz. Bu kadar aktif bir coğrafyada vekillere ulaşmak kolay olsun diye 600 vekile çıkarıyoruz. Bunun masrafı bu sinerji ile oluşacak refahın yanında önemsiz kalıyor. Bu masraftan rahatsız olanlar meclis divanı kasasına yıktıkları, Adana milletvekilinin 14 aylık 2 trilyonluk haberleşme masrafını gözden geçirsinler. Maalesef böyle bir anlayış tamamen paketi çaresizce karalamaya çalışmaktan başka bir şey değil.

MİLLETİN ÖNÜNDE  KİMSE DURAMAZ

Hayır diyenlerin baskı altında olduğu iddialarını değerlendiren AK Parti Milletvekili Recep Uncuoğlu, “Milletin önünde kimse duramaz. Millete kimse sopa gösteremez. Böyle bir durum olsa hakkını arar ve alır. Hayır kampanyası yürütenler her yerde rahatça mitinglerini yapabiliyor” diye konuştu

GÖZÜMÜZE BAKIP ‘HAYIR’ DİYEN VAR

İktidarın elinde birçok sopa olduğu için insanların hayır demeye korktuğu iddiaları var. Tabir-i caizse insanlar başıma bir şey gelir mi korkusuyla hayır demeye çekiniyorlar. Hükümet ise bütün imkânlarıyla saldırıyor. Bu manada eşit şartlarda bir propaganda faaliyeti yürütülmüyor diyebilir miyiz?

Recep Uncuoğlu: Bu söyleme katılmak mümkün değil. Bugün gerçekten toplumumuz çok daha bilinçli, çok daha hakkını arar durumda. Aziz milletimiz 15 Temmuz gibi bir hain darbe girişimini meydanlara dökülerek, canını ortaya koyarak engellemiş, hakkını aramış. Devletini ve milletini, istikbalini, ezanını, idealini kimseye bırakmamış. Bu noktada milletin önünde kimse duramaz. Millete kimse sopa gösteremez. Aziz milletimizin her noktada gerçekten talepleri istekleri, sıkıntıları, yerel yönetimlerden, ilgili bakanlıklara son derece rahat ulaşılabilir durumda. Hayır kampanyası yürütenler her yerde rahatça mitinglerini yapabiliyorlar. Sakarya’mızda da hayır broşürleri ile kapı kapı gezebiliyorlar. Kahve toplantıları yapabiliyorlar, her ilçemizde son derece rahat hayır propagandası yapabilecek son derece iyi bir siyaset kültürü var. Bugün eveti savunanlar dâhilhayırpropagandası yapmaya gelenleri dışlayıcı, engelleyici bir tavır ortaya koymuyor. Sakarya’nın hiçbir köşesinde böyle bir vukuatımız olmadı. Ne bugün, ne dün, ne de bundan sonra olmayacak. Böyle bir engelleme yok. Bu sadece muhalefetin kendi yürütemediği, başarısız yürüttüğü, ya da milletten beklediği teveccühü bulmadığı hayır kampanyalarının başarısızlığına mazeret bulmak, kendilerinin mağdur edildiğini, ya da zayıflığının gerekçesinin bu olduğu, bir manada bahanesini sarılmaktan başka bir şey değildir. O yüzden kesinlikle böyle bir durum yok. Sokaklardayız, çarşıdayız, gözümüzün içine baka baka hayır diyen, otobüslerimize “hayır, hayır, hayır” diyen vatandaşlarımız da var. Birbirimize bakarak gülümseyip geçiyoruz.

CESARET BULMASINLAR

Oldu da referandumdan hayır çıktı, ne olacak o zaman?

Recep Uncuoğlu: Bu referandumdan hayır çıkarsa çok sevinenler olacak. Başta Türkiye düşmanları sevinecek. Türkiye yatırım yapmasın, üçüncü köprüsünü, havalimanını, nükleer santrallerini yapmasın, Türkiye bu coğrafyada güçlü ve dimdik ayakta olmasın diye hesap yapanlar, Türkiye’nin önüne engeller çıkaranlar, kredi notlarını kıranlar, ekonomisine manipülasyonlar yapanlar, saldıranlar, terör örgütlerine destek verenler, bakanlarımızı milletvekillerimizi sınır dışı edenler bu işe sevinecek. Hayır çıkarsa birileri cesaret bulacak, hayır çıkarsa birileri diyecek ki bu Türkiye’de artık bizim de şansımız devam ediyor, bir gün Türkiye koalisyona düşerse, bir gün Türkiye bu siyasi birlikteliğini kaybederse bu memleketin üzerinde akbaba gibi bekleyenlere gün doğacak. Maalesef hayır çıkarsa bu cesaretle bugüne kadar Türkiye’ye saldırdıkları dozun üzerine çıkmaya da cesaret edecekler. Hükümete, cumhurbaşkanına bir güvensizlik oyu gibi de algılansın diye büyük gayretler içine gireceklerini düşünüyorum. Muhalefet asıl bu söylemi gerçek niyetini gizlemek için ortaya koyuyor. Siz hayır diyebilirsiniz,hiçbir şey olmayacak, Başbakan Cumhurbaşkanı görevde kalmaya devam edecek diyorlar. Ama onlar bu hayırın çıkması halinde bunu bir güvensizlik oyu olarak değerlendirip her alanda saldırılarını çok daha kuvvetli, çok daha acımasızca devam ettirecekler. Evet’lerin ne denli güçlü çıkması gerektiğini buradan da anlayabiliriz.

ÇOK GÜZEL BİR MİTİNG OLDU

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilimizdeki mitingini nasıl buldunuz?

Recep Uncuoğlu: Hemşerilerimiz meydanı dolup taşırdı. Birçok vatandaşımızın adeta alana giremediği son derece coşkulu ve güzel bir mitingdi. Beni çok duygulandırdı. 15 Temmuz gecesi evimden çıktım, o kara gecede ilk gittiğim yer Demokrasi Meydanı’mızdı. Orada buluştuk milletvekillerimiz, il başkanımız, gönül verenler... Birçok vatandaşımız geldi. Ve orada her dakika sayımız arttı, oradan valiliğe gittik, o gece orada Cumhurbaşkanımızın açıklamalarını dinledik, küçücük mikrofonlarla telefonlardan konuşmasını insanımıza duyurmaya çalıştık. O meydanda mücadele verdik ve o meydanda 27 gece boyunca nöbet tuttuk. O meydan Fatihalarla, İstiklal Marşı ile inledi. Cumhurbaşkanımızın sesini duyduğumuzda o meydanda duyduğumuz sevinci bir bayram olarak yaşadık. O nedenle çok duygulandım. Milletin adamıyla o meydanda tekrar buluşabilmiş olmak bu milletin yine umuduyla yine coşkusuyla dualarıyla albayrağın altında onbinlerin bir araya gelmiş olması çok önemliydi.  Hemşerilerimizde Reis’i ilk defa 15 Temmuz’dan sonra o meydanda ağırlamanın verdiği kötü günlerden sonraki hasret gidermenin duygusuyla daha bir başkaydılar. Allah hepsinden razı olsun. Çok güzel bir miting oldu.

YÜZDE 75’İN ÜZERİ

Uzun yıllar il başkanlığı da yaptınız. Sokağı çok iyi okuyorsunuz. Bu bağlamda Sakarya’daki oy tahmininiz nedir?

Recep Uncuoğlu: Sakaryalı hemşehrilerimiz çok kadirşinas.Bu davanın her zaman, her şart altında, en zor zamanlarında sahip çıkanı oldular. Hep en önde giden neferleri oldular. O yüzden referandumda da en büyük iradeyi ortaya koyacaklarına ve tarihi bir rekor kıracaklarına inanıyorum. Rakam vermek zor. Bu ısmarlama bir anlayışla millete bir ödev vermek ya da bir barem koymak gibi. Milletimizin kararı yüzde kaç olursa olsun başımızın üstünde. Ama ben inanıyorum ki bugüne kadar aldığımız en yüksek oyu hem referandumlar olsun hem genel seçimler hem cumhurbaşkanlığı seçimleri olsun Sakarya’da aldığımız en yüksek oyu alacağız. Allah’ın izniyle yüzde 75’lerin üzerine çıkacağımıza da inanıyorum.

ŞEHRİN MESELELERİ

Hızlıca şehrimizin meselelerine de değinelim. 1000 yataklı şehir hastanesinde durum nedir?

Recep Uncuoğlu: Hastane ile ilgili bakanlığımızla görüşmelerimiz devam ediyor. Bakanlığımız müsteşar ve saha koordinatörü bazında şehrimizde alternatif arsaları inceledi. Değerlendirmeleri birçok yönüyle raporlama hazırlığı içerisindeler. Büyükşehirimiz de bir hazırlık yapacak ve biz bakanımızla referandum sonrası bir araya gelip artık 1000 yataklı hastanemizin yerini kesinleştirmiş olacağız ve arkasından hemen proje, ihale süreci, arsa ile ilgili işlemler ve tahsis işlemleri gerçekleşecek.

İkinci Üniversite?

Recep Uncuoğlu: İkinci üniversite ile ilgili YÖK onayı çıktı. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan da onay noktasında son düzenleme hazır. TBMM’ye diğer yeni kurulacak üniversitelerle beraber bir paket içerisinde gelecek. Bununla alakalı konu başbakanlığa ulaştırıldı. Bakanlar Kurulu’nun teklifi olarak TBMM’ye gelmesinin eli kulağında. Bu da referandum sonrasında önümüzdeki yaz aylarında Allah’ın izniyle meclise gelip mecliste onaylanarak kurulmuş olacak. Ardından hemen arazi tahsisleri, kurucu yapılanması hayata geçecek.

Sakarya adliyesi?

Recep Uncuoğlu: Sakarya adliyesi ile ilgili hemen valiliğimizin yanındaki alanın tahsisi noktasında afet işlerinden maliyeye devri noktasında işlemleri tamamladık. O bölgenin Adalet Bakanlığı’na tahsisi ve orada da adalet sarayımızın inşası için süreç devam ediyor. O bölgede hem arsanın konumu itibariyle, hem büyüklüğü itibariyle en uygun yer olduğunu ve bakanlığımızın da bu yerle alakalı olumlu görüşleri olduğunu da yaptığımız bütün çalışmalarda müşahade ettik. Arsanın devri gerçekleşir gerçekleşmez orada da proje ve yapım ihalesi süreci başlayacak.

Bölge Adliye Mahkemesi?

Recep Uncuoğlu:Önümüzdeki yıla girmeden bir noktada bir an önce hayata geçmesi için çalışmalar devam ediyor. O binanın atıl kalacağı konusunda kaygılar var. Hiçbir şekilde böyle bir kaygıya düşmesin vatandaşımız. O binamızda önümüzdeki seneye kalmadan bölge adliyemiz çeşitli dairelerinin tamamlanmasına müteakip hızlıca görev görmeye başlayacak inşallah.

Stat arazisi?

Recep Uncuoğlu:Stat arazisinin karşılığında TOKİ bize 100 milyon lirayı aşkın bir değerde çok güzel bir stadyum kazandırdı. Stadımız bitmek üzere. Aydınlatmaları, çim ve çatı örtüsü ve içerideki çalışmaları tamamlanmak üzere. Çok güzel bir eser oldu. Böyle bir maliyeti TOKİ oradaki arazi karşılığında hayata geçirdi. O bölge yeşil alan açısından çok sıkışık bir bölge değil. Hemen yanıbaşında Kent Park var. Kent Park’ın büyüklüğüne baktığınız zaman o ölçekte yeşil alanlar, içinde suni göletleri olan, şehir merkezinde şehir göbeğinde birçok ilde bulamayacağınız bir nefes alma alanı. Onları sosyal donatılarla belli ticari kültürel sanatsal bir takım mekânlarla desteklemediğinizde yeşil alanlar o kadar etkin ve efektif kullanılamıyor açıkçası. Bunları etkin efektif kullanmanın yolu, onları dediğim gibi diğer donatılarla desteklemek. Düşük yoğunluklu, çevreyle uyumlu, kültüre, sanata ve ticarete, oradaki bütün gençlik ve insanımızın hareketlerine, dinlenmesine, etkileşimine fayda verecek bir yapılaşmanın o bölgedeki yeşil alanları da, Kent Park’ı da, Çark Mesire’nin de ve dere boyununda daha etkin daha güzel kullanımına olanak sağlayacağını düşünüyorum. O yönüyle sadece bir ön kabulle, efendim buralar sadece yeşil alan kalsın demek oraları atıl bırakmak ve oraların her türlü hem sosyal anlamda hem yeşil alan ihtiyacı anlamında hem günübirlik diğer aktivitelerin gerçekleşmesi anlamında etkin kullanılmasının önünü kapatan bir ön kabul olduğunu düşünüyorum. O yüzden ben diyorum ki ne TOKİ, ne büyükşehir belediyemiz, ne de bizler orada trafiği, yaşamı zorlaştıracak bir yapının olmasına razı gelmeyecek ve oradaki yeşil alanı da destekleyen bir donatı şeklinde, bir cazibe alanı oluşturan bir yapılaşma olacak inşallah. Biz bu yönüyle kanaat kullanacağız, bu yönüyle TOKİ’nin buradaki imar faaliyetinin takipçisi olacağız inşallah.

28 Mart 2017 , Salı
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.
  1. GÜNDEM
  2. YAŞAM
  3. KÜLTÜR
  4. TEKNOLOJİ
  5. SPOR
  6. EĞİTİM
  7. EKONOMİ
  8. SİYASET
  9. DÜNYA
  10. SAĞLIK
  11. MEDYA

 

 


 

YAZARLAR

Zeki AYDINTEPE

SÜRPRİZ AMA YERİNDE BİR ATAMA

Çok Okunanlar
  1. Bugün
  2. Dün

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara